Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "kat"

Lernen Sie, wie man kat in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Çin'in nüfusu Japonya'dan yaklaşık sekiz kat daha büyüktür.
Translate from Türkisch to Englisch

Avustralya, Japonya'dan yaklaşık yirmi kat daha büyüktür.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kat kat diğerlerinin üstündedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom göle yakın bir kat mülkiyeti aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hava daha da ısındığı için Tom bir kat elbise daha çıkardı.
Translate from Türkisch to Englisch

O benden üç kat daha fazla kazanır.
Translate from Türkisch to Englisch

O benim kazandığımdan üç kat daha fazla kazanır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun bir kat mülkiyeti aldığını biliyor muydun?
Translate from Türkisch to Englisch

Bina yedi kat yükseklikte.
Translate from Türkisch to Englisch

Bina yirmi kat yüksekliğinde.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun evi benimkinden üç kat büyük.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun evi bizimkine göre iki-üç kat büyük.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu hangi kat?
Translate from Türkisch to Englisch

Benim odam onunkinden 2 kat daha büyük.
Translate from Türkisch to Englisch

Filler farelerden kat kat büyüktür.
Translate from Türkisch to Englisch

Hızım sence iki kat mı arttı?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'u iki kat aşağıya taşıdım.
Translate from Türkisch to Englisch

O üst kat değildi.
Translate from Türkisch to Englisch

El tırnakları ayaklarınkinden yaklaşık dört kat daha hızlı büyür.
Translate from Türkisch to Englisch

Işık yılı, ışığın bir yılda kat ettiği mesafedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Üst kat penceresi açıldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Çin, Japonya'dan yaklaşık yirmi beş kat daha büyüktür.
Translate from Türkisch to Englisch

Benden on kat daha iyi görünüyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu köprü ondan üç kat daha uzun.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu köprü o köprüden üç kat daha uzun.
Translate from Türkisch to Englisch

El tırnakları ayak tırnaklarına göre yaklaşık dört kat daha hızlı büyür.
Translate from Türkisch to Englisch

Yirmi kat aşağıya gitmek istiyorsan bir asansöre ihtiyacın var.
Translate from Türkisch to Englisch

Yeni bilgisayar, eskisinden on kat daha hızlı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ambalajı bozuk bir ürünün kaliteli olduğuna insanları ikna etmek, ambalajı yenilemekten yüz kat daha zor sayılır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom benim kazandığımdan üç kat daha fazla para kazanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir karınca kendi ağırlığının 50 kat fazlasını kaldırabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom benden üç kat daha fazla kazanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yaralanmadan ikinci kat penceresinden atladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary, Tom'dan 21 yaş daha gençtir ama Tom, Mary'den 22 kat daha zengindir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun geliri benimkinden üç kat daha büyüktür.
Translate from Türkisch to Englisch

ABD silahlı cinayet oranı diğer yoğun nüfuslu, yüksek gelirli ülkelere göre 15 kat daha yüksektir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom benden üç kat fazla kazanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Uzun bir yol kat ettin.
Translate from Türkisch to Englisch

Erkekler kadınlara göre yaklaşık 7-8 kat daha fazla testosterona sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch

Asya Avrupa'dan dört kat daha büyük.
Translate from Türkisch to Englisch

1997 yılından beri küresel ısınma, daha önce tahmin edilenden iki kat daha hızlı daha meydana geldi.
Translate from Türkisch to Englisch

İki kat ödeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch

Onu faturama kat.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ağda indirme hızı yükleme hızından iki kat daha hızlı.

Bu binada 5 kat ve 20 daire var.

Birinci kat sular altında kaldı.

Tom'un evi benimkinden en az üç kat daha büyük.

"Fransızca öğrenmeye biraz ilgim var ama o zor değil mi?" "Hiç değil. İngilizceden 100 kat daha kolay!" "Gerçekten mi?" "Eh, en azından benim için öyle." "Bunun nedeni senin ana dilin olması gerçi"

Burası kaçıncı kat?

Bu kaçıncı kat?

Kaçıncı kat?

Senin evin benimkinden üç kat daha büyük.

Sizin eviniz benimkinden üç kat daha büyüktür.

Fuji Dağı, Rokko Dağından yaklaşık dört kat daha yüksektir.

Tom burada kat yöneticisidir.

Bu ada Manhattan'dan altı kat daha büyüktür.

Su havadan 800 kat daha ağırdır.

O, matematikte tüm diğerlerinden kat kat yukarıdaydı.

Tom bir kat aşağıya yürüdü.

Tom asansöre bindi ve üçüncü kat için düğmeye bastı.

Seninkinden üç kat daha fazla param var.

Tom iki kat merdiven düştü ve şimdi hastanede.

Şu dağ bundan beş kat daha yüksektir.

Sanırım onlar en azından iki kat daha uzun olmalı.

Ben bir kat mülkiyeti almayı düşünüyorum.

O benden on kat daha fazla İngilizce kelime bilir.

O uzun bir yol kat etti.

Asansör bozuldu. Çatı terasına kadar 7 kat yukarıya yürümen gerekiyor.

Asansörü üç kat aşağı konferans odasına al.

Cafe iki kat aşağıda, zemin kattadır.

O tür iki kat pahalı.

Senden üç kat daha fazla param var.

Kuzey kutup bölgesindeki sıcaklıklar uzak güneydeki sıcaklıklardan 2 ila 3 kat daha hızlı artıyor.

Bu süit benim kondominyumumdan üç kat daha büyüktür.

Kuzey yarımkürede, kuzey kutup bölgesindeki hava sıcaklıkları düşük enlemlere göre iki kat daha hızlı ısınıyor.

Hırsız bir üst kat penceresinden zorla girmiş gibi görünüyor.

Kat sessiz.

Giyim tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarıya çıktık.

Giyim tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarı çıktık.

Giysi tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarı çıktık.

Kıyafet tezgahlarına ulaşmak için iki kat yukarı çıktık.

Asansör hizmet dışı, bu yüzden merdivenle çıkmamız gerekecek. En azından sadece iki kat var!

Çin, Japonya'dan yirmi kat daha büyüktür.

Takımımdan iyileşme eksikliği konusunda iki kat fazla hayal kırıklığına uğradım.

Evin yeni bir kat boyaya ihtiyacı var.

Yeni bilgisayar eski bilgisayardan on kat daha hızlı.

Kat üyeleri lütfen ayağa kalkar mısınız?

Bu yeni uzay aracı önceki uzay gemilerinden iki kat daha hızlı.

Asansöre bindim ve üçüncü kat butonuna bastım.

Fadıl kendini o ikinci kat balkonundan attı.

Benim çözümüm iki kat daha iyi.

O bir kat yukarıda.

Tom Mary'nin sadece bir kat üstünde yaşıyor.

Tom'dan iki kat kadar büyüğüm.

Tom'dan iki kat fazla yaştayım.

Kuzey kutup bölgesi, gezegenin geri kalanından iki kat daha hızlı ısınıyor.

Onlar sandalyeye bir kat boya sürdüler.

Tom'un sincabı süper akıllıdır. Tom'unkilerden üç kat daha yüksek bir IQ'sü var ve onu evcil hayvan olarak görüyor.

İki kat ödemeniz gerekecek.

Küçük bir dil uzun bir yol kat eder.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch