Lernen Sie, wie man kestane in einem Türkisch Satz verwendet. Über 17 handverlesene Beispiele.
Kestane soymak zordur.
Translate from Türkisch to Englisch
Anna'nın kestane kahvesi saçı var fakat Magdalena'nın sarı saçı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Kestane kebabını severim.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz tatlı kestane yiyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un saçı kestane kahverengisi.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim deneyimlerimden, aşk kestane balı gibidir. O tatlıdır ama acı bir tat bırakır.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben kestane severim ama onlar çok tatlı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ah! Kafama bir kestane düştü.
Translate from Türkisch to Englisch
Caddeye yakın Anthony şişeden kestane suyu içti.
Translate from Türkisch to Englisch
Evimizin önünde iki tane yaşlı kestane ağacı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar kestane ağaçlarının gölgesinde oturuyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'nin kestane yiyemediğini bildiğini söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary, Tom'un kestane yiyemediğini bildiğini söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Kestane kebap, acele cevap.
Translate from Türkisch to Englisch
Kestane közledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu site eskiden efsaneydi, şimdi kestane oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
"Bütün bunların senin başının altından çıktığı söyleniyor. Doğru mu?" "Öncelikle kestane balının diyarından selamlar."
Translate from Türkisch to Englisch