Lernen Sie, wie man geride in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Ekstra yiyeceği geride bırakmaya karar verdiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Acil internet girişi olan bir çevre yaratmazsak, bizim şirketimizde geride kalacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Arabamın anahtarlarını geride bıraktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu durdurmaya çalıştım, ama beni geride bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Biri onun şemsiyesini geride bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tatoeba'nın çok dilli olmasının nedeni budur. Fakat o tür çok dilli değil. Dillerin sadece birlikte eşleştirildiği ve bazı çiftlerin geride bırakıldığı tür değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Açık söylemek gerekirse, bu takımın kazanamayacak olmasının sebebi onları geride tutmanızdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom işinde geride kalıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve Mary geride uzağa oturdular.
Translate from Türkisch to Englisch
Taro'nun acelesi vardı ve cüzdanını geride bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Arkadaşlarına ayak uydurmadığı için, o sonunda geride kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Brian eşyalarını geride bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Geride durun lütfen.
Translate from Türkisch to Englisch
Çantamı geride bıraktım.
Translate from Türkisch to Englisch
İpten geride dur.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen geride hiçbir şey bırakmayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Geride bıraktığım neydi?
Translate from Türkisch to Englisch
Polis kalabalığı geride tuttu.
Translate from Türkisch to Englisch
Polisler kalabalığı geride tuttu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, her konuda beni geride bırakıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Eşyanı geride bırakma.
Translate from Türkisch to Englisch
İngilizce dersinde geride kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Geride bırakıldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Polis öfkeli kalabalığı geride tuttu.
Translate from Türkisch to Englisch
O kadar acele ettim ki çantamı geride bıraktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu geride bırakın.
Translate from Türkisch to Englisch
Geride kalmasını söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u geride bıraktılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Geride kalmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
En kötüsü geride kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
O öldü ve çok sevdiği çocuklarını geride bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Daha geride oturmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom oldukça geride.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen geride kal.
Translate from Türkisch to Englisch
Bütün ayıplar bende ama ne yapıp yapıp ulaşmalı dostlara geride kalmayı kendime yediremem.
Translate from Türkisch to Englisch
Geride kim var bak.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok acılar çektim; çok mutsuzluklar yaşadım hepsi geride kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Geride kaldık.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom geride kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Size güvenmediğim için geride durmam daha mantıklı geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonra küçük kardeş yola çıktı, ve büyük geride kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok yavaş yürüdüğü için geride kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a hemen geride olacağımı söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'yi geride bırakmak istemiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u geride bıraktım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a valizini geride bıraktırdım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bıçağı geride bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'u geride bırakamayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Yarın Rusça, Tatoeba'daki cümle sayısı bakımından Türkçe'yi büyük olasılıkla geride bırakacak.
Her şeyi geride bıraktım.
Sokak çatışmaları, geride çok büyük hasar bıraktı.
O günler çok geride kaldı.
İnsan bir yabancı ülkeye gittiğinde, kendi ülkesinin sorunlarını da geride bırakmak istiyor.
Geride durman gerektiğini düşünüyorum.
Geride ne bıraktım?
Geride kalmak yerine terk etmeyi seçtim.
Tom Mary'yi geride bıraktı.
Tom Mary'ye yardım etmek için geride kaldı.
Tom'a yardım etmek için geride kaldık.
Maalesef işimizde biraz geride kaldık.
Dersimden geride kalmak istemiyorum.
Geçmişi geride bırak ve şimdiye dikkat et.
Neden onu geride bırakmıyorsun?
Sana geride kalmanı söyledim.
Onlar 2.ooo den fazla ölü ve yaralıyı geride bıraktılar.
Geride kalam gerekecek.
Tom'u geride bırakmıyorum.
Tom ve Mary çok geride değil.
Onlara yetişmeye çalıştım ama sonunda geride kaldım.
Tom geride mi bırakıldı?
Geride durun.
Kendini geride bıraktın.
Ben geride bırakıldım.
Sadece geride bırakılmayı sevmiyorum.
Hiçbir çocuk geride bırakılmamalıdır.
Onlara yardım etmek için geride kaldık.
Onlara yardım etmek için geride kaldım.
Ona yardım etmek için geride kaldım.
Tom kirasında üç ay geride.
Eşyalarınızı geride bırakmayın.
Onlar onu geride bıraktılar.
Dan geride hiçbir iz bırakmadı.
Hiç kimse geride bırakılmıyor.
Kaç kişiyi geride bıraktık?
Biz onun geride bıraktığı müzik için minnettarız.
Tom geride kalmaya karar verdi.
Tom, karısını ve çocuklarını geride bıraktı.
İş hayatında her zaman geride bir şey bırakırım, bir ceket, kahve fincanım ya da şapkam gibi.
Seni geride bırakamam.
Biz onu geride bırakamayız.
Biz onları geride bırakamayız.
Sen onu geride bırakamazsın.
Ben onu geride bıraktım.
Saatim bir saat geride.
Bütün bunları geride bırakalım istiyorum.
Tom çok fazla geride değildi.
Bütün değişiklikler, hatta nadiren olanlar dahi, hüzne sebep olur. Çünkü geride bıraktığımız her şeyde bir parçamız vardır. Yeni bir başlangıç yapmadan önce, öncekilerle vedalaşmamız gerekir.
Tom geride çok şey bıraktı.
Bizi geride bırakma.
Onları geride bırakamazsınız.