Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "havada"

Lernen Sie, wie man havada in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Havada uçan bir kuş sürüsü gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch

Bizim açık havada bir partimiz vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Balon havada süzülüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Havada ani bir değişiklik vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Havada beklenen değişikliklikten pikniğimizi erteledik.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir devekuşu havada uçmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun bu fırtınalı havada dışarı çıkması için deli olması gerekir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu havada dışarıya gitmektense evde kalmayı tercih ederim.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun bu havada gelmesi hakkında bazı şüphelerim var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom bu havada dışarı çıkmayı düşünemeyeceğini söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Köpek eti havada kaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kuşlar havada uçuyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Duman havada yükseliyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Havada bir uçak uçuyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Açık havada egzersiz yapın.
Translate from Türkisch to Englisch

Aklı bir karış havada.
Translate from Türkisch to Englisch

Top havada uçtu.
Translate from Türkisch to Englisch

Gölet sıcak havada kurudu.
Translate from Türkisch to Englisch

Günü açık havada geçirdik.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom açık havada olmaktan hoşlanıyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Açık havada iyi zaman geçirdik.
Translate from Türkisch to Englisch

Helikopter havada uçuyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Süt sıcak havada çabuk bozulur.
Translate from Türkisch to Englisch

Birkaç kuş havada uçuyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir kartal havada yüksekte süzülüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu havada dışarı çıkmayı hayal bile edemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom her türlü havada koşmaya gider.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu havada dışarı çıkacak kadar aptalsın.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu soğuk havada dışarı çıkmasan iyi olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu berbat havada dışarı çıkmasan iyi olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Kötü bir havada dağa tırmanmak tehlikelidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Açık havada adayı buradan görebiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch

Havada ilkbahar çiçeklerinin kokusu vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Havada uçan bir helikopter gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch

Bence fırtınalı bir havada dağa tırmanmak tehlikelidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Böyle bir havada ofiste olmak tam bir işkence.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom elleri havada evden çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Havada bir şey vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hokabaz havada on portakalı tutarak kalabalığı büyüledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Hiroşima'nın bombası havada infilak etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Yangından sonra, duman kokusu günlerce havada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Rakamlar havada uçuşuyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Su sıcak havada daha hızlı buharlaşır.
Translate from Türkisch to Englisch

Uçaklar bu havada uçamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yiyecekler sıcak havada hızlıca bozulur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu sıcak havada dışarıya gitmektense evde kalmayı tercih ederim.
Translate from Türkisch to Englisch

Annem bana böyle kötü bir havada dışarı çıkmasam iyi olacağını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir kuş kanatlarını oynatmadan havada süzülebilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Fikirler kimseye ait değildir, onlar havada yüzerler.
Translate from Türkisch to Englisch

Böyle bir havada dışarı çıkarsan donma riski geçirirsin.

Yapay göl sıcak havada kurudu.

Bir arı sürüsü havada vızıldıyordu.

Açık havada, Estonya kıyısı Helsinki'den görülebilir.

Oh, güneşli havada yağan yağmur var.

Sihirbaz genç kadını havada uçurdu.

Böyle bir havada gerçekten dışarı çıkman gerekiyor mu?

Hiç kimse bu tür havada dışarı gitmez.

Bu tür havada dışarı çıkmak istemiyorum.

Kuşlar havada uçarlar.

Bir keskin kenevir kokusu havada yayılıyordu.

Bu havada dışarı çıkmayıp evde oturmak en doğrusu.

Böyle bir havada en iyisi evde kalıp dışarı çıkmamak.

Genelde çocuklar açık havada oynamayı sever.

Tom böyle kötü bir havada balık tutmaya gitmemesi için balıkçıyı umutsuzca uyardı.

Bu havada dışarı çıkmak çılgınlık.

Havada uçan bir kuşu vurmak zordur.

Gençken açık havada olmayı severdim.

O, elleri havada olarak ahırdan dışarı çıktı.

Birkaç kırlangıç havada uçuyor.

Düzenli olarak açık havada çalışan kişiler uykusuzluk sıkıntısı çekmezler.

Havada heyecan var.

O, soğuk havada soludu.

Havada aşk kokusu var.

Büyücü kızı ince havada yüzdürdü.

Evet, bu doğru. Havada çok nem var.

Fikirlerin gerçekten yerde bir evi yok, onlar insanlar arasında havada yüzer.

Sandalye çok yüksekti ve kendimi havada asılı bacaklarım ile buldum.

Birkaç saniye önce ben açık havada ve parlak gün ışığındaydım ve şimdi gözlerim bu karanlıkta bana hizmet etmeyi reddediyor.

Top havada yüksek sıçradı.

Havada rahatsız edici bir koku var.

Havada iğrenç bir koku var.

Evet, havada çok nem var.

Bumerang havada ıslık çalarak fırlatıldı.

Oda havada yüzen toz zerrelerinin dışında boş.

Açık havada üç saat geçirdik.

Yapraklar havada fırıl fırıl dönüyordu.

Havada bahar hissediyorum.

Sihirbaz sihirli değneğini salladı ve ince havada kayboldu.

Tarlakuşları havada ötüyor.

Tom her şeyi dışarıda açık havada istiyor.

Kötü havada, kolayca soğuk algınlığına yakalanılabilir.

Açık bir havada birisi buradan Fuji Dağını görebilir.

Yiyecek sıcak havada çabuk bozulur.

Bir bardak soğuk su sıcak havada çok ferahlatıcıdır.

Soğuk havada dışarıya nefes verdiğinde nefesini görebilirsin.

Sıcak havada, su hızla buharlaşır.

Böyle havada eski ceketimi giyerim.

Parmaklarıyla havada görünmez semboller çizdi.

Tom açık havada olmayı sevdi.

İstasyona yürümek için kötü havada dışarıda bulunduk.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch