Lernen Sie, wie man isteksiz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Çok uzun bir tatil birini tekrar işe başlamak için isteksiz yapar.
Translate from Türkisch to Englisch
Yönetim kurulu üyeleri çok riskli bir girişimi üstlenmeye isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye karşı tanıklık etmek için isteksiz gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ne olduğunu Mary'ye söylemek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom sorunla ilgilenmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom karar vermek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom fiyatı düşürmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom teklifleri dinlemek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin söylediği herhangi bir şeyi dinlemek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom annesi için supermarkete gitmeye isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hatalı olduğu ihtimalini düşünmeye bile isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hatalarını düzeltmeye isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom uzlaşmak için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom değiştirmek için isteksiz gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onun kredi kartlarını çalanın Mary olduğuna inanmak için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir intihar eylemcisi olmak için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin ondan daha iyi bir yüzücü olduğunu onaylamak için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ona teklif ettiğimiz rüşveti kabul etmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom önerimizi kabul etmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yenilgiyi kabul etmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ona çevirilerinde yardım etmek isteyen yerlilerden nasihat almak için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazıları savaşmak için isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu görmeye isteksiz olarak gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Daveti kabul etmek için çok isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben isteksiz değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom isteksiz değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom gitmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yardım etmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Neden bu kadar isteksiz oluyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom isteksiz görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bana yardım etmek için isteksiz görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom gitmek için isteksiz görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom çok isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom tek başına gitmek için isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom soruma cevap vermek için isteksiz görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ağız kokusu var ve arkadaşları ona çok yaklaşmak için isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar yeni bir şeyi kabul etmeye isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
O böyle bir şeye para harcama konusunda isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
O, üniversiteye gitmeye isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım Tom isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye ev ödevinde yardım etmek için isteksiz.
Translate from Türkisch to Englisch
Problem, Tom'un müzakereye tamamen isteksiz olması.
Tom gitmek için çok isteksiz.
Mary derse girmekte isteksiz görünüyordu.
Tom kaybetti ama o bunu kabul etmekte isteksiz.
Tom, isteksiz, değil mi?
Dan, Linda'nın planına katılmak için isteksiz kaldı.
Tom, Mary'ye kötü haberi vermek için isteksiz görünüyordu.
İnsanlara ne öğrenmeye isteksiz olduklarını öğretmek zordur.
Tom bir işi iyi yapmak için gereken süreyi harcama konusunda isteksiz görünüyor.
Onun yüzüne bir bakış, bana çalışmaya isteksiz olduğunu söyledi.
Tom, Mary'nin trajik romanını isteksiz olarak yayınladı.
Tom onu yapmak için isteksiz görünüyor.
Tom bir şey söylemek için isteksiz gibi görünüyor.
Sen isteksiz görünüyorsun.
Gitmeye isteksiz görünüyorsun.
Tom isteksiz ve alaycıdır.
Tom onu yapmaya isteksiz.
O sorumluluk kabul etmek için isteksiz.
Tom, bunu Mary için yapmak için isteksiz.
Tom, Mary'nin bunu yapmaya isteksiz olduğunu söyledi.
Tom, Mary'ye bunu yapmak konusunda isteksiz olduğunu söyledi.
Tom, Mary'nin bunu yapmak için isteksiz olduğunu söyledi.
Tom, Mary'nin bunu yapmak konusunda isteksiz olduğunu düşünüyor.
Tom, Mary'nin bunu yapma konusunda isteksiz olduğunu söyledi.
Tom Mary için bunu yapmak konusunda isteksiz görünüyordu.
Tom değişmek için isteksiz.
Tom neden bunu yapmak için bu kadar isteksiz?
Tom Boston'a geri taşınmaya isteksiz.
Tom bunu yapmak konusunda isteksiz olduğumu biliyordu.
Tom, bunu yapmak için isteksiz olduğunu söyledi.
Tom, Mary'nin bunu yapmak konusunda isteksiz olduğunu söyledi.
Tom, bunu yapmak için çok isteksiz olduğunu söyledi.
Tom muhtemelen hâlâ bunu yapmaya isteksiz olacaktır.
Tom, bunu yapmak için gerçekten isteksiz olduğunu söyledi.
Tom'un bu kadar isteksiz olacağını sanmıyordum.
Tom bana Mary'nin onu yapmak için isteksiz olacağını söyledi.
Tom'un onu yapmak için bu kadar isteksiz olacağını düşünmemiştim.
Onu yapmaya Tom kadar isteksiz değilim.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar onu yapmak için isteksiz gibi görünmüyor.
Tom, Mary'nin göründüğü kadar onu yapmak konusunda isteksiz görünmüyordu.
Tom bunu yapmak için isteksiz, değil mi?
Başkalarının arabanı sürmesine izin verme konusunda isteksiz misiniz?
Tom ve Mary'nin bunu yapmaya isteksiz olacağından şüpheleniyorum.
Tom bana bunu yapma konusunda isteksiz olduğunu söyledi.
Tom için bunu yapmak konusunda isteksiz görünüyorsun.
Tom, bunu bizim için yapmaya hâlâ isteksiz.
Tom değişmeye isteksiz gibi görünüyordu.
Tom bunu yapmaya isteksiz görünüyordu.
Tom bunu ücretsiz yapmakta isteksiz.
Tom bunun hakkında isteksiz olabilir.
Tom bunu yapmaya isteksiz görünüyor.
Tom'un bunu yapmaya isteksiz olduğundan şüpheleniyorum.
Tom bunu yapmak için isteksiz görünüyor.
Tom bunu yapmakta isteksiz görünüyordu.
Denemek için bile isteksiz misin?
Tom bunu yapmak için isteksiz olmalı.
Bence Tom bunu yapmak için isteksiz olabilirdi.