Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "kum"

Lernen Sie, wie man kum in einem Türkisch Satz verwendet. Über 80 handverlesene Beispiele.

Plajda kum beyazdı.
Translate from Türkisch to Englisch

Plajdaki kum beyazdı.
Translate from Türkisch to Englisch

Maskeler polenlerden bile daha küçük sarı kum tozunu ne kadar iyi engelleyebilir ki?Sanırım o polenden oldukça daha fazla baş belasıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom el arabasını kum ile doldurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Gözüme biraz kum kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kuru kum su emer.
Translate from Türkisch to Englisch

Şu çocuk kum havuzunda bir tünel kazdı.
Translate from Türkisch to Englisch

Okyanusun dibinde kum vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir kum fırtınası yaklaşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

İşçi, bir kürekle kum taşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

İşçi, kürekle kum taşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom eğildi ve bir avuç dolusu kum aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom kum torbasına yumruk atıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu, kum kale yapmak için iyi bir yer.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary birlikte kum havuzunda oynadılar ve kum kaleler yaptılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Kentin uzun kıyı şeridi kum ve çakıl içerir.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum sarıdır, ve güneş de sarıdır. Kum ve güneş sarıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum torbalarını ağırlaştırdım.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum yedim.
Translate from Türkisch to Englisch

Beklenen kum fırtınası.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir kum fırtınası , güzel bir manzara.
Translate from Türkisch to Englisch

Sürekli bir kum fırtınası vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Hiç kum fırtınası falan gözükmüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary kum tepeleri etrafında yürüdüler.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary birbirlerine kum attılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Gilles kum tepelerini geçti.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum sıcaktan yanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum sevmem.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir kum dolar koleksiyonum var.
Translate from Türkisch to Englisch

Burada bir şey yoktu, sadece kum ve biraz daha kum.
Translate from Türkisch to Englisch

O kum.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum sıcaktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Saçımda kum var.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bölgede, kum fırtınaları dört güne kadar sürebilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum sıcak.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum sıcaktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Amcam bana bir kum saati verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum saati, mücadelenin sonunu gösterecek.
Translate from Türkisch to Englisch

Yaşlı adam katırına çuvallar dolusu kum yükledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Askerler kum torbalarını kumla doldurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum torbaları sele karşı korumak için geçici bir duvar inşa etmek için kullanılabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

İşe başlayın. Bu kum torbaları kendileri dolmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir sahilde kum tanelerinin sayısı hesaplanabilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüksek bir kum tepeciğinden bütün adayı görebildim.
Translate from Türkisch to Englisch

Gemi bir kum yığını üzerinde karaya oturdu.
Translate from Türkisch to Englisch

O biraz kum yedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom golf arabasını bir kum kapanına sürdü.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ona kum gelincikler yapmayı pratik yapmaya bir fırsat verdiği için çoğunlukla plajda olmayı seviyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Sıcak kum üzerindeki beş saatten sonra ufukta bir çöl serabı gibi görünen bir şey görmeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kum o kadar sıcaktı ki ayaklarımı yaktı.

Mary kum saati şekillidir.

"Kan ve Kum" Blasco Ináñez tarafından yazılan bir romanının adıdır.

Teknem bir kum yığını üstünde karaya oturdu.

"Ben kumun cadısıyım." "Kum cadısı mı?"

Gelgit, kum kaleyi yok etti.

Tom ve Mary sahilde bir kum kalesi inşa ettiler.

Kum üzerinde uzanalım.

Tom, çocukların kum kalesini imha etti.

Yatağa kum getirme.

Tom'un kum kalesi gelgit tarafından yok edildi.

Tom bir kum kale yaptı.

Denizden kum tepelerinin üzerinde canlı bir rüzgar patladı.

Evde kum havuzumuz var.

Hangisi daha ağır - bir kilogram kum mu veya bir kilogram kağıt mı?

Tom Mary'nin yüzüne kum attı.

Kovada ne kadar kum var?

Onlar kum tepelerinin üzerinde çıplak ayakla yürüdüler.

Çölde çok kum var.

Yine kum ve denize ihtiyacım var benim.

Kovaya kum doldur.

Guguklu saatleri kum saatlerine tercih edeceğini sanıyordum.

Kovaya biraz kum koy.

Ayakkabımda kum var.

Sahildeki kum beyazdı.

Tom'a ömürlük yuva arıyoruz. Üç aylık. Kuru mama yiyor. Kum eğitimi var. Tırmalama ve ısırma huyu yok. İç-dış paraziti yapıldı. Aşıları tam. 10 yaşından küçük çocuğu olmayan, daha önce kedi bakmış, güvenilir birilerine takip şartıyla ücretsiz sahiplendirilecektir.

Yaşlı adam katırına çuval çuval kum yükledi.

Denizdeki kum kadar parası vardı.

Gözüme kum kaçtı.

Gözüme kum tanesi kaçtı.

Kum ve çakıl dünyanın en önemli hammaddeleri arasındadır.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch