Lernen Sie, wie man kendine in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Mum kendi kendine söndü.
Translate from Türkisch to Englisch
Kız bayıldı, fakat biz onun yüzüne su döktüğümüzde o kendine geldi.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendi kendine yardım en iyi yardımdır.
Translate from Türkisch to Englisch
O, kendi kendine çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ne kadar sinsi olursan ol, asla kendine sürpriz yapamazsın.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsan kendine karşı dürüst olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendi kendine çalışma ile, vergi muhasebecisi sınavını geçmek mümkün mü?
Translate from Türkisch to Englisch
Kendi kendine şöyle dedi: Bu operasyon başarıyla sonuçlanacak mı?
Translate from Türkisch to Englisch
" O tekrar olmayacak. "Fortunatus kendi kendine söyledi, ve tekrar birbirlerine at sürmeye başladılar. Bu defa Fortunatus'un mızrağı düşmanına o kadar güçlü rastladı ki o atından bir top gibi uçtu ve yerde ölü yatıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Dedem tek başına kaldığında bazen kendi kendine konuşur.
Translate from Türkisch to Englisch
O, aynada kendine bakmadı mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Kendine gel.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendine gelirsen, hoş bir şey alırsın.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendine dikkat et.
Translate from Türkisch to Englisch
Jane'nin hayali kendine yaşlı ve zengin bir sevgili bulmaktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Resmin kendine ait bir cazibesi var.
Translate from Türkisch to Englisch
Eğer bir çocuk kendine ait bir odaya sahip olabiliyorsa, hoştur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin kendine bir masaj yapmasını istedi fakat o yapmak istemedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom geç kaldığı için kendine kızmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine bir fıstık ezmeli ve jöleli sandviç yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom genellikle şeyleri kendine saklar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine fıstık ezmeli sandviç yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary ile genellikle kendine sakladığı şeyler hakkında konuştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom aynada kendine gülümsedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine ikinci fincan kahveyi doldurdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine bir bardak süt doldurdu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine bir bardak çay yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom aynı hatayı tekrar yapmayacağına dair kendine bir söz verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, kendine iyi bakıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom mükemmel bir şekilde kendine bakabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bütün odayı kendine ayırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bütün kamp alanını kendine ayırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendine iyi bir adam buldun.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine güveni var gibi görünmüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un kendine hiç güveni yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendi kendine güldü.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine bakabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu anda kendine ait bir piyanosu olmasa bile Tom hâlâ piyano çalabiliyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom hakkında endişelenme. O kendine bakabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Yalnızken, büyükbabam bazen kendi kendine konuşur.
Translate from Türkisch to Englisch
Arkadaşım kendine ait bir araba istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Emi kendine yeni bir elbise ısmarladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom her zaman en az beş dakika önce varmayı kendine vazife edinir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendine bir kamera satın aldı.
Tom birkaç arkadaşın yardımıyla kendine ev yaptı.
Tom kendine Evrenin Sahibi adını koydu.
Tom kendine bakamaz.
O kendi kendine konuştu.
Sen kendine yardım et, Allah da sana yardım edecektir.
Onun oldukça fazla kendine güveni var.
O, odayı kendine aldı.
Tom kendi kendine konuşuyordu.
O, masayı kendine ayırdı.
O kendi kendine mırıldanıyor.
Lütfen kendine iyi bak.
Aynada kendine bak.
Kafeterya kendi kendine servis.
O, sırrı kendine sakladı.
O, kendine iyi bir yemek pişirdi.
Kendine güven başarının anahtarıdır.
Kendine iyi bak.
Tom sırrı kendine sakladı.
O, hastaneye götürüldüğünde kendine geldi.
Kendine dikkat etmelisin.
Kendine inan.
O, kendine bu büyük odayı aldı.
Çevreyi korumak için herkes kendine düşeni yapabilir.
Kendine büyük evi aldı.
Mary aynada kendine baktı.
O, bu büyük odayı tamamen kendine aldı.
O, bütün mobilyasını sattı, böylece kendine ve köpeğine bakabildi.
Kendine fazla güvenme.
Onu kendine düşman etme.
Kendine güven.
Üşütmemek için kendine dikkat et.
O, kendine bakmıştı.
O, kendine bakamaz.
Alaycı görüşlerini kendine saklamanı rica ediyorum.
Kendine saygısı olmayanın hiç kimseye saygısı yoktur.
Sanıyorum ki, sorun zamanla kendi kendine çözülecektir.
Onun kendi kendine mırıldandığını duydum.
Onun kendine ait bir miktar parası var.
Başkalarına yardım etmek, kendine yardım etmektir.
Kendine hoş bir adam buldun.
Tom Mary'ye kendine gelmesini söyledi.
Onu kendine saklayacağına söz verdi.
Kendine otel suiti tuttu.
Tom bütün evi kendine ayırdı.
Kendine yalan söylemekten vazgeçmelisin.
Kendine az güveni var.
Aynada kendine baktı.
Aynada kendine gülümsedi.
Tom aynada kendine baktı.
Favori kendi kendine-yardım kitabın nedir?
Kendine iyi bakmalısın.
Kendine kendine gitmesi gerektiğini söyledi.
Yeterli iş gücü olmayan bir ülke kendi kendine yeterli olamaz.
Şimdi kendine yeni bir araba almalısın.
Yaşlı adam bazen kendi kendine konuşur.
Kendi kendine, "Başaracağım!" dedi.