Lernen Sie, wie man korkak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Ona bir korkak denilmesine gücendi.
Translate from Türkisch to Englisch
Jim bana korkak dedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Ona bir aptal diyebilirsin fakat bir korkak diyemezsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz onu bir korkak olarak aşağıladık.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye korkak diye bağırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Arkadaşım bana bir korkak dedi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, on yıl önce olduğu gibi korkak değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuk, korkak olduğu için, arkadaşıyla alay etti.
Translate from Türkisch to Englisch
O büyük bir korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen bir korkak değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch
O bana bir korkak dedi.
Translate from Türkisch to Englisch
O biraz korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar ona korkak dediler.
Translate from Türkisch to Englisch
Tarafsız bir eser, korkak bir adamın eseridir.
Translate from Türkisch to Englisch
Yüzüne karşı onun bir korkak olduğunu söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkak denilmesine gücendi.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim bir korkak olduğumu mu ima ediyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Onlar korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben korkak değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkak olma.
Translate from Türkisch to Englisch
Beni korkak olarak görmeniz de hoşuma gitmedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkak değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Hepiniz korkak olduğumu düşündünüz.
Translate from Türkisch to Englisch
İkiyüzlü ve korkak olan sensin.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin korkak olman beni hayal kırıklığına itti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bana bir korkak dedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve ben korkak değiliz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir korkak. O, savaştan kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkak insanlardan hoşlanmam.
Translate from Türkisch to Englisch
Asıl korkak sensin ben değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen yalancı, korkak ve ikiyüzlüsün.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuklarınızın olması sizin korkak olmanızı gerektirmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Sen korkak, yalancı ve hainsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana hain dediniz, korkak dediniz, alay ettiniz ya başka?
Translate from Türkisch to Englisch
Bana korkak dediğinizi hatırlıyor musunuz?
Translate from Türkisch to Englisch
Ona göre o bir korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Sence pısırık, çekingen ve korkak mıyım?
Translate from Türkisch to Englisch
"Dürüst olmak gerekirse, yüksekten korkuyorum." "Korkak!"
Translate from Türkisch to Englisch
Korkak olan ben değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
O bir korkak olduğunu açıkladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom benim bir korkak olduğumu düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkak insanlardan korkarım.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiçbirimiz korkak değiliz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom gibi bir korkak olmadığına memnun oldum.
Translate from Türkisch to Englisch
Korkak, buraya geri gel.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana korkak mı diyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom birazcık korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom oldukça korkak, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom büyük bir korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a onun bir korkak olduğunu söyledim.
Translate from Türkisch to Englisch
O çok korkak.
Translate from Türkisch to Englisch
Hayatının geriye kalanı için ölü olmaktansa, beş dakika için bir korkak olmak daha iyidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir korkak bir orduyu bozar.
Onlar korkak değiller.
Korkak olmayı bırak.
Korkak sadece güvende olduğunda tehdit eder.
Tom korkak değil.
Mary Tom'un bir korkak olduğunu söyledi.
Bu adamlar korkak.
Tom bir korkak. O kendi gölgesinden korkar.
Onun bir korkak olduğunu sana söyledim.
Er bir defa ölür, korkak bin defa ölür.
Ölü bir kahraman olmaktansa canlı bir korkak olmak daha iyidir.
Tom bir öküz kadar güçlü ama buna rağmen bir korkak.
Ben seninle konuşurken bana bak, seni korkak!
Biz korkak değiliz.
Korkak!
Haydi, korkak olma!
Hepinizin korkak olduğunu biliyorum.
Tom böylesine bir korkak.
Senin korkak olduğunu biliyoruz.
Tom'un bir korkak olduğunu düşünüyorum.
Tom bana bir korkak kedi dedi.
Ben korkak değilim ama ben aptal da değilim.
Böyle bir korkak olmasaydım, bunu yapardım.
Bir korkak, ilk tehlike belirtisinde kaçar.
Öldür beni, seni korkak!
Kurtar beni, seni korkak!
Buraya geri dön, seni korkak!
Korkak olarak yaşamaktansa insan olarak öleceğim.
"Ben bir korkak mıyım yoksa taktisyen miyim?" "Taktisyen." "Elbette taktisyen."
Onlar birkaç korkak.
Onlar seni bir korkak olarak damgaladı.
Tom bir korkak gibi kaçtı.
Bir korkak gibi kaçmayacağım.
Ellerini korkak alıştırmasınlar.
Daha önce hiç kimse bana bir korkak dememişti.
Sen bana korkak dedin.
Sami korkak bir adamdı.
Hiç kimse senin korkak olduğunu düşünmüyor.
Kimse senin bir korkak olduğunu düşünmüyor.
Kimse senin bir korkak olduğunu düşünmez.
Kimse senin korkak olduğunu düşünmez.
Tom, Mary kadar korkak değildir.
Tom ve Mary korkak değiller.
Tom büyük bir korkak, değil mi?
Az önce bana korkak tavuk mu dedin sen?
Korkak bezirgân ne kâr eder ne ziyan.
Damat Ferit Paşa'nın başkanlığındaki hükümet, güçsüz, onursuz, korkak, yalnız padişahın isteklerine uymuş, onunla birlikte kendilerini koruyabilecek herhangi bir duruma boyun eğmiş.