Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "konusu"

Lernen Sie, wie man konusu in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Haftanın konusu: _____.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yaz Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Amerika'ya bir yolculuk söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Yurt dışında seyahat söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Oda arkadaşım, filmlere para harcama söz konusu olduğunda, müsriftir; o fiyatı ne olursa olsun, onları piyasaya çıktığı gün alıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir pasaport olmadan, bir ülkeyi terk etmek söz konusu değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

O söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom müzik söz konusu olduğunda, görünüşe göre bir tür dahidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun önerisi, söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu gibi durumlarda söz konusu olumlu şeylerin muvaffakiyetsizleştiricileştiklerini derhal fark etmemiz gerekir.
Translate from Türkisch to Englisch

Söz konusu olmadığını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin konferansın konusu nedir?
Translate from Türkisch to Englisch

Onun önerisi söz konusu değildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Onların önerisi söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

En sevdiğin konuşma konusu hangisi?
Translate from Türkisch to Englisch

Böylesine pahalı bir araba almak söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yağmurda dışarı çıkmak söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom alay konusu olabilecek bir kimse.
Translate from Türkisch to Englisch

Gay ve lezbiyen ebeveynler için evlat edinme Amerika'da hararetli bir tartışma konusu olmaya devam etmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch

O oyunun konusu ne?
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer biri bu kitabın konusu ne diye sorarsa, gerçekten bilmiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Dans etmek söz konusu olduğunda hiç kimse Michael Jackson gibi hareket edemez.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom neyin söz konusu olduğunu biliyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Burada neyin söz konusu olduğunun farkındayım.
Translate from Türkisch to Englisch

Bunu yaparsan kendini alay konusu edersin.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüzlerce diş hekiminin katıldığı kongrede, AIDS endişesi önemli bir tartışma konusu oluşturdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Neredeyse hepsinin konusu aynı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bizde ise maalesef böyle bir durum söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Bundan geri adım atmak söz konusu değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer bu tür aşırılıkların, sadece bazı ülkeler için söz konusu olduğunu sanırsanız, yanılırsınız.
Translate from Türkisch to Englisch

Arapçada rakamlar konusu, oldukça zordur.
Translate from Türkisch to Englisch

Acil bir durum söz konusu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bir ya ya da konusu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bir ya ya da konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu filmin tahmin edilebilir bir konusu var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom polise Mary'nin ölmeden önce söz konusu restoranda yemek yediğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Asahi Shimbun'un bugünkü konusu bu mu?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu söz konusu bile değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu dersin konusu ne?
Translate from Türkisch to Englisch

Evlilik söz konusu değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Konusu açılmışken sorayım.
Translate from Türkisch to Englisch

Konusu açılmışken sormak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Çikolata söz konusu olduğunda direnç faydasızdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bir şaka konusu değil.

Söz konusu kişi şu anda ABD'de kalıyor.

Egzersiz söz konusu olduğunda irade gücüm yok.

Diyet söz konusu olduğunda irade gücüm yok.

Bu tamamen söz konusu olamaz.

İlerleme insanların sosyal hayatı söz konusu olduğunda bugüne kadar olduğu gibi, gerçekten çok yavaş olmuştur.

Sanırım bir öpücük söz konusu değil.

Yaşayan dil sayısı sıkça tartışma konusu olur ve tahmini sayı beş bin ile sekiz bin arasında değişegelmiştir.

Onun kitabı eleştiri konusu haline geldi.

Kendini söz konusu şirketin sahibi olarak düşün.

Romanın konusu nedir?

Senin önerdiğin gibi yapmak söz konusu olamaz.

Dostum, söz konusu kadınlar olunca sen çok aptalsın.

Gizlilik konusu olarak banyolara kamera kuramazsınız.

Akıl sağlığınız söz konusu değil.

Öğrenci, konusu üzerine yoğunlaştı.

Cadılık, Svaziland'da bir şaka konusu değildir.

Cadılık, Svaziland'da bir alay konusu değildir.

Siyaset söz konusu olduğunda, o hala bir çocuk kadar masum.

İşi bir günde bitirmem sadece söz konusu değildir.

Benim burada kalmam söz konusu olamaz.

Bu tam bir alay konusu.

Onlar tam bir alay konusu.

O tam bir alay konusu.

O, tam bir alay konusu.

Bir savunma pazarlık söz konusu değildir.

Onun önerisi bütünüyle söz konusu olamaz.

Kamuoyu yoklamaları söz konusu olduğu sürece büyük bir sorun vardır.

Söz konusu sorular ekonominin çok ötesine geçiyor.

Onların suçlu olması söz konusu değil.

Ayrıca bu kesinlikle söz konusu değil.

Tartışma söz konusu olduğunda o hepsinden iyidir.

İyi kaliteli şarap söz konusu olduğunda hiçbir ülke Fransa'ya rakip olamaz.

Rapor konusu uygun zamanda ilan edilecek.

Bu büyük olasılıkla çok araştırma konusu olacak olan oldukça ilgi çekici bir fenomendir.

Bu yaz bir tatil söz konusu olamaz.

Tom bunun söz konusu olmadığını söyledi.

Sanırım Tom'un yardım etmesini istemek söz konusu olamaz.

Bu kesinlikle söz konusu olamaz.

Yönetim, ücret artışının söz konusu olmadığını söyledi.

Bu bir irade gücü konusu.

Öyleyse, kurtuluş yolu ararken iki şey söz konusu olmayacaktı.

Halkın söz konusu etmesinde büyük sakıncalar bulunacağı düşünülen noktaların söz konusu edilmesinde kesin zorunluluk vardı.

Güneyden Ankara yöresine trenle taşınması söz konusu idi.

Bundan dolayı, söz konusu şifremde: Yirminci Kolordunun bütün birliklerinin Ankara'ya gelmeyi başarıp başaramayacaklarını sordum.

Artık benim için Anadolu'dan ayrılmak söz konusu olamaz.

Bunu yapmak söz konusu değildi.

Şaka yapayım derken şaka konusu oldum.

Bu filmin konusu ne?

Para söz konusu olduğunda duygusallığa yer yoktur.

Bu şiirin konusu güz.

Mayıs 2006'da söz konusu rakam 34.789 idi.

Peki söz konusu beklentiler gerçekçi mi?

İstikrarsızlık tehlikesi söz konusu mu?

Kamuoyunda da güçlü bir destek söz konusu.

Fakat söz konusu aktarımın kısa dönemde gerçekleşmesi olası bir durum mu acaba?

Söz konusu karar, aylar önce yürürlüğe konmuştu.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch