Lernen Sie, wie man itiraz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
O benim dün dışarı gitmeme itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
O en ufak bir şeye darılıyor, ona söylediğimiz yaklaşık her şeye itiraz ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz itiraz ettik ama o yine de dışarı gitti.
Translate from Türkisch to Englisch
Planına itiraz etmeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben çalışmak için dışarı gitmene itiraz etmiyorum fakat çocuklara kim bakacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Karının itiraz etmesi şaşırtıcı.
Translate from Türkisch to Englisch
Amacım önerine itiraz etmek değil.
Translate from Türkisch to Englisch
O, planımıza itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazıları Tom'un fikrine itiraz ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim fikrime itiraz ediyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
O, benim sigara içmeme itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazıları onun fikrine itiraz ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Planınıza itiraz etmiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı delegeler itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Kızlar planımıza itiraz ettiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar yeni kurallara itiraz ettiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun oraya yalnız gitmesine itiraz ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Ebeveynlerim oraya yalnız gitmeme itiraz ettiler.
Translate from Türkisch to Englisch
O itiraz etmeye çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hesabı ödemeye itiraz ettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Jane bizim kararımıza itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Uçakla seyahat etmeye itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun faturayı ödemesine itiraz ettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Hepsi onun önerisine itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Sanırım planımıza itiraz edecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Babam evliliğimize itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Herkes evet oyu verdi. Kimse itiraz etmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Yurt dışına gitmene itiraz edecektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Karısının dışarıda çalışmasına itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir çocuk gibi davranılmaya itiraz ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir çocuk gibi davranılmaya itiraz ettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ebeveynlerim yurt dışında eğitim yapmama itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana bir çocuk gibi davranmasına itiraz ettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Annem yarı zamanlı çalışmama itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir çocuk gibi davranılmasına itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Onunla gitmek istersen, itiraz etmem.
Translate from Türkisch to Englisch
Köydeki çoğu insan plana itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom itiraz etmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom itiraz etti mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu plana itiraz etmeliyim.
Translate from Türkisch to Englisch
Herhangi bir itiraz var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Şu ana kadar anlattıklarımıza itiraz eden birini görmedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom itiraz edebilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç itiraz olmadığı için onlar plan ile devam etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç itiraz yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç itiraz var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Ben buna itiraz etmiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom itiraz edecek.
Translate from Türkisch to Englisch
Jack, Mary'nin Tom'u kendi elleriyle öldürmesini istedi ama Mary henüz hazır olmadığını söyleyerek itiraz etti.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir itiraz mı?
Translate from Türkisch to Englisch
O, mahkemedeki suçlamalara itiraz etmemeye karar verdi.
Kimse itiraz etmedi.
Eğer itiraz yoksa şimdi toplantıyı kapatacağız.
Buna itiraz edemem.
Savunma avukatı hemen itiraz etti.
Buna kim itiraz edebilir?
Ben işleri kendi tarzımla yaptığımda sen her zaman itiraz ediyorsun.
Bana gelince, ben sizin bakış açınıza itiraz etmiyorum.
Tom'un buna itiraz edebileceğini düşünmüyor musun?
Tom ona itiraz etti.
Annem puro içenlere itiraz eder.
Annen muhtemelen sizin dağa tırmanışınıza itiraz edecektir.
Davalı bir üst mahkemeye itiraz edecek.
Tom bizim planımıza itiraz etti.
Onun planına itiraz etmememi rica etti.
O en küçük ortak paydaya itiraz etmeye çalışıyor.
Ona itiraz etmiyorum.
Buna itiraz ettim.
Ben itiraz etmedim.
İstifasını şirket politikasına itiraz ederek sundu.
Tom değişime itiraz etti.
Tom para üstüne itiraz etti.
Bunu itiraz etmeden kabul edecek değilim.
Eğer itiraz etmezsen bir parça ısırırım.
Tom yargıya itiraz edecek.
Karara itiraz edildi.
Tom, cezanın ertelenmesine itiraz ettiğini söyledi.
Annem benim Orta Doğuya gitmeme itiraz etti.
Böyle yapsak herhangi birinin itiraz edeceğini düşünüyor musun?
Tom bunu yapmama itiraz etti.
Tom itiraz etmeyecek.
Sami o karara itiraz ediyor.
Sami ona itiraz etmedi.
Tom'un itiraz etmeyeceğini biliyordum.
Tom'un buna itiraz etmeyeceğine eminim.
Hakem kendisine itiraz eden Ali'ye sarı kart gösterdi.
Anadoluspor itiraz için tahkime başvurdu.
Kim buna itiraz edebilir?
Kulübün resmi internet sitesinden yapılan açıklamada karara itiraz edileceği belirtildi.
Tom itiraz etti.
Bu bir itiraz mı?
Ali karara itiraz etti, ama hakem hiç oralı olmadı.
Plana itiraz ettim.
Çocuk muamelesi görmeye itiraz etti.
Planda itiraz ettiğiniz temel noktalar neler?
Savunma makamı karara itiraz edeceğini belirtti.
Tam olarak itiraz ettiğini noktalar neler? Sizce yasanın olumlu yönleri de var mı?
Oktar'ın karara itiraz hakkı bulunuyor.
Eski liderin cezaya itiraz etme hakkı var.
Şirket, karara itiraz edeceğini bildirdi.