Lernen Sie, wie man nispeten in einem Türkisch Satz verwendet. Über 45 handverlesene Beispiele.
Süt nispeten düşük ısıda tutulmalıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Mağaza nispeten boştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Saatin kaç olduğu göz önüne alındığında, süpermarket nispeten boştu.
Translate from Türkisch to Englisch
O nispeten hızlı konuşur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bilgisayar nispeten yeni bir buluş.
Translate from Türkisch to Englisch
O nispeten hızlı bir şekilde konuştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Kullanması nispeten basit.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom nispeten hızlı konuşuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu tür sorunlar nispeten nadirdir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kendini nispeten şanslı düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Uzaydan bakıldığında, dünya nispeten küçük görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tablo yapma nispeten iyi yapabileceğim başka bir şeydir.
Translate from Türkisch to Englisch
Nispeten erken.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu yapmak nispeten kolay.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom nispeten benim yaşımda ve o bir şarkıcı. Bu her gün olmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom nispeten aktif bir yaşam sürüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom kazayı nispeten yarasız atlattı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un bana nispeten büyük miktarda para borcu var.
Translate from Türkisch to Englisch
Hepimiz nispeten yorgunuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim yeni çizmelerim gerçek deriden yapılmış ve nispeten yüksek topuklara sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch
Nar tohumları nispeten büyüktür.
Translate from Türkisch to Englisch
Amerikalı yaşlı vatandaşların nispeten hali vakti yerinde.
Translate from Türkisch to Englisch
İngiliz İmparatorluğu'nun dağılması nispeten barışçıldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Çin'in hızla geliştiğini anlamak için geldim ancak Çin halkı nispeten acelesiz bir hayat yaşıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom nispeten mutlu görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom nispeten formda ve sağlıklı görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Nispeten güvenli bir semtte yaşıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Süpermarket, günün o saati için nispeten boştu.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom nispeten hızlı konuşur.
Translate from Türkisch to Englisch
Öncül nispeten basittir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendimi nispeten şanslı görüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yer nispeten kirlilikten arınmış görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O cümleyi nispeten orijinal buluyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu cümleyi nispeten orijinal buluyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bulaşık makinesi ötekilere kıyaslanacak olursa nispeten yeni bir beyaz eşya türüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu otel bu şehre göre nispeten pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch
Japonya'da kapı önlerine sahipsiz kargo bırakmak nispeten güvenlidir.
Translate from Türkisch to Englisch
Ancak katılım nispeten düşük gerçekleşti.
Translate from Türkisch to Englisch
Bilim adamları, güneş sisteminin ilk günlerinden kalma nispeten değişmemiş kayalık bir kalıntı olduğu düşünüldüğünden, Bennu'dan gelen örneği incelemeye hevesliler.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kitap nispeten kısa.
Translate from Türkisch to Englisch
William, Kuzey Cezayir'de nispeten dostça bir kasabada yaşıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir kirpi nispeten büyük bir kafese ihtiyaç duyar.
Translate from Türkisch to Englisch
Kalman nispeten gençti.
Translate from Türkisch to Englisch
Oda nispeten küçük.
Translate from Türkisch to Englisch
Cezayir nispeten güvenli bir ülke sayılır.