Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "kaldı"

Lernen Sie, wie man kaldı in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Ay bulutların üzerinde kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, üç hafta New York'ta kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Taro üç gün boyunca Tokyo'da kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Oğlan sessiz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, kardan dolayı geç kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Görünüşe göre, otobüs geç kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Birçok tehlikelere maruz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Birkaç gün hava sıcak kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hey,teslimat tarihine az zaman kaldı,biliyor musun?Etrafta şaşkın şaşkın gezmeyi bırak.
Translate from Türkisch to Englisch

Sorun konusunda sessiz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu dersin bitmesine 10 dakika kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, Brezilya'ya gitti ve orada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

İki gün boyunca otelde kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir müddet sessiz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Büyük bir örümcek görünce donup kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom akşam yemeğine geç kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, prensibine bağlı kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, bir süre burada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir süre sessiz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, bir süre sessiz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ona bir köpek aldı. Ancak, o köpeklere alerjisi vardı, bu yüzden birine vermek zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Jim dışarı gitti, ama Mary evde kaldı
Translate from Türkisch to Englisch

Bir hafta boyunca hastanede kalmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O her zaman orada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlar, altı fit yüksekliğinde bir duvara tırmanmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Jefferson sakin kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Babası öldükten sonra, o tek başına çalışmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O çoğu zaman okula geç kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, tatilde hastalandı ve bir doktor bulmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kemikler buzda donmuş olarak kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Partinin sonunda, sadece iki misafir kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Babam alışveriş yaparken annem arabada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Başkan Washington'a dönmek zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kendi başına evde kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O bütün gün evde kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sadece biraz süt kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Herkes onun cesaretine hayran kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

O sadece Çizmeli Kedi görüntüsünü kullanmak zorunda kaldı. Ben onun sadık uşağıydım.
Translate from Türkisch to Englisch

Askerler düşman ateşine maruz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Otobüs on dakika geç kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Otobüs geç kaldı gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Denizaltı yüzeye doğru ince bir buz tabakasını yarıp geçmek zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Öğretmen tüm öğrencileri değerlendirmek zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüzlerce alan sel suları altında kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sokaklar ve evler sel altında kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Dün Mary bütün gün evde kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Philip ve Sheila geç kaldı. Ben de geç kaldım mı?
Translate from Türkisch to Englisch

O, orada en fazla dört gün kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Gerisi size kaldı!
Translate from Türkisch to Englisch

Sabaha sadece birkaç saat kaldı.

Param az kaldı.

Tom uygulama sırasında sol dizini incitti, bu yüzden John oyunu yerinde oynamak zorunda kaldı.

Tom hasta olduğu için iş dönüşü evde kaldı.

Tom bir acil durum çağrısı aldı ve işi terk etmek zorunda kaldı.

Tom testin birinden geçti fakat diğerinden kaldı.

Tom arabasını yanlış yere park ettiği için ceza ödemek zorunda kaldı.

Tom iş için Boston'a gitmek zorunda kaldı.

Tom Mary ile Boston'a gitmek zorunda kaldı.

Tom Yaz boyu Boston'da kaldı.

Tom Boston'a geri dönmek zorunda kaldı.

O günlerce yiyeceksiz idare etmek zorunda kaldı.

O yıllarca sefil bir hayat sürdürmek zorunda kaldı.

O yaz boyunca Nagano'da kaldı.

O, evden istasyona çok fazla yük taşımak zorunda kaldı.

O, evine giden on milin tamamını yürümek zorunda kaldı.

O kısa bir süre orada kaldı.

O, kısa bir süre o bölgede kaldı.

Dün Tom bütün gün evde kaldı.

Hükümet, dış politikasında değişiklikler yapmak zorunda kaldı.

Tom hayatı boyunca fakir kaldı.

Tom yaya geçidinden geçmediği için ceza ödemek zorunda kaldı.

Amerikan askerleri 1933 yılına kadar Nikaragua'da kaldı.

Tom uyuya kaldı.

Tom her şey için kendisi ödemek zorunda kaldı.

O, yurtdışında eğitim almak için part-time çalışmak zorunda kaldı.

Dün birkaç çocuk okuldan erken ayrılmak zorunda kaldı.

O dün bütün gün boyunca evde kaldı.

Geçen yılın kömür çıktısı standardın gerisinde kaldı.

Tom tüm yaşamı boyunca bekar kaldı.

Tom Mary'nin cesaretine gerçekten hayran kaldı.

Tom sadece işleri olduğu gibi kabul etmek zorunda kaldı.

Tom üç hafta boyunca hastanede kalmak zorunda kaldı.

Tom otobüsü yakalamak için koşmak zorunda kaldı.

Tom bir iş için koşmak zorunda kaldı.

Tom hastaneye gitmek zorunda kaldı.

Tom geldiği yoldan geri dönmek zorunda kaldı.

Tom bir kolera aşısı yaptırmak zorunda kaldı.

Tom Mary'nin haklı olduğunu kabul etmek zorunda kaldı.

Savaşın bir sonucu olarak, çok sayıda mağdur kaldı.

Tom bir trafik sıkışıklığında saplanıp kaldı.

Tom, yurdunun dışında kilitli kaldı.

Waseda dünkü oyunda Keio ile berabere kaldı.

O, kaderini kabul etmek zorunda kaldı.

O, sözlerini dikkatle seçmek zorunda kaldı.

Taro tükürdüğünü yalamak zorunda kaldı ve istifa etti.

O, ne söyleyeceğini bilmediği için, sessiz kaldı.

O sonunda çekilmek zorunda kaldı.

Arkadaşlarına ayak uydurmadığı için, o sonunda geride kaldı.

Bu ayın başına kadar bizimle kaldı.

Sık sık olduğu gibi, Mike, bu öğleden sonra toplantı için geç kaldı.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch