Lernen Sie, wie man kurbağa in einem Türkisch Satz verwendet. Über 41 handverlesene Beispiele.
Bu çayır kurbağa doludur.
Translate from Türkisch to Englisch
Tetarlar kurbağa olurlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben onun kurbağa yediğini duyuyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sudan bir kurbağa çıktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu gölette bir sürü kurbağa vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kutuyu açar açmaz bir kurbağa dışarı zıpladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kuyudaki bir kurbağa okyanusu bilmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Kurbağa kuyuda.
Translate from Türkisch to Englisch
Başımıza taş ve kurbağa yağma olasılığı sence nedir?
Translate from Türkisch to Englisch
Eski bir havuz var. Kurbağa içine atlar ve sudan ses çıkar.
Translate from Türkisch to Englisch
Sayfada yazılı tek kelime "kurbağa" kelimesiydi.
Translate from Türkisch to Englisch
Kim yatağıma bir kurbağa koydu?
Translate from Türkisch to Englisch
O bir kuyudaki bir kurbağa gibi.
Translate from Türkisch to Englisch
Her sabah canlı bir kurbağa ye ve günün geri kalan kısmında sana daha kötü bir şey olmayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
İki kurbağa dere kenarında otururken yağmur yağmaya başlar. Kurbağalardan biri diğerine şöyle der: "Çabuk suya gir, yoksa ıslanacağız."
Translate from Türkisch to Englisch
Kurbağa vraklar.
Translate from Türkisch to Englisch
Fransız halkı kurbağa yer ve kabadır!
Translate from Türkisch to Englisch
Kurbağa yürümeyi bilmediği için sıçrar.
Translate from Türkisch to Englisch
Sazanın kurbağa yavrularını yediğini biliyor muydun?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yerde, sakinlerden daha fazla kurbağa var.
Translate from Türkisch to Englisch
Burada önce sadece "kurbağa" yazılıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz bir taşa çok benzeyen bir tür zehirli kurbağa inceliyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
Fransızlar kurbağa bacakları yemeyi severler.
Translate from Türkisch to Englisch
Çayır kurbağa ile doludur.
Translate from Türkisch to Englisch
Leyla kurbağa canlı canlı yuttu.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary'ye bir kurbağa yediren Tom'du.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary'ye kurbağa yediren kişi Tom'dur.
Translate from Türkisch to Englisch
Sadece tek kurbağa bacağı sipariş edemezsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Kurbağa bacaklarına sahip olacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben, Tom'a bir kurbağa yediren kişiyim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kurbağa yavrularını yakaladık ve onları kavanozlara koyduk.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom,onları koyduğu kavanozda yüzen kurbağa yavrularını izledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom gerçekten kurbağa yedi mi?
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kurbağa bacağını sevmiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kurbağa bacağı sevmez.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuk, öğretmenin çantasına bir kurbağa koydu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yılan balık ve kurbağa ile besleniyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kurbağa.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bir kurbağa değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiç kurbağa vıraklaması duymadım.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bir kurbağa değil, kara kurbağası.
Translate from Türkisch to Englisch