Lernen Sie, wie man oğlan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.
Oğlan sessiz kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Küçük oğlan hayvanat bahçesinde.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan belki ebeveynlerini mutlu etmek için yalan söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan atlıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
En büyük oğlan bütün mülkiyetin varisi oldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan hoşlandığı kıza bir buket gül vereceğini, onunla konuşacağını ve onu bir kahve içmeye davet edeceğini belirtti.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan ve kız birbirlerini tanıyor gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu oğlan bir yetişkin gibi konuşuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan ekmek yemekte.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu oğlan sekiz saat uyudu.
Translate from Türkisch to Englisch
Zengin kız fakir oğlan masalı mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Onun oğlan mı yoksa kız mı olduğuna emin değilim.
Translate from Türkisch to Englisch
Lunaparkta Mary yalnız başına ağlayan bir oğlan buldu ve yumuşak bir sesle "Merhaba yavrum, sorun nedir? Kayıp mı oldun? Seni Kayıp Çocuklar Şubesine götüreyim mi?" dedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan piyanoyu çalıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan piyanoyu çalar.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir oğlan görüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Şu oğlan sanki bir yetişkinmiş gibi konuşuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, bana yardım eden oğlan.
Translate from Türkisch to Englisch
Günün birinde oğlan, iz bırakmadan ortadan kayboldu.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan kızın çenesini okşadı ve yanağından öptü.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan uzun boylu değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Okulun en güzel kızlarından biri olmasına rağmen Mary'nin hiç oğlan arkadaşı yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Cumartesi günü Cyril adlı oğlan arkadaşımla bir tenis maçı oynuyor olacağım.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan, gerçeği bilmek istiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
İki oğlan arasında dikkat çekici farklılıklar vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Küçük oğlan çok hızlı büyüdü.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan, korsanlar hakkında bir kitap okuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Şarkı söyleyen oğlan mükemmel.
Translate from Türkisch to Englisch
İki çocuğumuz var. Biri oğlan diğeri kız.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir oğlan koyun sürüsünü güdüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Her oğlan ve kız Kolomb'u bilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan bir taş atıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan güçlüdür.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom artık bir oğlan değil.
Translate from Türkisch to Englisch
Abim bir oğlan ve ablam bir kız.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan ciddi bir hastalıkla mücadele etti.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan olduğun için şanslısın.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir oğlan var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu oğlan aritmetikteki herhangi bir problemi çözebilir.
Translate from Türkisch to Englisch
O oğlan çok hızlı koşuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Aslında oğlan bunu yapacaktı.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan dişi koyunlara göz kulak oluyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Jack kötü düşüncelerle dolu kötü bir oğlan.
Translate from Türkisch to Englisch
O, sınıftaki en sevilen oğlan.
Translate from Türkisch to Englisch
Kato'nun sınıfı kırk tane oğlan ve kızdan oluşur.
Translate from Türkisch to Englisch
O oğlan gerçekten utangaç.
Translate from Türkisch to Englisch
O çağdaş bir oğlan.
Translate from Türkisch to Englisch
Oğlan radio dinleyerek uzanmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sınıfta kaç oğlan var?
Oğlan dönüp bakmaksızın yürüyüp gitti.
Bu bir oğlan.
O, onun oğlan mı yoksa kız mı olduğunu bilmiyor bile.
Hatta, onun oğlan mı yoksa kız mı olduğunu bilmiyor.
Oğlan koşarak geldi.
Oğlan, dedesiyle konuşuyor.
İlk olarak, o tembel bir oğlan.
Oğlan kayıp anahtarı arıyordu.
Oğlan ellerini kirletti.
Her oğlan ve her kız memnundu.
O bir kız mı yoksa oğlan mı?
Oğlan okula gitti.
Oğlan yeni bir bisiklet için yalvardı.
Oğlan çocuğu, köpeğine sarıldı.
"İşte akşam yemeğiniz." "Kahvaltı için akşam yemeği mi? Ah oğlan, bu lezzetli!"
Oğlan ekmek yiyor.
Uzun bir zaman önce Plüton hâlâ gezegenken, Tom adında bir oğlan vardı.
Bu oğlan küçük.
Oğlan bir köpek satın alıyor.
Bu oğlan iyi şarkı söylüyor.
Tom sınıfımızdaki tek oğlan.
Oğlan bir kuşu serbest bıraktı.
Anne ve babamız hala gençtiler ve biz üç kardeştik: bir oğlan ve iki kız.
Senin yaşlarında bir oğlan biliyorum.
Yatakta bir oğlan uyuyor.
Hem oğlan hem de kız akıllı.
Oğlan kızı öptü.
Oğlan, öğretmene kağıt bir uçak attı.
Oğlan bayıldı, ama yüzüne su attığımızda kendine geldi.
Oğlan bu güzel kızı seviyor.
Oğlan üç gündür baş ağrısından şikayet ediyor.
Tom sınıftaki en uzun oğlan.
Oğlan babasına benziyor.
Hâlâ kız oğlan kız mısın?
Oğlan da on iki yaşında ama kızdan hâlâ daha genç.
Oğlan, kitabını okuyor.
Hakkında konuştuğunuz oğlan mı bu?
Şu iki oğlan kim?
Oğlan, bitkinin büyümesini gözlemledi.
Oğlan kediyi kuyruğundan yakaladı.
O bir oğlan çocuğu dünyaya getirdi.
Kütüphanede dokuz kız, üç oğlan var.
Kütüphanede dokuz kız ve üç oğlan var.
Oğlan çiziyor.
O oğlan şeker yemiyor.
O oğlan şeker yemez.
O bir oğlan doğurdu.
Oğlan doğurdu.
Bir oğlan gibi giyindi.
Hangi oğlan Tom?
Tom akıllı bir oğlan.