Lernen Sie, wie man izleyen in einem Türkisch Satz verwendet. Über 18 handverlesene Beispiele.
Beni izleyen birinin farkında değildim.
Translate from Türkisch to Englisch
Eskiden futbol maçlarını izleyen seyirciler arasında önemli görüşler paylaşılırmış.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un ihtiyacı olan son şey onu izleyen başka biri.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizi izleyen birini görmedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Töreni daha uzaktan izleyen anneler babalar sevinçle el çırpıyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu anda dünyanın her yerinde Dünya Kupasını izleyen milyonlarca insan var.
Translate from Türkisch to Englisch
Kafeye girdiğim gibi televizyonda güreş karşılaşması izleyen iki genç erkek gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Dan'ı izleyen bir gözetim ekibi vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çay salonuna girdiğimde televizyonda güreş maçı izleyen iki genç adam buldum.
Translate from Türkisch to Englisch
O, arkasında izleyen köpeği ile yürüyüşe çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Dedektif Dan Anderson o yolu izleyen tek soruşturmacıydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çay odasına girdiğimde televizyonda güreş maçı izleyen iki genç adam buldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, Jack'in yaptığı evde yaşayan fareyi sinsice izleyen kediyi kovalayan köpektir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizi izleyen bir ayı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizi izleyen bir aslan var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizi izleyen bir kaplan var.
Translate from Türkisch to Englisch
Gece korku filmi izleyen insanları anlamıyorum. Yatmadan önce gerilmenin anlamı ne?
Translate from Türkisch to Englisch
Temel Amerika'ya gidip ana dili gibi İngilizce öğrenmiş. Orada ayrıca burnunu ameliyat ettirip küçülttürmüş ve konservatuvar okuyup çok becerikli bir piyanist olmuş. Bir gün konser verip seyircileri selamladığında o sırada Amerika'da olup tesadüfen en ön sırada onu izleyen Dursun "Ula hemşerim, helal olsun çok iyi çaldın da!" diye bağırmış. Bunun üzerine şaşıran Temel kendisini nasıl tanıdığını sorunca Dursun "Piyanistler otururken tabureyi piyanoya doğru çekip ayarlarlar, sense önce tabureye oturup sonra piyanoyu kendine çektin. Oradan anladım da!" diye cevaplamış.
Translate from Türkisch to Englisch