Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "geçmiş"

Lernen Sie, wie man geçmiş in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Geçmiş sadece bilinir, değişmez. Gelecek ise sadece değişir, bilinmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş olsun!
Translate from Türkisch to Englisch

Bana geçmiş günlerimi hatırlatmaksızın bu kitabı hiç okumadım.
Translate from Türkisch to Englisch

Modası geçmiş cazibeleri var.
Translate from Türkisch to Englisch

Hiçbir kültürel geçmiş, sanatı anlamak için gerekli değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ayakkabıların modası geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu gelmiş geçmiş en iyi metottur.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş, şimdi ve gelecek arasındaki ayrım sadece çok yaygın yanılsamadan başka bir şey değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun zaten modası geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Bütün gün sandalyede oturdu, geçmiş olayları düşündü.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom otuzunu geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Sınavı geçmiş olmaktan dolayı mutluydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin eteğin modası geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

O kırkı geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş hakkında üzülme.
Translate from Türkisch to Englisch

O, sınavı geçmiş olamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Bizim politikamız geçmiş için değil gelecek için yapmaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş hatalarının üzerinde durma.
Translate from Türkisch to Englisch

Gelmiş geçmiş en iyi grup olmak nasıl bir duygu?
Translate from Türkisch to Englisch

O gelmiş geçmiş en cesur askerdir.
Translate from Türkisch to Englisch

Uzak geçmiş hakkında konuşarak oturduk.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş deneyimleri hakkında bilgi aldılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin geçmiş deneyimini bilmeyen biri senin bir yerli konuşmacı gibi konuştuğunu söylerse, bu senin bir yerli konuşmacı olmadığını onlara fark ettiren konuşman hakkında muhtemelen bir şey fark ettiği anlamına gelir.Yani, senin gerçekten yerli konuşmacı gibi konuşmadığını.
Translate from Türkisch to Englisch

Bunun modası geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş hatalarının üzerinde durma!
Translate from Türkisch to Englisch

Bir ressamın kalitesi taşıdığı geçmiş miktarına bağlıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun modası geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Gelmiş geçmiş en büyük filozof kimdi?
Translate from Türkisch to Englisch

Vakit gece yarısını geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş geçmişte kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş benim için çok önemli değil fakat kapris kaldıracak sakinliğim yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Oyunların sıkıcı ve modası geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kendinden geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu pasaportun süresi geçmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

O gelmiş geçmiş en tehlikeli adamdır.
Translate from Türkisch to Englisch

O gelmiş geçmiş en tehlikeli adam.
Translate from Türkisch to Englisch

Bana geçmiş tıbbi hikayeni anlatır mısın?
Translate from Türkisch to Englisch

Kendimden geçmiş olmalıyım.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş geçmişte kalmıştır. Onun hakkında yapabileceğin hiçbir şey yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş ve gelecek yok; her şey sonsuz bir şimdikilikte akıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş tozdur; üfle gitsin.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş geçmişte bırakılmalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş bize hep umutsuzluk ve kadercilik aşılıyor. Gelecek ise umut ve sorunsuzluk vaad ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Geçmiş yaşamlarım hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu arabanın modası geçmiş.

Seni son gördüğümden beri yirmi yıl geçmiş.

Bir hafta geçmiş.

Gelecek ve geçmiş benzerdir.

O, gelmiş geçmiş en iyi partiydi.

Modası geçmiş bir şey.

Zamanı geçmiş bir şey.

Metodlarının modası geçmiş.

Bu makinenin zamanı geçmiş.

Bunun son kullanma tarihi aylar önce geçmiş.

Mary'nin kocası geçmiş yıl dönümü yemekleri için onu lüks bir Fransız restoranına götürdü.

Geçmiş silinemez.

Geçmiş hayatta bir prenses olduğumu düşünüyorum.

Pazar sabahından beri yıllar geçmiş gibi görünüyor.

Kendimden geçmiş gibiydim.

Öğleyi geçmiş. Haydi yemek yiyelim.

Geçmiş geçmiştir.

Onun geçmiş yaşamı ile ilgili bir şeyin farkında mısınız?

Bu ayın sonunda, bu şehirde çalışan insanların sayısı bini geçmiş olacak.

Onlar benim geçmiş yaşamım hakkında birçok soru sordular.

Bu gelmiş geçmiş en iyi parti.

Geçmiş bayramınız kutlu olsun!

Geçmiş hakkında bir şey bilmiyorum ama artık fakslarımız ve e-postalarımız var.

Tom'un giysilerinin modası geçmiş.

Senin elbisenin çoktan modası geçmiş.

Sarılığı geçmiş mi sorun bakalım.

"-mış, -miş, -muş, -müş" öğrenilen geçmiş zaman ekleridir.

"-mış, -miş, -muş, -müş" duyulan geçmiş zaman ekleridir.

Geçmiş hakkında sık sık düşünmüyorum.

Bugün kendinden geçmiş görünüyorsun.

Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı ve biz ne olduğunun farkına bile varmadan başka bir yıl daha geçmiş oldu.

Tüplü televizyonlar modası geçmiş olarak görülüyor.

Gelecek için korkmayın, geçmiş için ağlamayın.

Geçmiş için üzülme!

Bence aynı fikirdeyiz, geçmiş geçmiştir.

Tom'un boyu babasını geçmiş.

Büyükbaba ve büyükannelerim Almandı ve dil bana ve erkek kardeşime geçmiş oldu.

Neden hiç geçmiş hakkında konuşmak istemiyorsun?

O kitap modası geçmiş.

Bu kitap vadesi geçmiş.

Dostluk geçmiş hakkında bir şeydir.

Şu an pratikte ölü olması gereken Ahmet ve Mehmet'in sülalesi hâlâ teorikte yaşıyorsa geçmiş günlerin hatrına saysınlar.

Kitaplarda bütün geçmiş zamanın ruhu yatıyor.

Üçü geçmiş olmamalı.

Cep sözlüklerinin modası geçmiş.

Televizyon ortam olarak her halükarda modası geçmiş.

Tanaka sınavını geçmiş gibi görünüyor.

Tom gelmiş geçmiş en kötü yönetmendir.

Geçmiş hakkında endişelenmiyorum.

Geçmiş bir yaşamda tanıştığımızı düşünüyorum.

Geçmiş ve gelecek arasında gerçekten bir an var mı?

Bu ceketin modası geçmiş.

Bu liste, grubun geçmiş üyelerini içerir.

O, şüphesiz şimdiye kadar gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biriydi.

Geçmiş hayatımda bir ormandım.

Geçmiş deneyim gerekli değil.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch