Lernen Sie, wie man hayatını in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Hayatını milleti için verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını İngilizce dersi vererek kazanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayatını Hindistan'daki hastaları tedavi etmeye adamak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O çocuk, trafik kazasında hayatını kaybetmemiş olsaydı, şimdi bir üniversite öğrencisi olacaktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Karısı kazada hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Televizyon aile hayatını mahvediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Para onun hayatını değiştirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir itfaiyecinin hayatını pahasına yangın söndürüldü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Boston'da kaldığı sırada hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'yi kurtarmak için hayatını riske attı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir tren kazasında hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom üniversiteden mezun olduktan sonra 10 saat içinde bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben gerçekten şehir hayatını severim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir otomobil kazasında hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını bir trafik kazasında kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, Mary'nin hayatını kurtardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hayatını kurtarmak için koştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, bir uçak kazasında hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, bir araba kazasında hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kanser nedeniyle hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bütün hayatını köpek balıklarını araştırmaya adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bütün hayatını kamu hizmetine adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bütün hayatını fakirlere yardım etmeye adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Büyükbabam seksen yaşında bir hastalık nedeniyle hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
O şok nedeniyle hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Ertesi gün hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom şehir hayatını sevmez.
Translate from Türkisch to Englisch
İlaç onun hayatını kurtardı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, okul hayatını seviyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayatını barışa adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, bir yazar olarak hayatını kazanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O yazarak hayatını kazanır.
Translate from Türkisch to Englisch
Yeni ilaç onun hayatını kurtardı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, bir kazada hayatını kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
O, onu kurtarmak için hayatını riske attı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayatını fakirlerin arasında çalışmaya adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayatını çalışmasına adamıştır.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını tıp mesleğine adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını doğanın korunmasına adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
O tüm hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hayatını müziğe adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Köpek kızın hayatını kurtardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu kurtarmak için hayatını riske attı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını eğitime adadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ülkesi için hayatını verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatını kazanmak için çok çalışır.
Bir öğretmen olarak hayatını kazandı.
Hayatını kazanmak için çok çalışıyor.
Bu tavsiyeler hayatını kurtarabilir.
Bu hayatını kurtarabilir.
Hayatını şirketine adadı.
Kocasının bir kazada hayatını kaybettiği haberi ona büyük bir şok oldu.
Hayatını değiştirmeyi düşünüyor.
Babası hayatını bilime adadı.
İkinci Dünya Savaşı'nda birçok asker hayatını kaybetti.
Bir bale dansçısı olarak hayatını kazanır.
Hayatını tıpa adadı.
Oğlu bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Çocuğunu korumak için hayatını riske attı.
Keman çalarak hayatını kazanır.
Hayatını gerçeğin peşinde geçirdi.
Hayatını bilim çalışmasına adadı.
Tom, hayatını değiştirdiğim için bana teşekkür etti.
Hayatını yolsuzlukla mücadeleye adadı.
Bir araba kazasında hayatını kaybetti.
Kendi hayatını riske atarak köpeği kurtardı.
Herkes hayatını gönlünce yaşayabilmeli.
O, hayatını kazanıyor.
Hayatını kurtardım.
Tom hayatını değiştirmeyi istedi.
Hayatını gerçeği aramakla geçirdi.
Büyük bir bomba düştü ve çoğu insan hayatını kaybetti.
Tom'un hayatını nasıl kurtardığını gördüm.
Tom'un hayatını kurtardım.
Bu japonların hayatını açıklıyor, aynı yüz yıl önce olduğu gibi.
Tom'un hayatını kurtarabilirdim.
Bir milyon kişi savaşta hayatını kaybetti.
Babası hayatını bilime adamıştı.
Benim için hayatını riske atma.
Ölüyordun ama doktor senin hayatını kurtardı.
Hayatını kurtarmaya çalışıyorum.
Benim de herkesin hayatını bilme hakkım yok mu?
Tom'un Mary'nin hayatını kurtardığını biliyorum.
Tom bizim için hayatını riske attı.
Tom sana hayatını borçlu.
Tom yoksullara yardım etmek için hayatını adadı.
Hayatını düşün.
Tom bütün hayatını insanlara yardım ederek geçirdi.
Tom dizüstü çöktü ve Mary'ye onu sevdiğini ve hayatını onunla paylaşmak istediğini söyledi.
Bütün hayatını insanlara yardım ederek geçirdi.
Dün galiba teyzemin hayatını kurtardım.
Birinin hayatını kurtardıysam illa ondan bir karşılık mı beklemem lazım?
Kocasının ölümü onun hayatını tamamen değiştirdi.
Mary hayatını kurtardığımı biliyor mu?
Tom kendi hayatını ve mutluluğunu düşünmeli.
Senin hayatını kurtardım, sen hâlâ beni küçük düşürmeye çabalıyorsun.
Senin hayatını kurtardığımı unutma.
Oğlunu, kendi hayatını mahvetmekle suçladı.