Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "hayatta"

Lernen Sie, wie man hayatta in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Sen olmasaydın, o hâlâ hayatta olacaktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun yardımı olmasa, şu an hayatta olmam.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer o uçağa binmiş olsaydım şu an hayatta olmazdım.
Translate from Türkisch to Englisch

Erkek kardeşlerin her ikisi de hâlâ hayatta.
Translate from Türkisch to Englisch

Seninle gerçek hayatta buluşmak harikaydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Annem hâlâ hayatta olsaydı, o zaman bana yardımcı olurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

O süpermarkete giderseniz, günlük hayatta kullandığınız pek çok şeyi satın alabilirsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta kalma arzusu ve ölüm korkusu artistik duygulardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun tarihsel ayrıntılar hakkında büyük bir bilgi deposu var fakat hayatta onun bir işe yaradığından cidden süphe duyuyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Oğlumun hâlâ hayatta olduğunu düşünmek elimde değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu adam hayatta.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta derece yapmak için hepimiz çok çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.
Translate from Türkisch to Englisch

Önemli olan tek şey hayatta olmandır.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta her şey hoş değidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta başarı, çalışkanlık ve uyanıklık içinde yatar.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta neyin en önemli olduğu kişiden kişiye değişir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta hiçbir şey sağlıktan daha önemli değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta herkesin isteği başarılı olmaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta başarı sürekli çaba gerektirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta büyük zevk insanların yapamayacağını söylediği şeyi yapmaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta zorluk seçimdir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta birçok zorluklara katlanmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta hiçbir şey keyifli değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta birçok gizemler vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Her iki erkek kardeş hâlâ hayatta.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta kalabilmen bir mucize.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta bazı şeyler kontrol etme yeteneğimizin ötesindedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hayatta kalmak için ne gerektiğini anlıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, hayatta kalma şansı olduğunu düşündü.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer ambulans biraz daha erken gelseydi Tom hayatta kalabilirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, hayatta olmak için kesinlikle şanslı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve ailesi depremde hayatta kaldılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer Tom Mary'ye yardım etmeseydi, onun hayatta kalma şansı olmayacaktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un kazada hayatta kalması çok zayıf bir olasılıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

O hâlâ hayatta.
Translate from Türkisch to Englisch

Onların hiçbiri hayatta değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Keşke o şimdi hayatta olsa.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun yaşlı kedisi hâlâ hayatta.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun zavallı köpeği hâlâ hayatta.
Translate from Türkisch to Englisch

Bütün hayatta kalma umudundan vazgeçtim.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta herkes başarılı olmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Ebeveynlerimin her ikisi de hayatta değiller.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu adamların nasıl hayatta kaldıklarını görmek oldukça etkileyiciydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Neredeyse tüm köpekler hayatta.

Onun hayatta kalması için her şeyi denedim.

Onun ölü mü yoksa hayatta mı olduğunu bilmiyorum.

Onun hayatta olduğunu duyduğumda rahatladım.

Onun hâlâ hayatta olduğundan emin olmak için kontrol ettim.

Eğer doktorunun tavsiyesini dinlediyse, o hâlâ hayatta olabilir.

Siz her zaman çocuklarınızın hayatta başarılı olmaları için yardım edecek şeyleri yaparak zaman harcamalısınız.

O hâlâ hayatta mıdır?

Köpeklerin çoğu hayatta.

Jack'in hayatta hiçbir amacı yoktur.

O, uçak kazasında hayatta kaldı.

Onun hâlâ hayatta olduğunu duyuyorum.

Birçoğu bu hastalık yüzünden hayatta kalmaz.

Onlar onun hâlâ hayatta olduğunu söylüyorlar.

Onun eski kedisi hâlâ hayatta.

İnsanlar onun hâlâ hayatta olduğunu söylüyorlar.

O hâlâ bir yerlerde hayatta olabilir.

Oğlunun hâlâ hayatta olduğuna inanıyor.

Matematik günlük hayatta önemlidir.

Hayatta daha önemli şeyler var.

Hayatta olduklarına dair biraz ümit var.

Vahşi hayatta tek başına yaşayabilir misin?

Kazada hayatta kalan tek kişiydi.

Kazadan sonra, hayatta olduğu için mutlu.

Güçlü hayatta kalacak ve zayıf ölecek.

Adaptasyon hayatta kalmak için anahtardır.

Tom Mary'nin ölü mü yoksa hayatta mı olduğunu bilmiyor.

Tom hayatta mı?

Hepimiz sıkı şekilde hayatta derece yapmaya çalışırız fakat sadece birkaç kişi başarır.

O zaman savaş alanına gitmeyi reddetseydi, hâlâ hayatta olurdu.

Aşk hayatta kalacak.

Onlar hayatta kalacak.

Kedin hayatta kalacak.

O, hayatta kalacak.

Ben hayatta kalacağım.

Tom hâlâ hayatta.

Eğer emniyet kemeri olmasaydı şu an hayatta olmazdım.

Tom'a nasıl hayatta kalacağımı öğrettim.

Tek başıma hayatta kalabilirim.

Tom depremden hayatta kalanlara yardım etmek için Kızıl haça para bağışladı.

Ailemi üzmek istemiyorum. Hayatta beni en çok seven insanlar onlardır.

Üniversite hayatta kaç kere bitirilir?

Tom'un hayatta büyük bir hırsı vardı. O bir yarış arabası sürücüsü olmaktı.

Bu hayatta tek suçlu ben olabilirim.

Hayatta varoluşumuzu hep sorgulamışımdır.

Hiç hayatta kalmadın.

Hayatta kalmazdın.

Hayatta kalmayacaksın.

Hayatta kalacaksın.

Hâlâ hayatta.

Hayatta çeşit çeşit insanlar mevcuttur.

Hayatta mısın?

Onlar hayatta mı?

Hayatta kalan var mı?

Onlar hâlâ hayatta.

Onların her ikisi de hayatta.

Güçlükle hayatta kaldık.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch