Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "leyla"

Lernen Sie, wie man leyla in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Lan, Leyla çok pis laf koydu bana.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla başka erkekleri ziyaret ediyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla bir süredir çıkıyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla bir süredir flört ediyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla hemşirelik sertifikası aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla, Rami'yi öldürmek için komplo kurdular.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın ilk kız arkadaşıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla, Kahire'de birlikte romantik bir hafta sonu geçirdiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla umutsuzca mükemmel erkeği bulmak için flört etmeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla gizlice bir değil iki erkekle çıkıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla kaçtıysa, nereye gidebilirdi?
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla bugün çok güzel görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın kız bebeğiydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl, Leyla ve Rami'nin hepsi babalarıyla birlikte Kahire'de yaşıyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla cesur, mutlu ve dışa dönük bir küçük kızdı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla bir deniz subayı ile evlendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla para için kocalarını öldürdü. O klasik bir kara duldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl, Leyla için inanılmaz miktarda para bıraktı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla aşk bağımlısıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla, Kahire'de yeni bir başlangıç ​​yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla 19 veya 20 yaşında evlendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın sahip olduğu her şeyi istiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla tanıştıklarından iki ay sonra evlendiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla istediği şeyi elde etmek için cinselliğini kullandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla güzel bir Mısırlı göçmendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla mükemmel görünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla bugün güzel görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın evinden kaçtı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla zamanını evinin dışında geçirmeyi tercih etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla, Kahire'de çok güzel bir evde yaşıyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla şehir dışına taşındılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla evlilik konuşmaya başladılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla ayrı düşmeye başladılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Hem Fadıl hem de Leyla, kendi kariyer merdivenlerini tırmanmaya devam ettiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl gibi Leyla da Kahire'de büyüdü.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla bir kaçak değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın kız bebeği.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla, ilişkilerinde yanan ateşi söndürmek istiyorlardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın sadakatsizliğinden bıkmış durumda.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın bir kızla konuşuyor olduğunu düşündü.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'ın ihanetini affetmeye çalıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla çığlık atıp ağlamaya başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Fadıl ve Leyla, erkek arkadaş ve kız arkadaş olarak vakitlerini birlikte geçirmeyi seçtiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla gizemli bir adam tarafından izleniyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Leyla, Fadıl'dan onunla evlenmesini istedi.

Fadıl ve Leyla parayı birlikte harcadılar.

Leyla yanında bir adam olduğu için mutluydu.

Fadıl ile Leyla arasındaki yaş farkı yaklaşık iki yıldır.

Fadıl ve Leyla yaklaşık bir yıldır birbirleriyle flört ediyorlardı.

Fadıl karısından ayrıldı ve Leyla ile evlendi.

Fadıl ve Leyla, Kahire'ye taşındılar.

Fadıl ve Leyla evlendiler.

Fadıl, Leyla sayesinde ciddi bir depresyondan çıktı.

Leyla, Fadıl'a bir bebek vermeyi çaresizce istiyordu.

Leyla muhtemelen yine kaçtı.

Fadıl kızına Leyla adını verdi.

Fadıl, Leyla için bir şey yapmaktan mutluydu.

Leyla Fadıl'ı memnun etmek için hemen hemen her şeyi yapardı.

Fadıl, Leyla için çok mutluydu.

Fadıl, Leyla ile çok vakit geçirmeye başladı. Ayrılmazlardı.

Fadıl, Leyla ile aynı mahallede yaşıyordu.

Leyla tatlı bir genç kızdı.

Leyla, Rania'nın iki oğlan çocuğuna bakıyordu.

Leyla çocuğunun olamayacağını biliyordu.

Leyla, onun bebeğini bekliyor olduğunu Fadıl'a söyledi.

Fadıl ve Leyla denemek için biraz vakit kaybettiler.

Leyla, Fadıl'ı tutmak için bir çocuğa ihtiyacı olduğunu hissetti.

Leyla bir koca bulmak istedi.

Leyla iki oğlan çocuğunu tek başına yetiştirdi.

Leyla eş ve anne olmak istedi.

Leyla, Fadıl'la parası için evlendi.

Asla Leyla gibi bir kadınla evlenmeyin.

Leyla ayrı bir odaya bile taşındı.

Fadıl o sırada 29 yaşındaydı ve Leyla 43 yaşındaydı.

Leyla, Fadıl'ı diğer kadınları ziyaret etmekle suçladı.

Leyla kendini dövdü ve bunun için Fadıl'ı suçladı.

Leyla çok yumuşak ve çocukça konuşuyordu.

Leyla karşı konulmaz hale geldi.

Leyla tamamen Fadıl'ın kontrolü altındaydı.

Leyla masum ve savunmasız bebekleri öldürdü.

Leyla asla bir anne olmak istemedi.

Fadıl ve Leyla lanetli görünüyordu.

Leyla dokuzuncu bebeğini doğurdu.

Leyla çok doğurgandı.

Bebeklerinin ölümü Leyla için çok fazlaydı.

Leyla tek yönlü, eğitimsiz bir kızdı ve muhtemelen anne olmak için fazla olgunlaşmamıştı.

Fadıl'a hakim tarafından Leyla ile hiçbir zaman temas kurmaması emredildi.

Fadıl ve Leyla kendi ayrı yollarına gittiler.

Fadıl ve Leyla kiliselerinin sütunlarıydı.

Fadıl ve Leyla tekrar bir araya geldiler.

Leyla çok ölümcül bir kadındı.

Leyla, kocasını soğuk havada dışarıda bıraktı.

Leyla çok sevecen bir anne gibi görünüyordu.

Fadıl ve Leyla farklı davranış sergiledi.

Fadıl ve Leyla, Rami Hasan'ı öldürmek için ayrı ayrı yargılanıyorlardı.

Leyla bebeğini gözaltındayken doğurdu.

Fadıl ve Leyla birlikte o eylemleri gerçekleştirdiler.

Leyla ziyaret ettiği her alışveriş merkezinden kozmetik ürünleri satın aldı.

Fadıl ve Leyla yeni bir başlangıç ​​yaptı.

Leyla yeni bir adam buldu ve onun gitmesine izin vermemekte kararlı.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch