Lernen Sie, wie man hassas in einem Türkisch Satz verwendet. Über 74 handverlesene Beispiele.
O, yeni pantolon askısı hakkında gerçekten hassas.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hassas bir çocuk.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir bebeğin hassas cildi vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu anda hassas bir konumdayım.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hassas bir problem.
Translate from Türkisch to Englisch
Dini meseleler hakkında konuşmak hassas bir mevzudur.
Translate from Türkisch to Englisch
O çok hassas bir durumdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Gördüğüm kadarıyla çok hassas bir durumdayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendimi oldukça hassas bir durumda buluyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Hassas bir noktaya değindim mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas bir konu.
Translate from Türkisch to Englisch
Müşterilerin şikayetleri hassas bir konuyla ilgiliydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hassas.
Translate from Türkisch to Englisch
Makine o kadar hassas ki kolayca bozuluyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas bir nokta.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas bir durum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas bir sorun.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun hassas derisi var.
Translate from Türkisch to Englisch
O kadar hassas olma.
Translate from Türkisch to Englisch
Gördüğüm kadarıyla durum çok hassas.
Translate from Türkisch to Englisch
Mescid-i Aksa elbette çok hassas olduğumuz bir konudur.
Translate from Türkisch to Englisch
Doğu - hassas bir mesele.
Translate from Türkisch to Englisch
Ölçümler hassas olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu gerçekten hassas.
Translate from Türkisch to Englisch
Size hassas bir soru sorabilir miyim?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu son derece hassas olacaktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas soruyu çok dikkatli şekilde çalışmamız gerek.
Translate from Türkisch to Englisch
Hassas bir cildim var.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim hassas bir cildim var.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim gözlerim ışığa çok hassas.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bunun hassas bir konu olduğunu biliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çok hassas bir konu.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben çok hassas ve duygusal bir insanım.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz hassas bir durumun ortasındayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu çok hassas bir soru.
Translate from Türkisch to Englisch
Hacker şirketin veri tabanında bulunan hassas dosyalara erişimi kazandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu mektup, bazı insanlar gücendirecek hassas bilgiler içermektedir.
Translate from Türkisch to Englisch
O kızın çok hassas özellikleri var.
Translate from Türkisch to Englisch
O hassas bir konu.
Translate from Türkisch to Englisch
Kölelik hâlâ burada hassas bir konudur.
Translate from Türkisch to Englisch
İlk randevuda, hassas konulardan uzak durmak en iyisidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas durumla nasıl başa çıkmamız gerekir?
Translate from Türkisch to Englisch
Görüşmeler çok hassas bir aşamada.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas aygıttır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir bilgisayar korsanı, şirketin veritabanındaki hassas dosyalara erişebildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas bir soru.
Translate from Türkisch to Englisch
Hassas konulardan kaçındım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin hassas olduğunu söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok hassas.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin hassas olmadığını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hassas olduğunu söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hassas bir konudur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok hassas olduğunu söyledi.
Acı bir gerçek: Dünya hassas ve iyi kalpli insanlara göre, zor bir yerdir.
Acı bir gerçek: Dünya hassas ve iyi kalpli insanlara göre zor bir yerdir.
Tom bana hassas olduğunu söyledi.
Mevzuyu son derece hassas bir biçimde takip etmeyi sürdüreceğiz.
Kul hakkı çok hassas bir konu.
Hassas bir dönemden geçiyoruz.
Hassas olduğunu söyledi
Cumhurbaşkanı hassas soruyu cevaplamayı kibarca reddetti.
Hepimizin hassas olduğu konular var.
Bunun hassas bir mesele olduğunu biliyorum.
Ayrımcılık hassas bir konu.
Mesele Türkiye'de oldukça hassas bir sorun.
Fakat burada din hassas bir konu.
Bu sitede hassas veriler 256 bit şifreleme ile korunuyor.
Bu kadar hassas olma.
Gururlu, düzgün kesilmiş bir yüzü vardı, o kadar düzenliydi ki, hassas ağzı ve güzel, koyu renkli, istekli gözleri olmasaydı, duygusuz görünebilirdi.
Cümlelerin Almanca'ya çevrilmesinin sadece arzu edilen değil, aynı zamanda gerekli olduğuna şüphe yok. Anadili Almanca olanların hassas tavsiyeleri, her zaman mükemmel olmayan dilimizdeki orijinal metni düzeltmemiz için bizi teşvik ediyor.
Acı bir gerçek ama "Dünya hassas kalpler için cehennemdir."
Çok hassas bir cildim var.
Hassas mısın?
O beni çok hassas bir durumdayken bıraktı.