Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "ikinci"

Lernen Sie, wie man ikinci in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

John o kadar sesli konuştu ki ikinci kattan bile duyabildim.
Translate from Türkisch to Englisch

Amazon, Nil'den sonraki dünyanın ikinci en uzun nehridir.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben ikinci el kitapçılarda ve ikinci el giyim dükkanlarında alışveriş yapmayı severim.
Translate from Türkisch to Englisch

Osaka, Japonya'nın ikinci en büyük şehridir.
Translate from Türkisch to Englisch

Muiriel, Tatoeba'nın ikinci üyesidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Doktorlar ikinci bir operasyonu yapmayı reddettiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Bombay, Hindistan'ın en çok nüfuslu, dünyanın ise ikinci en çok nüfuslu şehridir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun ikinci oğlu evlendi ve yuva kurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

1980'de ikinci kez İtalya'ya gittim.
Translate from Türkisch to Englisch

1980'de İtalya'ya ikinci kez gittim.
Translate from Türkisch to Englisch

İtalya'ya ikinci kez 1980'de gittim.
Translate from Türkisch to Englisch

İtalya'ya 1980'de ikinci kez gittim.
Translate from Türkisch to Englisch

Futbol ikinci yüzyılda Çin'de oynanıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

"Tomorrow" kelimesi ikinci hecesinde bir aksan taşır.
Translate from Türkisch to Englisch

Selena Gomez'in ikinci albümü Billboard Magazine'in top iki yüz albüm tablosunda dört numaraya yerleşti.
Translate from Türkisch to Englisch

Eurovision'un en kötü şarkısı birinci, en iyi şarkısı sondan ikinci oldu. Ne saçmalık!
Translate from Türkisch to Englisch

Türkler 1683'te Viyana'yı ikinci kez kuşattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Rusya ikinci bir süper güç olarak ortaya çıkmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

Darbeyle ilgili sadece ikinci el bilgiye sahibiz.
Translate from Türkisch to Englisch

Gabriel Roiter ölçüsünü tanımlamak için daha sezgisel olabilen ikinci bir yol vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ikinci el araç satılıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ikinci el araç yeni kadar iyi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ikinci el arabanın fiyatı makul.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu onunla yaptığım ikinci buluşma.
Translate from Türkisch to Englisch

Tepenin üstündeki eski kilise on ikinci yüzyıla kadar uzanmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kelimenin vurgusu ikinci hecede.
Translate from Türkisch to Englisch

Arkadaşımız yarışı ikinci sırada bitirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben, şimdi benimle evlenmek istediğini biliyorum, ama siz daha sonra ikinci düşüncelere sahip olacağınızı düşünmüyor musunuz?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ona ikinci el araba satın almamasını önerdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un karısı ikinci çocuklarına hamile.
Translate from Türkisch to Englisch

Önce plandan hoşlandığımı düşündüm fakat ikinci düşünüşümde ona karşı çıkmaya karar verdim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un işi ikinci-el arabalar satmaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, makul fiyatlı ikinci-el bir otomobil arıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ikinci el bir bilgisayar için o kadar çok para ödemek için isteksizdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un acelesi vardı bu yüzden ikinci fincan kahvesini içmeden bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kendine ikinci fincan kahveyi doldurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ikinci fincan kahveyi içti ve bir çörek daha yedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom onu ikinci kez çok daha iyi yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Evinin ikinci katında kaç oda vardır?
Translate from Türkisch to Englisch

Hayır, o ikinci el.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu Japonya'nın ikinci en uzun nehri.

Mike lisenin ikinci yılında ve Ann de.

Sanırım Jack Mary'nin ikinci kuzeni.

Tom yarışta ikinci oldu.

Onu ikinci bir kez yap.

Bana ikinci bir şans ver.

Lütfen ikinci bir porsiyon alın.

O bir ikinci sınıf öğrencisidir.

O, ikinci bir porsiyon çorba içti.

Ben bu kitaba ikinci el kitap dükkanında rastladım.

Oyunun ikinci yarısı çok heyecan vericiydi.

O, ikinci el araba ticareti yapar.

Herkes ikinci bir şansı hak eder.

"Tomorrow" kelimesinde vurgu ikinci hecededir.

Kütüphane ikinci katta.

Olsa olsa o, ikinci sınıf bir şarkıcı.

Bu ikinci kez uçuşum.

Dünyadaki en büyük ikinci ülke hangisidir?

Lisenin ikinci yılındayım.

Bayan Smith ikinci çocuğunu doğurdu.

Doktorun ofisi ikinci katta.

"Üçüncü dilek mi?" Adam şaşırdı. "Birinci ve ikinci dileği dilememişsem, o nasıl üçüncü dilek olabilir ki?"

Danimarka'nın ikinci büyük şehri, Aarhus'un posta kodu 8000'dir.

O bir ikinci sınıf öğrencisi.

O ikinci el.

O ikinci-el.

Onun ikinci bir işi var.

Tom ikinci olarak bitirdi.

Meksika hükümeti 1998 modeller hariç tüm ikinci-el arabaların ithalatını yasakladığını duyurdu.

Hong Kong'da, İngilizce ikinci dildir.

On iki rengin bir toplamı için üç ana renk ve dokuz ikinci derecede renk vardır.

Tom bana ikinci bir şans vermeli, değil mi?

Birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu, onuncu... sondan bir önceki, son.

Bana bir daha mesaj atma demene rağmen ikinci mesajı da attığımı unuttun mu?

İki yerde keçi peyniri gördüm fakat ikinci gördüğüm yere fiyat sorup bilgi almadım.

Tom bir ikinci sınıf öğrencisi.

O birinci ben ikinci mi oldum?

Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ikinci en büyük şehirdir.

Los Angeles, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki ikinci en büyük kenttir.

Eğer istersen sana ikinci bir şans vermeye hazırım.

Onun ikinci romanında karakterler büyüdü.

Otelde üçüncü ve ikinci katta bir toplantı vardı.

Uruguay, Güney Amerika'nın en küçük ikinci ülkesidir.

Los Angeles Amerika'daki ikinci en büyük kent.

Aptallar yarışsa sen ikinci olurdun çünkü birinci olamayacak kadar çok aptalsın.

Sana ikinci bir şans veriyorum.

O sadece ikinci el giysiler alır.

Yorumunun ikinci kısmının büyük bir örnek cümle olacağını düşünüyorum.

Lisenin ikinci sınıfındayım.

O ikinci sınıf öğrencisi.

Japonya'daki en yüksek ikinci dağın hangisi olduğunu düşünüyorsunuz?

Venüs güneşten ikinci gezegendir.

Satürn güneş sisteminde ikinci en büyük gezegendir.

Zürih, Londra'dan sonra dünyanın ikinci en büyük altın borsasıdır.

Tom sana ikinci bir şans veriyor.

Büyük olasılıkla, devlet başkanı ikinci bir dönem hizmet edecek.

Asla ikinci el bir elbise satın almam.

Tom bana ikinci bir şans verdi.

O burada çalışır ama aslında bürosu ikinci katta.

Bergen, Norveç'teki ikinci en büyük kenttir.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch