Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "gelmiş"

Lernen Sie, wie man gelmiş in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Bu gelmiş geçmiş en iyi metottur.
Translate from Türkisch to Englisch

Gençken, onun buraya gelmiş olması mümkündür.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun küçük bir çocukken buraya gelmiş olması mümkündür.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu arabanın yağını değiştirmenin vakti gelmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Gelmiş geçmiş en iyi grup olmak nasıl bir duygu?
Translate from Türkisch to Englisch

Yaz, sonunda gelmiş gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O gelmiş geçmiş en cesur askerdir.
Translate from Türkisch to Englisch

Gelmiş geçmiş en büyük filozof kimdi?
Translate from Türkisch to Englisch

Odasının ışığı açık olduğuna göre, gelmiş olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

O gelmiş geçmiş en tehlikeli adamdır.
Translate from Türkisch to Englisch

O gelmiş geçmiş en tehlikeli adam.
Translate from Türkisch to Englisch

O Teksas ya da yakınlarında bir yerden gelmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom geri gelmiş gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Sanırım Tom'un şimdiye kadar oldukça uykusu gelmiş olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Küçük çocuk eve gelmiş mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Uzaydan gelmiş gibi giyinmeyin!
Translate from Türkisch to Englisch

Bugün gelmiş olsaydın sana bin frank verecektim.
Translate from Türkisch to Englisch

O, gelmiş geçmiş en iyi partiydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun, o çocukken buraya gelmiş olması muhtemel.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yakında gelmiş olacak.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom uykusu gelmiş gibi gözüküyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Hastanedeyken sadece bir kişi ziyaretime gelmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Yanlış hesaplar yapmak sende alışkanlık hâline gelmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom düğününüze gelmiş miydi?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom dün gece partiye gelmiş olabilir ama onu orada görmedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom eve gelmiş olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom daha önce buraya gelmiş olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun odasındaki lamba açık olduğu için, o eve gelmiş olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben bir çocukken buraya gelmiş olabileceğimi düşünüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Buraya başka ne için gelmiş olabilirsin ki?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un uykusu gelmiş olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlar sonu gelmiş şirketten, batan gemiyi terk eden fareler gibi kaçtılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu gelmiş geçmiş en iyi parti.
Translate from Türkisch to Englisch

Böyle gelmiş, böyle mi gidecek?
Translate from Türkisch to Englisch

Üniversiteye yeni gelmiş öğretim görevlisi, dişini geçirmek için öğrencilere sert davrandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Eski ev terk edildikten yıllar sonra harap bir hale gelmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

O henüz gelmedi. Başına bir şey gelmiş olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim fikrimce, Kazak dilinin içinde başka dillerden gelmiş sözler çok, lakin bu kötü değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Victor Hugo'nun da söylediği gibi: "Dünyada, zamanı gelmiş bir fikirden daha güçlü olan hiçbir şey yoktur."
Translate from Türkisch to Englisch

Tom buraya gelmiş olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Az önce çiftlikten gelmiş olan birkaç taze yumurtayı aldım.
Translate from Türkisch to Englisch

O henüz daha yeni gelmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Çocukların hepsi gaza gelmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu nereden gelmiş olabilir?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom gelmiş geçmiş en kötü yönetmendir.

Şimdiye kadar gelmiş olması gerekirdi.

Treni kaçırdım. Daha erken gelmiş olmam gerekirdi.

Tom, Mary onu ​​görmezden gelmiş olduğu için kızmıştı.

Atalarımın bazıları Polonya'dan gelmiş.

O, şüphesiz şimdiye kadar gelmiş geçmiş en büyük şairlerden biriydi.

Onlar bu zamana kadar eve gelmiş olmalıdır.

Mary yüzünü yana çevirdi ve Kate görmezden gelmiş numarası yaptı.

O, onu görmezden gelmiş numarası yaptı.

Gelmiş geçmiş en iyi takım bizimkisi.

Vücut yanarak tanınmaz hale gelmiş.

Daha önce buraya gelmiş gibi hissediyorum.

Eğlenmeye gelmiş.

Tatoeba'ya eğlenmeye gelmiş.

Gelmiş.

Geri gelmiş.

Zamanı çoktan gelmiş geçmişti.

Bizim eve kim gelmiş?

Dolkun da gelmiş, işte.

Tom şimdiye kadar buraya gelmiş olmalıydı.

Biraz endişelenmeye başladım, çünkü Tom şimdiye kadar gelmiş olmalıydı.

Güz gelmiş, yapraklar düşmeye başladı.

Tom en az bir kere buraya gelmiş sanırım.

Her ne kadar önceden gelmiş olsak da kale alınmıyoruz.

Sami'nin karısı gelmiş geçmiş en güzel kadındı.

Tom çoktan gelmiş olmalıydı.

Üzgünüm ama böyle gelmiş böyle gidiyor.

"Benzine zam gelmiş." "Ben hep 100 liralık aldığımdan beni etkilemiyor."

Düğüne bayram koçu gibi gelmiş.

Sami gelmiş geçmiş en kibar adamdı.

Böyle gelmiş, böyle gider.

Cahilliğime gelmiş.

Oo, kimler gelmiş?

Tom buraya yayan gelmiş.

Yunanlılar Truva'yı sınamaya gelmiş.

Sanırım Tom'un uykusu gelmiş.

Tom buraya bisikletle gelmiş.

"Gelmiş geçmiş en iyi futbolcu kim?" "Messi der, çekilirim."

Tom Boston'a nasıl gelmiş, hiçbir fikrim yok.

Ali'ye bir öz güven gelmiş.

Kapıyı aç, Tom gelmiş.

El bombasından gelmiş şarapnel onun kafasında bulundu.

Yaprak topladım. Sonbahar gelmiş.

Dünya ne hâle gelmiş?

"Tom nerede?" "Bilmiyorum. On dakika önce buraya gelmiş olmalıydı."

Ali dağdan gelmiş, bağdakini kovuyor.

Ülkenin gelmiş geçmiş en geniş çaplı hadiselerinden olan bu trajedide kurban sayısı gün geçtikça artmakta.

Durumları gözeterek ona göre ayağımızı denk almanın zamanı gelmiş de geçiyor.

Bir de baktık ki partimize onunla birlikte gelmiş.

Ataları Afrika'dan gelmiş.

Katil taziyeye gelmiş.

Hakkı, Hakkı'nın hakkını yemiş. Hakkı, Hakkı'dan hakkını istemiş. Hakkı, Hakkı'ya hakkını vermeyince Hakkı da Hakkı'nın hakkından gelmiş.

Sen kötü biri değilsin. Başına kötü şeyler gelmiş çok iyi birisin.

Bianca İngiltere'den Belgrad'a ilk kez gelmiş.

Devlet koruması altındaki bir eser haline gelmiş.

Deniz havası ciğerlerine iyi gelmiş.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch