Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "geriye"

Lernen Sie, wie man geriye in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Geriye bakma.
Translate from Türkisch to Englisch

Koru yakıldı, alevler yükseldi, ve kısa sürede bayan Askew ve arkadaş şehitleriyle ilgili geriye kalan bütün şey dökülen bir küller yığınıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer işinizi bırakırsanız, geriye dönüşünüz olmayacak.
Translate from Türkisch to Englisch

Geriye dönüp bakıldığında, belki de o fotoğrafı benim bloğa koymamalıydım.
Translate from Türkisch to Englisch

Elbiselerinin geriye kalanını çamaşırhaneye koydum.
Translate from Türkisch to Englisch

Nereye gittiğimizi bilmek için bazen geriye bakmamız gerekir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatında geriye baktığında, o derin üzüntü duymuştur.
Translate from Türkisch to Englisch

Köpek geriye doğru yürüdü.
Translate from Türkisch to Englisch

Geriye dönüp bakıldığında, Keşke Tom çalışarak daha fazla zaman harcasaydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Geriye dönüp baktığında, Tom her iki kız kardeşle aynı zamanda flört etmemesi gerektiğini anladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Aktris, sahne üzerinde geriye düştü.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir depremde, yer yukarı ve aşağı ya da geriye ve ileriye sallanabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen hayatınızın geriye kalanı için bu kelimeleri hatırlayın.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da kalmaya niyeti yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hayatının geriye kalan kısmında Boston'da yaşamaya karar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom geriye doğru bir adım attı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'yi memnun etmek için geriye doğru eğilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ömrünün geriye kalanını hapiste geçirmek istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Geriye dönüş yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Geriye dönemem; geriye dönecek yer yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Büyükbabam hayatının geriye kalan kısmını sakin bir şekilde yaşamak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom jambonun bir kısmını yedi, ve sonra geriye kalanını buzdolabına koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Geriye bakmayın.
Translate from Türkisch to Englisch

O geriye düştü.
Translate from Türkisch to Englisch

Geriye kalanını sana bırakacağım.
Translate from Türkisch to Englisch

Şimdi geriye dönüş yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Bazılarımız geriye kalanlarımızın arzu ettikleri şey oldukları zaman hariç, hepimiz hiçbirimizin olamadığını olmaya çalışırız.
Translate from Türkisch to Englisch

Hikayenin geriye kalanını bilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben seslendiğimde geriye döndü.
Translate from Türkisch to Englisch

O, geriye baktı ve bana gülümsedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Beni listede geriye almanı istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Çocukluğunda ne yaparak harcadığın zaman hayatının geriye kalanını etkiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Yataktan çıkmadan önce günün geriye kalanında ne yapacağım hakkında düşünerek biraz zaman harcarım.
Translate from Türkisch to Englisch

Kimse zamanı geriye alamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Döndü ve geriye baktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tartın geriye kalanını yiyebilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch

Lütfen geriye dön ve bana bak.
Translate from Türkisch to Englisch

Kızartmanın geriye kalanını yiyebilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch

Koltuğunuzu biraz geriye çeker misiniz?
Translate from Türkisch to Englisch

Onun sesini duyduğunda geriye döndü.
Translate from Türkisch to Englisch

Yaşlı adam aniden durdu ve geriye baktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer istersen kekin geriye kalanını yiyebilirsin.

O geriye baktı.

Asla geriye bakma.

Lütfen geriye gidin.

Tom geriye döndü.

Geriye dönüp baktığımda, bu bir hataydı.

Tom döşeme tahtası gıcırtısı duyduğunda geriye döndü.

Lütfen birkaç adım geriye gidin.

298'den 290 çıkarsa geriye 8 kalır.

Tom'un geriye dönmesini istedim.

Tom geriye doğru yürüyor.

Tom geriye tökezledi.

Bunu geriye döndür.

Geriye döndürün.

Sadece geriye dön.

Geriye doğru değil.

Geriye baktılar.

Tom geriye adım attı.

Tom geriye baktı.

Tom geriye atladı.

Tom geriye düştü.

Görüyorsunuz, madde kaybolur, geriye sadece ruh kalır.

Hem Tom hem de Mary izlemek için geriye döndüler.

Tom geriye bakmadı.

Tom Mary'yi öpmeye çalıştı fakat o geriye kaykıldı.

Tom geriye kalanımızdan daha iyi Fransızca konuşabilir.

Geriye yapmak için başka bir şey kalmıyor.

Hayatının geriye kalanını terk edilmiş bir adada geçirmek zorunda olsan, onu kiminle geçirirsin?

Arabayı geriye doğru park etmek neden ileriye doğru park etmekten daha kolaydır?

Onlar Tom'u kurtarmak için zamanda geriye seyahat etmeye karar verdiler.

Tom sandalyesini geriye itti ve ayağa kalktı.

Tom geriye baktı ve Mary'ye gülümsedi.

Tom Mary'ye bakmak için geriye döndü.

Tom sınıfın geriye kalanına ayak uydurmak için sorun yaşıyor.

Tüm kaliteli elemanlarımız gitti, geriye böyle işe yaramaz olanlar kaldı.

Tom üç adım geriye çekildi.

Tom teleskoptan geriye doğru çekildi.

Tom'la konuşmam gerekiyor. Geriye kalanınız gidebilir.

Hayatının geriye kalan kısmı için sadece burada saklanamazsın.

Paramın geriye kalanı nerede?

Zamanında geriye dönebilsen ne değiştirirsin?

Yaklaşık onun yarısını yedim ve geriye kalanını tabağımda bıraktım.

Hayatının geriye kalan kısmını nasıl yaşamak istediğin bu mudur?

Hikayenin geriye kalanını duyalım.

Bir bebek olmak için geriye gitmek istiyorum.

Güvercin yarışı neredeyse 2000 yıl geriye uzanan bir spordur.

Bir adamın 11 tane koyunu varsa ve onların 9'u öldüyse geriye kaç tane koyunu kalmış olur?

Tom hayatının geriye kalan kısmı için hapse gidiyor.

Günün geriye kalanı için ne yapmayı planlıyorsun?

Tom, geriye doğru bir adım attı.

Tom lavaboya gitti ve içkisinin geriye kalanını döktü.

Chris fen dersinde geriye düşme riskinde.

Geriye kalan sadece iki gün var.

Tom tam zamanında geriye doğru sıçradı.

Arabayı burada parkedelim ve yolun geriye kalanını yürüyelim.

Tom arkasında bir ses duydu ve geriye döndü.

Sadece bir saniye geriye döner misin?

Hayatımın geriye kalan kısmını birlikte geçirmek istediğim herhangi biriyle henüz tanışmadım.

Bana hikayenin geriye kalan kısmını başka bir zaman anlatman gerekecek.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch