Lernen Sie, wie man hayalet in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Jody sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayalet görünce şaşırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
John geri döndüğünde sanki bir hayalet görmüş gibi solgun görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom evinde bir hayalet gördüğünü söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom gerçekten bir hayalet gördüğünü söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O, sanki bir hayalet görmüş gibi donakaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet görünce öyle korktum ki tüylerim diken diken oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet aniden kayboldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet hikayesi korkunçtu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu ormanda hayalet varmış.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayalet gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Cadılar Bayramı Kuzey Amerika'ya, bir şenlik ateşi etrafında hasadı kutlayan, birbirlerine hayalet hikayeleri anlatan, şarkı söyleyen ve fal bakan Avrupalı göçmenler tarafından getirilmiştir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir hayalet görsen ne yaparsın?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen bir hayalet misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir hayalet gördü.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir hayalet yazar.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir hayalet bana bakıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Çok geçmeden önce, hayalet yoğun siste kayboldu.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir hayalet avcısı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir hayalet görmedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç hayalet gördün mü?
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç hayalet gördünüz mü?
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayalet yazar olarak çalışıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Cock Lane'in Hayaleti, 18.yy'dan bir İngiliz hayalet hikayesidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen bana bir hayalet hikayesi anlat.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet görmüş gibisin.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sana hiç hayalet hikayesi anlattı mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet görmüş gibi gözüküyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen gerçekten bir hayalet görmedin, o sadece sanal.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet gibi sararmışsın.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet kadar beyazsın. Hasta mısın?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sanki hayalet görmüş gibi gözüküyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun kızı bir hayalet gördüğünden beri aynı değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet olduğuna emin misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Seni hayalet sandım.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayalet diye bir şey yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sanki bir hayalet görmüş gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir hayalet görmüş gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Dün gece bir hayalet gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Bize bir hayalet hikayesi anlat.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bir hayalet olduğuna emin misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Bütün gece hayalet hikâyeleri anlatarak uyanık kaldık.
Translate from Türkisch to Englisch
O hayalet gibiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hayalet gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben az önce bir hayalet gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir hayalet gördüğümü düşündüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir hayalet gibi solgun görünüyorsun.
Paranız tek merkezdeki bir bilgisayarda yaşayan bir hayalet gibi.
Bir kısım Turist New York'u hayalet şehir olarak tanımlar.
Bir kısım gezgin New York'u hayalet şehir olarak tanımlar.
O bir hayalet görmüş gibi görünüyor.
Karanlık ev bir hayalet gibiydi.
"Selam, Harry!" "Tom.. Tom Riddle!" "Ha, hayır!" "Ne?" "Ben senim!" "Hayalet misin?" "Hayır, ben bir aşçıyım!" "Ne?"
Hayalet kasabalar ürperticidir.
O, savaş sırasında hayalet bir kasabaydı.
Hiç hayalet hikayesi biliyor musun?
Az önce bir hayalet görmüş gibi gibisin.
Az önce bir hayalet görmüş gibisiniz.
Çocuklar kamp ateşi etrafına oturdu ve Tom'un hayalet hikayelerini anlatışını dinledi.
Senin bir hayalet olduğunu sandım.
Mary hayalet görebilen tek kişiydi.
Leonardo DiCaprio, Hayalet filminde Hugh Glass rolüyle en iyi erkek oyuncu dalında Oscar kazandı.
Bir zamanlar çocukların sevdiği küçük bir hayalet vardı. O genellikle ormanda şarkılarını söylerdi ve flütünü çalardı ve kuşlar ve benzeri hayvanlarla oyalanırdı. Bazen insanların yaşadığı köye gelirdi ve sevdiği çocuklarla oynardı.
Bu bir hayalet kasaba.
Mary bir hayalet ya da ruhu sırtına dokunmuş gibi hissetti.
Hayalet varlığı ölümden sonra yaşamın olduğunu kanıtlamaz. Başka bir boyutun unsurları olabilir.
O hayalet görünce şaşırmıştı.
Oğlan bir hayalet gördüğünde korkudan düştü.
Çocuk bir hayalet gördüğünde korktuğunu hissetti.
Bir hayalet görmüş gibi görünüyorsun!
Gerçekten evimde bir hayalet var.
Uzaylı, bir hayalet gibi bedensizdir.
Bir hayalet kadar solgunsun.
Ormanda bir hayalet gördüm sanırım.
Hayalet kasabalar tamamen boş değil, değil mi?
Tom bir hayalet yazar.
Hayalet ikinci kez pazar gecesi göründü.
Hayalet diye bir şey yoktur, efendim.
Gecenin ortasında uyandım ve yatağımda garip, korkunç bir hayalet gördüm.
Ormanda bir hayalet gördüğümü sanıyorum.
Hayalet yavaş yavaş, ciddi, sessizce yaklaştı.
Sadece bir hayalet görmüş gibi görünüyorsun.
Hayalet onu rüyalarında ziyaret eder.
Hayalet duvardan geçti.
Bir hayalet görmüş gibi görünüyordum.
Hayalet görmüş gibi görünüyordun.
Bir hayalet gördüm.
Sanırım bir hayalet gördüm.
Tom bir hayalet yazar olarak çalışıyor.
Bir hayalet gibi beyaz görünüyorsun.
Bize bir hayalet öyküsü anlat!
Bir hayalet içe dönük bir korkunun dışa dönük ve görünür işaretidir.
Hayalet hikayelerini sever misiniz?
Sami kendisinin bir hayalet tarafından takip edildiğine inanıyordu.
Tom bize bazı hayalet hikayeleri anlatarak bizi eğlendirdi.
Lütfen bize bir hayalet hikayesi anlat.
Bir hayalet görmüş gibi görünüyorsun.