Lernen Sie, wie man güz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 12 handverlesene Beispiele.
Güz gelmek üzere.
Translate from Türkisch to Englisch
Güz, Ekim'de başlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Senede dört mevsim vardır: Bahar, yaz, güz ve kış.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayat yaz çiçekleri, ölüm de güz yaprakları gibi güzel olsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yeşil yapraklar güz aylarında kızarır veya sararırlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Güz ortası günü Çin'de geleneksel bir bayramdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Güz gelmiş, yapraklar düşmeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir varmış, bir yokmuş. Allah'ın deli kulları pek çokmuş. Çok demesi pek günahmış. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit oynar iken eski hamam içinde, develer tellal, pireler berber, horozlar imam iken, ben ninemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken, ninem düştü beşikten, dedem düştü eşikten. Biri kaptı maşayı, biri kaptı şişeyi, gösterdiler köşeyi. Ben kaçtım onlar kovaladı, onlar kovaladı ben kaçtım. Az gittik uz gittik, dere tepe düz gittik, altı ay bir güz gittik. Dönüp bir de arkamıza baktık ki ne görelim? Bir arpa boyu yol gitmişiz. Neyse, bir zamanlar Kaf Dağı'nın ardındaki çok uzak bir memlekette bir padişah yaşarmış.
Translate from Türkisch to Englisch
Güz kendini hissettiriyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Hava gün boyu nemli ve soğuktu, tam bir güz günüydü yani.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu şiirin konusu güz.
Translate from Türkisch to Englisch
Güz mevsimi bolluk zamanıdır.
Translate from Türkisch to Englisch