Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "güne"

Lernen Sie, wie man güne in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Çay ve kahve, güne başlamaya yardımcı olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu işi yarından sonraki güne kadar bitirmeliyim.
Translate from Türkisch to Englisch

O günde güne beni aradı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom o güne kadar başka bir ülkede yaşamak için bir şansı olacağını düşünmüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O güne kadar, ben hiç köpek eti yemedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Hava günden güne soğuyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Hava günden güne soğudu.
Translate from Türkisch to Englisch

Hava günden güne ılıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben günden güne çok fazla İngilizce çalıştım.
Translate from Türkisch to Englisch

Hastanın durumu günden güne değişiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary ile evlenmenin o güne kadar yaptığı en iyi şey olduğuna inanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O günden güne daha da güzelleşiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom onun hakkında düşünmek için bir ya da iki güne ihtiyacı olduğunu söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Her güne hayatındaki en güzel gün olma fırsatını ver.
Translate from Türkisch to Englisch

Bacaklarım günden güne daha da iyileşiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Ken günden güne yüzmeye gider.
Translate from Türkisch to Englisch

Günden güne daha iyi olacağım.
Translate from Türkisch to Englisch

Günden güne çok çalıştım.
Translate from Türkisch to Englisch

Günden güne hava soğuyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Günden güne hava ısınıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, günden güne iyileşiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Duruşma günden güne devam etti.
Translate from Türkisch to Englisch

O, günden güne çok çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

Günden güne hava gittikçe ısınıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Özel konferans, kötü hava koşulları nedeniyle bir sonraki güne ertelendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Altının fiyatı günden güne değişiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Gideceğim ama birkaç güne dönerim merak etme.
Translate from Türkisch to Englisch

Günden güne Müttefikler Almanları geri püskürttü.
Translate from Türkisch to Englisch

Öbür güne kadar burada kalacağım.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer yarın yağmur yağarsa, yola çıkışımı ilk iyi güne kadar erteleyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch

Hastanın durumu günden güne iyiye gidiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bebeğimiz günden güne büyüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Birkaç güne daha ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Yarından sonraki güne kadar kalacağım.
Translate from Türkisch to Englisch

O ülkenin ekonomik durumu günden güne değişiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Birkaç güne onun hakkında konuşacağız.
Translate from Türkisch to Englisch

Beni bu güne getiren amcamdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Hava günden güne ısınıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Hasta günden güne gittikçe kötüleşiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Kız kardeşim yıldız falını okumadan güne başlamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Güne iyi başlamıştım, moralim bozuldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Oğlum ne güne duruyor?
Translate from Türkisch to Englisch

Ben ne güne duruyorum?
Translate from Türkisch to Englisch

Sen ne güne duruyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch

Güne başlamak için güzel bir fincan kahveden daha iyi bir şey yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch

Birkaç güne taburcu olursunuz.
Translate from Türkisch to Englisch

Öleceğim güne kadar seni seveceğim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom günden güne daha iyi oluyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Öldüğü güne kadar espri anlayışını sürdürdü.

Güne başlamanın daha iyi bir yolu yok.

O tezi tercüme etmek için en azından üç güne ihtiyacım olacak.

Biz günden güne yaşlanıyoruz.

Fiyatlar günden güne yükseliyor.

Çalışanların alışkanlıklarından biri sarhoş olmak ve ertesi güne kadar sefil hayatlarını unutmak için iş gününün sonunda bir barda ya da restoranda toplanmaktır.

Durum günden güne kötüleşiyor.

Mısır gevreğimi yemeden güne başlayamam.

Bir güne kadar Boston'da kalmayı umuyorum.

Öbür güne kadar bu işi bitirmeliyim.

Öbür güne kadar bu ev ödevini bitirtmelisin.

Öbür güne kadar işimi yaptırmalıyım.

Tom'un ruh hali günden güne gözle görülür bir biçimde değişiyor.

Öbür güne kadar ayrılmayı planlamıyorum.

İki güne bir bir dersim var.

Bu bölgede, kum fırtınaları dört güne kadar sürebilir.

Bu işi bitirmek için bir güne daha ihtiyacımız var.

"Kararın nedir?" "Kararı ertesi güne bırakabilir miyim?"

Güne iyi bir kahvaltıyla başladı.

Gerekli hazırlıkları yapmak için en azından bir güne ihtiyacım olacak.

Sebzelerin fiyatı günden güne değişir.

Güne başlamak için iyi bir kahveden daha iyi bir şey yoktur.

Ben günden güne yaşıyorum.

Bu hastanın durumu günden güne kötüleşiyor.

Uyanma bir güne başlamak için can sıkıcı bir yoldur.

Günden güne hava gittikçe soğuyor.

Güne dinç başla.

Ben yokken biri beni ararsa, onlara beş güne kadar döneceğim söyle.

O, tatili sırasında günden güne golf oynadı.

Hava günden güne değişir.

Sadece bir güne daha ihtiyacım var.

Sana birkaç güne daha ihtiyacım olduğunu söyledim.

Çocukken, Mary özellikle palyaçolar ve maymunlardan nefret ediyordu. Bu güne gelince, gerçekten, bu ,bir parça bile değişmedi.

O güne dönmek istiyorum.

„Ne dersin, öbür güne kadar iyileşir mi?“ - „Bilmem ki. Önce bir onunla konuşayım.“

O güne doyurucu bir kahvaltıyla başladı.

İşleri düzeltmek için yalnızca birkaç güne daha ihtiyacım var.

Ödemek için 30 güne daha ihtiyacım var.

O, programını günden güne değiştirir.

Bunu düşünmek için birkaç güne ihtiyacım var.

Bunun hakkında düşünmek için birkaç güne ihtiyacım var.

Sami masumiyetini öldüğü güne kadar sürdürecek.

Sami ertesi güne kadar bekledi.

Sami yoğun bir güne hazırlanıyordu.

Tom güne yenilenmiş enerji ile başladı.

Tom, öldüğü güne kadar bunu yapmaya devam etti.

Tom bir iki güne döner.

Tom birkaç güne dönmüş olur.

Canik sancağı üzerine bilgi verdikten sonra bir iki güne değin Samsun'dan karargâhımla, bir süre için Havza'ya gideceğimi ve her durumda Samsun'dan ayrılmadan önce beni aydınlatacak bilgileri beklediğimi yazdım.

Hayatımın Saeb'le tanıştığım güne dek dilsel bir anlamı yoktu.

Üç güne yetiştirebilirim.

Bu nedenle cesaretimizi yitirmeyiz. Her ne kadar dış varlığımız harap oluyorsa da, iç varlığımız günden güne yenileniyor. Çünkü geçici, hafif sıkıntılarımız bize, ağırlıkta hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar büyük, sonsuz bir yücelik kazandırmaktadır. Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch