Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "hafifçe"

Lernen Sie, wie man hafifçe in einem Türkisch Satz verwendet. Über 94 handverlesene Beispiele.

Birisi omuzuma hafifçe vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben, birinin omzuma hafifçe vurduğunu hissettim.
Translate from Türkisch to Englisch

O, elini hafifçe onun omzuna koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Kule sola doğru hafifçe eğildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Başı bir tarafa doğru hafifçe eğik, sessizce ayakta durdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Yol batıya doğru hafifçe kıvrılır.
Translate from Türkisch to Englisch

Kapıya hafifçe vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin omuzuna hafifçe vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom birinin hafifçe omuzuna dokunduğunu hissetti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe tavsiye vermez.
Translate from Türkisch to Englisch

Büyükannem biraz ağır işitir. Yani hafifçe sağırdır.
Translate from Türkisch to Englisch

O hafifçe omzuma vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, kapıyı hafifçe itti.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafifçe bir hayal kırıklığına uğradım.
Translate from Türkisch to Englisch

Öğretmen sırtıma hafifçe vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Omuzuna hafifçe elini koydu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'yi yanağından hafifçe öptü.
Translate from Türkisch to Englisch

Kule batıya doğru hafifçe eğildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Yol göle doğru hafifçe eğilimlidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hafifçe indim.
Translate from Türkisch to Englisch

Şartlar hafifçe farklı olmasına rağmen, bizim deneyin sonucu Robinson'unki ile aynı.
Translate from Türkisch to Englisch

Her zaman hafifçe giyinirim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe kaşını çatıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe ağlıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe başını salladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kapıyı hafifçe çaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe kaşlarını çattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Köpek hafifçe havladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Omzuma hafifçe vurarak ona yardım ettiğim için bana teşekkür etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Mary'ye hafifçe fısıldadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye hafifçe başını salladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe topallar.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin kapısını hafifçe çaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'yi dudaklarından hafifçe öptü.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin omzuna hafifçe vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Sosu salatanın üzerine dökün ve hafifçe karıştırın.
Translate from Türkisch to Englisch

Yine de bugünlerde hesap makineleri okul sınavlarında özgürce kullanılabilmektedir ve şu anda birçok okulda matematik sınavı sırasında duyulan tek ses çocukların hesap makinelerine hafifçe vurmalarıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary'nin hafifçe bronzlaşmış bir cildi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Dönmeden önce hafifçe fren yap.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe gülmekten kendini alamadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sırtına hafifçe vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe öksürdü.
Translate from Türkisch to Englisch

O hafifçe kızardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe gerildi.
Translate from Türkisch to Englisch

O, aşağıda kürk ceketini çıkardı, yukarı gitti ve kapıyı hafifçe çaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kapıyı hafifçe açtı.
Translate from Türkisch to Englisch

Oda hafifçe ısındı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe bıkkın görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe kafası karışmış görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hafifçe rahatsız görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom "Sadece gözlerini kapat." diye fısıldadı ve Mary gözlerini kapatınca, onun dudaklarını hafifçe öptü.

Tom hafifçe gülümsedi.

Profesör hafifçe gülümsedi.

Tom pencereye hafifçe vurdu.

Tom, Mary'yi dudaklarından hafifçe öptü.

Tom hafifçe yaralandı.

Üç bisikletçi hafifçe yaralandı.

Tom'un kamyonu hafifçe hasar gördü.

Ona ulaştım ve onun omzuna hafifçe vurdum.

Ben ona ulaştım ve omzuna hafifçe vurdum.

Tom sadece hafifçe yaralandı.

Tom hafifçe ürperdi.

Top hafifçe kavisli.

Tom hafifçe horlayarak yatakta uyuyordu.

Okyanus hafifçe alkalidir.

Bu yol, hafifçe sağa döner.

Bu yol, hafifçe sağa bükülür.

Tom'un kolu benimkine hafifçe çarptı.

Onun kolu benimkine hafifçe çarptı.

O erkeğin kolu benimkine hafifçe çarptı.

Böyle hafifçe giyinerek dışarı çıkarsan nezle olursun.

Onun doğru şeyi yapması için hafifçe dürtmek zorundayız.

Tom hafifçe yüzünü buruşturdu.

Oğlan görünüşte hafifçe babasına benziyordu.

Tom müzikle hafifçe sallanıyor.

O bana parmak uçları ile ensemin üzerine hafifçe dokundu ve bu beni ürpertti.

Ayağımı yere hafifçe vurdum.

Mary ayağını yere hafifçe vurdu.

Melekler uçabilirler çünkü kendilerini hafifçe alıyorlar.

O işaret parmağı ile kutuya hafifçe vurdu.

Tom omzuma hafifçe vurdu.

Tom kapıyı hafifçe kapadı ve parmak uçlarına basarak Mary'ye doğru yürüdü.

O her şeyi hafifçe alır.

Tom ayağını yere hafifçe vurdu.

Kahve seçmek ve para üstünü almak için hafifçe eğildim.

Mary başını hafifçe çevirdi.

Tom, Mary'nin kolunu hafifçe yumrukladı.

Bebeğin burnunu çimdikledim ama hafifçe.

Görüş olarak birbirimizden hafifçe ayrılıyoruz.

Ali perdeyi hafifçe aralayıp geleni geçeni kontrol etti.

Televizyona hafifçe vurunca yayındaki karıncalanma biraz düzelir gibi oldu.

Arka bahçenin kapısı hafifçe açıktı.

Alberto çok hafifçe fısıldadı.

Nehir buradan hafifçe sağa kıvrılıyor.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch