Lernen Sie, wie man koşmak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 65 handverlesene Beispiele.
Koşmak iyi egzersizdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben hızlı koşmak için gayret ettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben istasyona kadar koşmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben treni yakalamak için gerçekten koşmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Hızlı koşmak zorunda değilsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a yetişmek için koşmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom canının koşmak istemediğini söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom otobüsü yakalamak için koşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir iş için koşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ken hızlı koşmak zorundadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Ken hızlı koşmak zorunda.
Translate from Türkisch to Englisch
O, o kadar hızlı koşmak zorunda mıdır?
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak şöyle dursun, neredeyse yürüyemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak şöyle dursun, bebek yürüyemez.
Translate from Türkisch to Englisch
10 millik bir yarışı koşmak için yeterince güçlüydü.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bugün plajda koşmak için güzel bir gün.
Translate from Türkisch to Englisch
On bin metre koşmak için büyük tahammüle ihtiyacın var.
Translate from Türkisch to Englisch
Treni yakalamak için çok koşmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak için köpek para almaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Böyle kısa bir zamanda bir mili koşmak için, iyi bir atlet olmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak iyi bir egzersizdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak sağlık için iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak istiyorsan, öyleyse koş.
Translate from Türkisch to Englisch
Trene yetişmek istiyorsan koşmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch
Sürekli peşinde koşmak zorunda değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Benimle koşmak için gel.
Translate from Türkisch to Englisch
Dinle, koşmak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Etrafta koşmak yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Otobüsü yakalamak için koşmak zorunda kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bugün sahilde koşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bugün plajda koşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi koşmak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak için yer yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Burada koşmak tehlikeli.
Translate from Türkisch to Englisch
Burada koşmak tehlikelidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Hey, sen! Havuzun etrafında koşmak yok!
Translate from Türkisch to Englisch
Burada koşmak tehlikeli mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Ben koşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom koşmak istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom koşmak zorundaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, hızlı koşmak için çok şişman.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve Mary koşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak zorunda kalacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Canım istasyona kadar tüm yolu koşmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Çimlerde yürümek yasak ama ya koşmak?
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak şöyle dursun, yürüyemiyorum bile.
Translate from Türkisch to Englisch
Eve koşmak istedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un yardımına koşmak için gittiğini anlıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bir maraton koşmak için yeterli gücü vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun bir maraton koşmak için yeterli dayanıklılığı vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Aslında koşmak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Koşmak iyi bir spordur.
Treni yakalamak için koşmak zorunda kalacağız.
Tom daha hızlı koşmak istiyordu.
Yemek yemek ve koşmak sağlıklı değil.
Benim için bu kadar hızlı koşmak imkânsız.
Koşmak zorundaydım.
Tom koşmak istemiyor.
Hey sen ! Havuz başında koşmak yok !
Ona yetişebilmek için koşmak zorunda kaldım.
On kilometreden fazla koşmak zorundasın.
Ben koşmak zorundayım.
Koşmak şöyle dursun, o yürüyemez bile.
Koşmak şöyle dursun, o yürüyemiyor bile.