Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "hafif"

Lernen Sie, wie man hafif in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Şimdi iyi, ne çok ağır ne de çok hafif.
Translate from Türkisch to Englisch

On kişi kazada hafif yaralandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif bir rüzgar esiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Biriyle ilk defa karşılaştığında,konuşmayı hafif sürdür.
Translate from Türkisch to Englisch

Genellikle hafif bir kahvaltı yaparım.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif-kavrulmuş kahve markaları en popüler kalır.
Translate from Türkisch to Englisch

Kadınlar bir erkekle yemek yerken daha hafif yemekler yerler.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu laptop hafif.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir sinir hücresi hafif bir uyarıcıya yanıt verir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif egzersizler kendimizi iyi hissetmemizi sağlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu nesne su üzerinde yüzmek için yeterince hafif.
Translate from Türkisch to Englisch

Depremi çok sayıda hafif şoklar izledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Hiç hafif biran var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yıl hafif bir kış var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, her sabah bazı hafif egzersizler yapmaya çalışır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bugün hafif bir soğuk almışım.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un hafif bir ateşi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafif grip oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Dün gece hafif bir baş ağrım vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Dün geceden bu yana hafif bir baş ağrım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben hafif bir öğle yemeği yedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif bir öğle yemeği yedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben hafif soğuk almışım.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim hafif bir ateşim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif bir baş ağrım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif bir yağmur yağıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bugün hafif bir ateşim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif bir ateşin olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Şimdi hafif bir baş ağrım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bugün hafif bir baş ağrım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bugün hafif bir soğuk algınlığım var.
Translate from Türkisch to Englisch

O, hafif üşüttüğünü söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Yan tarafımda hafif bir ağrı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif üşütmüşüm gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bugün hafif bir şey yemek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Dün hafif bir yağmur vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Boğazım ağrıyor ve hafif bir ateşim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Burada hafif bir ağrım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Kahvemi hafif istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kutu onun taşıyabileceği kadar hafif.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim paltom hafif ama sıcak tutar.
Translate from Türkisch to Englisch

Mumun alevi hafif rüzgarda titriyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kutu taşınacak kadar hafif.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un sadece hafif bir yabancı aksanı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu sabahtan beri hafif bir ateşim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ekonomi hafif bir krizde.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif bir düşünce farkımız vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Otobüs sürücüsü hafif yaralara maruz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary başıyla hafif bir hareket yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kutu onun taşıması için yeterince hafif.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafif ateşim olduğu için, yatakta kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Kutu bir çocuğun taşıması için yeterince hafif.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir trafik kazasında hafif yaralandı.

Nepal'de yürüyüş yaparken hafif bir kaza geçirdim.

Hafif bir baş ağrım vardı bu yüzden erken yatmaya gittim.

Hafif rüzgarlı.

Bu sandalye hafif.

Dün akşamdan beri, başımda hafif bir ağrı var.

O hafif peltek.

Onun söylediği hafif bir abartıydı.

Tom Mary'den birkaç paund daha hafif.

Tom'a hafif bir yatıştırıcı verdim.

Tom hafif çakırkeyf.

Oldukça hafif.

Hafif bir ikindi güneşi, dalların arasından süzülüp pencereden içeri giriyordu.

Artık iyi; ne çok ağır ne de çok hafif.

Tom hafif bir aksanla konuşur.

Tom hafif bir Fransız-Kanadalı aksanıyla konuşur.

Bu kutu hafif.

Hafif bir sorun daha var.

Yan etkileri; hafif başağrısı ve mide bulantısıdır.

Hafif ayakkabıları severim.

Kendimi tüy kadar hafif hissettim.

Tom, hafif çatlaktır.

Dün geceden beri hafif bir baş ağrım var.

Kahvaltı yapmazsanız ve öğle yemeğini hafif tutarsanız, sonra akşamleyin ne isterseniz yiyebilirsiniz.

Hafif bir biranız var mı?

Trafik hafif olduğu için yolu hızlı katettik.

Kötü bir başlangıcı hafif atlattık.

Trafik hafif olduğu sahile giden yolu hızla katettik.

Tom hafif bir kalp krizi geçirdi.

Bu hafif bir hatanın ciddi yaralanmalara yol açabileceği çok tehlikeli bir spor.

Bu çok hafif bir kahve.

Tom hafif üşüttüğünü söyledi.

Havadan daha hafif hissediyorum.

Hafif bir gecikmemiz vardı.

Hafif bir kış yaşıyoruz.

Tom bir hafif yiyici.

O kompakt ve hafif.

Ben uykusu çok hafif olan bir kimseyim.

Bu dizüstü bilgisayar ince ve hafif.

Hafif bir öğle yemeği yersen, öğleden sonra oluşan mahmurluğu engellersin.

Mary hafif bir akşam yemeği yedi.

Hafif bir yemek yiyebileceğim bir kafe var mı?

Tom hafif soğuk aldı.

Hafif bir şey yiyeceğim.

Hafif bir yağmurluk, yolculuk için idealdir.

Tom hafif.

Hafif bir şey yemek istiyorum.

Hafif bir şey istiyorum.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch