Lernen Sie, wie man lira in einem Türkisch Satz verwendet. Über 43 handverlesene Beispiele.
Resmin fiyatı 10 lira.
Translate from Türkisch to Englisch
Kaç kuruş bir lira yapar?
Translate from Türkisch to Englisch
Sayın Bingley'e babasından yaklaşık yüz bin lira miras kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
10 lira senin için değersiz bir paraysa, onu yardım için kullanarak çok değerli hale getirebilirsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Elli lira bozar mısın?
Translate from Türkisch to Englisch
O nakit beş bin lira çekti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom otuz lira kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom yaklaşık otuz lira kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch
Anadoluspor yönetimi galibiyet için her oyuncuya on bin lira prim dağıttı.
Translate from Türkisch to Englisch
Anadoluspor'un toplam bütçesi iki yüz milyon lira.
Translate from Türkisch to Englisch
Lig maçlarının yayın hakları 2 milyar lira bedelle 4 yıllığına Kanal 1'de.
Translate from Türkisch to Englisch
Olaylar nedeniyle Yıldızspor'a yüz bin lira para cezası verildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bonservisi elinde olan Ali, Anadoluspor'dan beş milyon lira imza parası alacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali, Anadoluspor'dan yıllık 4 milyon lira garanti, oynadığı maç başına da 20 bin lira ek ücret alacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Anadoluspor Ali'yi on milyon lira bonservis bedeliyle renklerine kattı.
Translate from Türkisch to Englisch
Anadoluspor yönetimi Yıldızspor galibiyeti ardından oyunculara onar bin lira prim dağıttı.
Translate from Türkisch to Englisch
Anadoluspor'un transfer bütçesi 200 milyon lira.
Translate from Türkisch to Englisch
"100 lira versem olur mu?" "Olsun bakalım. Maksat ayağınız alışsın."
Translate from Türkisch to Englisch
Girişte 50 lira ayakbastı parası ödedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ev sahibine 1000 lira depozito verdim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kazada ölen adamın ailesine beş yüz bin lira kan parası ödemişler.
Translate from Türkisch to Englisch
Yanıma 1000 lira yol parası aldım.
Translate from Türkisch to Englisch
Satmaya niyetin varsa 1000 lira ateşlerim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali bana bin lira borç taktı.
Translate from Türkisch to Englisch
"50 lira olur mu?" "Abi bize onun gelişi o kadar zaten."
Translate from Türkisch to Englisch
On liraya iki lira daha katmak.
Translate from Türkisch to Englisch
Yer solucanı yersem bana yüz lira vereceğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Fidyecilerin ona söylediği gibi numaraları alınmamış ve kullanılmış banknotlardan yüz bin lira denkleştirdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Öğle yemeğine sadece on lira harcadı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ataput'a kapalı alanda sigara içtiği için 5816 lira ceza kesildi.
Translate from Türkisch to Englisch
Türkiye'de 6262 sayılı Tavşan Kanunu'nda belirtildiği üzere tavşan avlayan ve ticaretini yapanlara 62 lira ceza kesilmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir resort otelde günde 300 lira kazanıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Geçen ay yirmi bin lira kazandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sütün litresi yirmi tavuğun kilosu yüz lira olduğunda, rant için son orman yok edilip son parlak beyinli genç de yurt dışına göçtüğünde, ülkeye doluşturulan ne idüğü belirsiz kaçkınlar yüzünden çoluk çocuk rahatça sokağa çıkamadığında çomar adam dinin ve betonun karın doyurup kalkındırmadığını anlayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Nüfusunun çoğunluğu yoksulluk, hatta açlık sınırında yaşayan ülkemizde dizi oyuncuları bölüm başına on binlerce lira para kazanıyor.
41 lira tuttu, siz 50 verdiniz. 1 liranız daha varsa verin, ben de size bozuk para yerine kâğıt 10'luk vereyim.
"İstanbul'da ekmek 2,5 lira olmuş." "Desene millet artık ekmek değil, Ekmek Bey diyecek."
Bu alışverişinizden 15 lira Bonus kazandınız.
Bir balık ekmek kırk lira.
Kasiyerin salı günü akşamı 10.000 lira açığı çıktı.
Türkiye'deki hiçbir ATM beş lira kabul etmez.
Bu süt altmış beş lira ediyor.
Süt altmış beş lira olamaz.