Lernen Sie, wie man galiba in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Galiba üşüteceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba bu kırmızı kazağı giyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba ben de seni özlüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba beş senedir evliler.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba denememek daha iyi.
Translate from Türkisch to Englisch
Takım elbisen ne kadar da eski. Galiba benimle yaşıt.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba o sandığı açmak için levyeye ihtiyacın olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Zil arada bir çalışmıyor nedeni benim galiba.
Translate from Türkisch to Englisch
Annem hepimizi etkiliyor galiba.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben kötü biriyim galiba?
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba biraz dinlenmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Anlıyorum galiba kutu boş olsa da istendiğinde doldurmak lazım.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba biliyorum neden öyle düşündüğünüzü.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba mektubun şu kitabın altında.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba bunu Tom söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba hatalıydım.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba gitsem iyi olur.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba bizi takip edeni biri var.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba Tom'un ne yaptığını biliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba senin biraz aklın karışmış.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba gerçekten ciddisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba çok fazla içtim.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba herkes Mary'ye aşık olduğumu sanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba herkes Mary'ye aşık olduğumu düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba seni denerken gördüğümü sandım.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba Tom hayvanları insanlardan daha çok seviyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba spor yapmalıyım.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba bir çözüm bulabiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba o kız benim kaderim değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba o kızın göstermediği bir yüzü var.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba o kız göründüğü kadar iyi niyetli değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba birisi bana büyü yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok yaşlı değilsin galiba.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba Tom'a aşığım.
Translate from Türkisch to Englisch
Dün galiba teyzemin hayatını kurtardım.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba hayatımda bir kez aşık oldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba Tom gerçekten de beni seviyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Hey, yardım eder misin bana? Ah, boşver! Meşgulsün galiba.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba sen bugün söylediğim bir sözü anlamıyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba sen beni hatırlamıyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kış galiba çok soğuk olacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba birkaç kilo vermeliyim.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba biraz kilo vermeliyim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kötü niyetim yok, sabah hata yaptım galiba.
Translate from Türkisch to Englisch
Siz ikiniz galiba yalnız kalmak istiyorsunuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve Mary galiba taksiyle gelecekler.
Translate from Türkisch to Englisch
O galiba biliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba, senin hikayenin gerçek olduğunu düşünemem.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba hatalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba bu kitabı okumaya sene sonuna kadar devam edeceğiz.
Translate from Türkisch to Englisch
O galiba cehennemde yanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Galiba yarın yine buraya geri geleceğim.
Daha az hamburger yemen, galiba daha sağlıklı olurdu.
Galiba kim olduğumu merak ediyorsun.
Mary bana çok öfkeli ve galiba kızmakta haklı.
Mary'nin sevgisine inanmadım ve galiba haklı çıktım.
Arka plan çok farklı galiba, hazır olun.
O galiba ödülü alamayacak.
Tom ve Mary galiba birbirlerini tanımıyorlar.
Galiba gelişi güzel okumuş.
Ben galiba yaşlandım.
Biraz da yaşlandım galiba.
Tom galiba masum.
Galiba Tom biraz önce bana yalan söyledi.
Galiba Tom karamsar.
Galiba bu defa durum farklı olacak.
Galiba karıştırıyoruz.
Bu defa sonuca ulaşılacak galiba.
Doğru olan galiba Tom'u kendi haline bırakmaktır.
Galiba şimdilik güvendeyiz.
Galiba beni çok önemli biri sanıyorlar.
Galiba o da kardeşi gibi pek yetenekli değil.
Galiba utanıyor.
Gaipten sesler duyuyorum galiba.
Beni çok fazla önemsemiyorsun galiba, değil mi?
Galiba buraya gelmeden önce seni haberdar etmem gerekiyordu.
Bitti galiba.
Söz hakkım yok galiba, değil mi?
Galiba onu bulduk.
Galiba sıra bende.
Hepimiz kardeşiz, ama kardeşliğin sınırları biraz belirsiz galiba.
Sen de matematikte pek iyi değilsin galiba.
Tom sahalara geri döndü galiba.
Bu, senin iltifat etme şeklin galiba.
Sır galiba.
Ana'nın ana dili Esperantoydu galiba.
Anneciğinin ana dili Esperantoydu galiba.
Tom galiba bir şeyler düşünüp duruyordu.
Onun söz verdiğini kesinlikle unutmuş, galiba.
Tom'un bir çocuğu vardı galiba.
Ayakkabıyı nasıl buldun? Güzel, değil mi? Galiba satın alacağım. Sen ne düşünüyorsun?
Sarhoş galiba.
Çözdün galiba.
Bu yediğim en tatlı şey galiba.
Galiba Green Gables'tan Bay Matthew Cuthbert sizsiniz?
Galiba gülünç görünüyordum.
Galiba hesap vakti geldi sonunda.
Sen yenisin galiba.
Galiba başardım.
Galiba daha sıcak tutan bir şey giysem iyi olur.