Lernen Sie, wie man kaplan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 49 handverlesene Beispiele.
Kaplan kafesin ortasına uzanmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan çok vahşi bir hayvan türüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir tavşan gibi yüz yıl yaşamaktansa, bir kaplan gibi bir gün yaşa.
Translate from Türkisch to Englisch
Aslan ve kaplan kedinin iki farklı türüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
John, bir kaplan yakaladı ve iki aslan vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch
O, bir kaplan değildir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan öldürüldü.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayvanat bahçesinden bir kaplan kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch
2010, Çin ay takviminde Kaplan Yılı'ydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan yavrusu büyük bir kedi yavrusu gibi görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir kaplan tarafından öldürülmekten kıl payı kurtuldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer açsa, bir kaplan insana saldırır.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bir evcil kaplan istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bir kaplan değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç insan yiyen bir kaplan gördünüz mü? Hayır, ama ben tavuk yiyen insan gördüm.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlara göre bir kaplan asla çizgilerini değiştirmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Çoğu hayvan, örnek olarak kaplan gibi, et yer.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan hayvanat bahçesinden kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir kaplan tarafından yenildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan kadar zalimsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan yırtıcı bir hayvandır.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç kaplan sevdin mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom onun bir kaplan olduğuna inanmıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen hiç buralarda bir kaplan gördün mü?
Translate from Türkisch to Englisch
Hangisi daha kuvvetlidir,bir kaplan mı yoksa bir aslan mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Ben hiç kaplan görmedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan yüksek sesle gürledi!
Translate from Türkisch to Englisch
Bu aptalca bir soru olabilir ama hangisi daha güçlüdür-Bir kaplan mı veya bir aslan mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan Tom'u yedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kaplan bir kediden daha büyük ve güçlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir kaplan tarafından yenildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kedi küçük bir kaplan ile karşılaştırılabilir ve bir kaplan aynı zamanda büyük bir kedi ile karşılaştırılabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kediye küçük bir kaplan ve bir kaplana büyük bir kedi diyebilirsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
O adam bir kaplan maskesi takıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Adam bir kaplan maskesi taktı.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir kaplan tarafından yenmiş.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer biri kaplan büyük bir kedidir diyebiliyorsa, biri de bir kedi küçük bir kaplandır diyebilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kaplan asla çizgilerini değiştirmez.
Translate from Türkisch to Englisch
İki genç adam son iki hafta içinde Avustralya plajlarında kaplan köpekbalıkları tarafından öldürüldü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tam arkanızda bir kaplan var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bizi izleyen bir kaplan var.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan bizi izliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaplan vurulmalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir kaplan vurdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir kaplan öldürdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona kaplan dersen seni yer, ona Bay Kaplan dersen hala seni yer.
Translate from Türkisch to Englisch
On iki Çin burcu, fare, öküz, kaplan, tavşan, ejderha, yılan, at, koyun, maymun, horoz, köpek ve domuzdur.
Kaplan bir sürü insan öldürdü.
Çin burçlarının on iki hayvanı, doğada bulunan on bir hayvan türünden gelir; sıçan, öküz, kaplan, tavşan, yılan, at, koyun, maymun, horoz, köpek ve domuz ve efsanevi ejderha; takvim olarak kullanılırlar.