Lernen Sie, wie man kurabiye in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Mary Tom'un partisi için üç düzine kurabiye pişirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tabakta birçok kurabiye bulunmasına rağmen, sadece üç tane yedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlumu kurabiye kavanozundan çalarken yakaladım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom annesinin yulaf ezmeli kurabiye tarifini Mary ile paylaştı.
Translate from Türkisch to Englisch
O kurabiye yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Lütfen biraz kurabiye alın.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz daha kurabiye ister misiniz?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kurabiye masanın altındadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Masaya bir miktar kurabiye koydum ve çocuklar onların hepsini silip süpürdüler.
Translate from Türkisch to Englisch
İstediğin kadar çok kurabiye al.
Translate from Türkisch to Englisch
Masaya bir miktar kurabiye koydum ve çocuklar onları hemen yediler.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kurabiye ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Kurabiye yapmak zaman alır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Pazar günleri kurabiye pişirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Daha fazla kurabiye alın.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz daha kurabiye ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuklar için kurabiye yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz kurabiye yapmak için hamur açtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Annem hafta sonları ekmek ve kurabiye pişirir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana kurabiye yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Masanın altında bir kurabiye var.
Translate from Türkisch to Englisch
Kurabiye yapıyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kurabiye ye.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana süt ve kurabiye verebilirim bunları paylaşırız.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kurabiye yiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kurabiye al.
Translate from Türkisch to Englisch
Kurabiye getirdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kurabiye daha al.
Translate from Türkisch to Englisch
Annem mutfakta kremalı kurabiye yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana kurabiye yaptım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bana plastik bir torba içinde çok sayıda kurabiye verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir kurabiye için uzandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom mutfak masasındaki tabaktan bir şekerli kurabiye aldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bana kurabiye teklif etti ama ben reddettim.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz kurabiye pişirdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Sana biraz kurabiye getirdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom üç düzine kurabiye pişirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kurabiye daha ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Bana "Kurabiye almaya gideceğim" dedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary kurabiye yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz kurabiye ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Annem bu sabah kurabiye yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Daha önce hiç kurabiye yapmadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz browni kurabiye yapmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom biraz kurabiye pişirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaç tane kurabiye yaptın?
Translate from Türkisch to Englisch
Biraz süt ve kurabiye için bana katılmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom browni kurabiye pişirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bana birkaç kurabiye ayırabilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom Mary'ye biraz kurabiye yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Hey, bana bir kurabiye verir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Kurabiye kavanozu boştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'a birkaç tane kurabiye getirdim.
Sadece üç kurabiye kaldı.
Kavanozda birkaç kurabiye var.
Bir kurabiye istemiyor musun?
Bir kurabiye alabilir miyim?
Tom Mary'nin partisi için üç düzine kurabiye pişirdi.
Burada olsan birlikte kurabiye pişiririz.
Geriye kalan tek bir kurabiye.
Geriye tek bir kurabiye kaldı.
Senin için biraz kurabiye pişirdim.
Tom bir kurabiye aldı.
O kurabiye yaptı.
Biz kurabiye yaptık.
Onlar kurabiye yaptı.
Kurabiye sevmiyorum.
Bir kurabiye istedin mi?
Biraz süt ve kurabiye ister misin?
Bence Tom'a kurabiye yapmak için ne kadar şekere ihtiyacımız olduğunu sormalıyız.
Sanırım Tom'a kurabiye yapmak için ne kadar şekere ihtiyacımız olduğunu sormalıyız.
Annem benim için kurabiye pişirdi.
Tom silahını buzdolabının üstündeki kurabiye kavanozuna sakladı.
Sadece üç düzine kurabiye yaptım.
Tom Mary'ye bir kutu kurabiye aldı.
En son ne zaman ev yapımı kurabiye yedin?
Neden bu kadar çok kurabiye satın aldın?
Bu benim en sevdiğim zencefilli kurabiye tarifim.
Mary yıldız şeklinde kurabiye kesici kullanarak biraz yıldız biçimli zencefilli kurabiye yaptı.
Sana kurabiye pişirdim.
Kaç tane kurabiye yedin?
Tom biraz kurabiye yaptı.
Kurabiye hamuru yapmadan önce unu eledin mi?
Onlar için birkaç kurabiye pişirdik.
Onlar için birkaç kurabiye pişirdim.
Onun için birkaç kurabiye pişirdim.
Thomas'a süt ve kurabiye verdim.
Tom ve Mary her biri bir kurabiye aldı.
Birisi kurabiye kavanozundaki bütün kurabiyeleri yedi.
Bana hiç kurabiye bırakacak mısın?
Kurabiye kokusu alıyor muyum?
Kurabiye kokusu mu alıyorum?
Çikolata parçacıklı kurabiye sever misin?
Ona kurabiye pişirdim.
Çok fazla kurabiye yaptım, bu yüzden biraz almaz mısın?
Annem çocukların kurabiye yemelerine izin verdi.
Hollanda'da bir çocuk kurabiye istemek konusunda fazla ısrarcı davranıyorsa cezalandırılabilir ve kurabiye alamaz.
Ne sıklıkla kurabiye yiyorsunuz?
Tabaktan bir kurabiye aldım ve onu yedim.
Tom bu sabah kurabiye yaptı.