Lernen Sie, wie man hapishane in einem Türkisch Satz verwendet. Über 54 handverlesene Beispiele.
Hapishane gardiyanının bir kadın olduğunu görmek çoğu insanı şaşırtır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom on yıldır bir hapishane gardiyanıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Burada bir hapishane vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane suçluların cezalandırılmak için gittiği yerdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir hapishane gardiyanı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane ile karşı karşıyayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir hapishane gardiyanıydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonun hapishane olacak!
Translate from Türkisch to Englisch
Bu okul bir hapishane gibi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hapishane tarafından temin edilen düşük kaliteli yiyecek yiyerek besleniyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Mahkumken, Dan hapishane mutfağında çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
On yıldır bir hapishane gardiyanıydın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hapishane hücresinde kendini astı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom üç yıldır bir hapishane müdürüydü.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane aşırı kalabalıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
On yıldır hapishane müdürüydüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Dan hapishane kaçağı bir seri katildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un hiç hapishane kaydı yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayal olmadan, kişinin zihni bir hapishane gibidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu anda birisi benim hapishane hücresine giden kapıyı açtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane suç okuludur.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen on yıldır bir hapishane gardiyanıydın.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz on yıldır hapishane gardiyanlarıydık.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane onu değiştirdi mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hapishane bahçesinde bir çatalla John'a saldırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Danimarka'da bir tane hapishane vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Dan onun hapishane hücresinde kendini astı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane ağır biçimde korunuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane kaçağı hızla yeniden yakalandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ömür boyu hapis cezasına çarptırılmış biri için hapishane hücresinden daha acı bir şey olabilir mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane gardiyanı her hükümlüye bir roman yazdırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sihirbazlar hapishane nüfusundan ayrıldı ve şafak vaktinde vuruldu.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir okul, hapishane değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane, temel özelliklerden yoksun.
Translate from Türkisch to Englisch
Eskiden hapishane gardiyanıydım.
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane hayatı eğlenceli değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bir hapishane gardiyanıyım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hapishane hücresinde ölü bulundu.
Translate from Türkisch to Englisch
Eski kız arkadaşım hapishane yemine benziyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hapishane bir rezalettir.
Translate from Türkisch to Englisch
Fikir ve düşüncelerini kendine hapishane yapma.
Translate from Türkisch to Englisch
Sevilen birini incitme korkusundan daha kötü bir hapishane yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami ve Ferit aynı hapishane hücresini paylaştılar.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami çok eğitimli bir hapishane memurudur.
Translate from Türkisch to Englisch
Sami, hapishane gardiyanları ile oldukça iyi anlaşıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir hapishane gardiyanı, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Hapishane nasıl bir yer?
Evine bu kadar yakın bir hapishane olduğunu bilmiyordum.
Hapishane benim üniversitemdi.
Hiç hapishane ziyaretine gittin mi?
Düşüncelerimizi hapsedecek bir hapishane yok.
Robert bir hapishane çalışanıyla tanıştı.
Burası ülkedeki en büyük hapishane.
Bu, ülkedeki en büyük hapishane.