Lernen Sie, wie man hizmeti in einem Türkisch Satz verwendet. Über 47 handverlesene Beispiele.
Bu otel öğle yemeği hizmeti vermez.
Translate from Türkisch to Englisch
Bugün ne hizmeti veriyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
O ülkede posta hizmeti hızlı değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Okul kulüpleri yaklaşan okul yılı için yapmayı planladıkları kamu hizmeti projelerini açıkça ana hatlarıyla belirtmelidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Geri bildiriminiz önemli ve mümkün olan en iyi hizmeti nasıl sağlayabileceğimizi bilmemize yardım edecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom üç haftalık toplum hizmeti cezasına çarptırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un tavernası da bir teslimat hizmeti sunmaya başladığından beri taverna telefon görüşmeleriyle dolup taşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Pazar günü posta hizmeti var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Türk hukukuyla ilgili danışmanlık hizmeti almak için bu grubumuza katılın.
Translate from Türkisch to Englisch
O hizmeti için hiçbir bedel almadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Alman restoranları otomatik olarak su hizmeti vermezler.
Translate from Türkisch to Englisch
Nargile hizmeti veren bir kafeye gidelim.
Translate from Türkisch to Englisch
Hizmeti beğenmezseniz bahşiş bırakmayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yemeye değer tek fast food hizmeti veren bu yeri düşündüğü için buraya gelmeyi seviyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Teknik bir arıza nedeniyle, bu trenin hizmeti bundan sonra devam etmeyecektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Davetiye patlamış mısır ve meşrubat hizmeti verileceğini söylüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom 100 saat kamu hizmeti yapmak zorundaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Almanya'da sağlık hizmeti ücretsiz mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu ülkede posta hizmeti hızlı değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Şehrimizin henüz su hizmeti yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom toplum hizmeti cezasına çarptırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ücretsiz hizmeti kim sevmez?
Translate from Türkisch to Englisch
Ücretsiz hizmeti severim.
Translate from Türkisch to Englisch
O kamu hizmeti cezasına çarptırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hava hizmeti şiddetli hava uyarısı yayınladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom denetimli serbestlik ve toplum hizmeti cezasına çarptırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kentin bisiklet paylaşım hizmeti vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Pazar günü hizmeti normalden daha yavaş olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir yıldan kısa bir zaman içinde sağlık hizmeti kariyerinize başlayın.
Translate from Türkisch to Englisch
Yurtdışı hizmeti burada.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, şartlı tahliye ve kamu hizmeti cezasına çarptırıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu hizmeti kullanmak için yeterli bant genişliğine sahip değiliz.
Translate from Türkisch to Englisch
İyi bir yemek hizmeti veren buraya yakın bir restoran keşfettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Öğrencilerin haftada bir saat toplum hizmeti yapmaları gereklidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar bu otelde kontinental kahvaltı hizmeti verirler.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun çöp suçu nedeniyle, o 10 saat toplum hizmeti yapmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Demiryolu hizmeti sis yüzünden askıya alındı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sağlık hizmeti işindeyim.
Translate from Türkisch to Englisch
Olur, bugün hizmeti şuraya kadar yapayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Yeni bir birinci basamak sağlık hizmeti sunucusu bulmalıyım.
Sami çevrimiçi bir buluşma hizmeti aracılığıyla Leyla ile tanıştı.
Sami hizmeti için yüksek bir fiyat ödedi.
Numara değiştirme hizmeti Ekim ayında başlamıştı.
Şimdilik yalnızca yolcu hizmeti veriliyor.
Twitter'daki Limon Haber hesabı, tık tuzağı ile verilen haberlerin üzerine limon sıkarak amme hizmeti yapıyor.
Cehennemde sağlık hizmeti var mı?
Açıkçası, çocukların tıpkı yetişkinler gibi sağlık hizmeti alma hakları vardır.