Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "okuma"

Lernen Sie, wie man okuma in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Yurtdışında okuma kararım ebeveynlerimi şaşırttı.
Translate from Türkisch to Englisch

Öğrenciler, okuma yeteneklerini geliştirmeliler.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaybedecek bir şeyi olmayan birine meydan okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun yüzsüzce meydan okuma hareketi neredeyse hayatına mal oluyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma odasında konuşma.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom bir meydan okuma ile karşı karşıya.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un okuma gözlüklerine ihtiyacı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Niçin böyle bir kitabı okuma ihtiyacı duyuyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu odada okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

Kitaplar okuma ilginçtir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bunun gibi bir kitabı okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

O, okuma ve yazma öğretir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun yemeklerde gazete okuma alışkanlığı vardır.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma bir kez kazanıldığında asla kaybolmayan alışkanlık türüdür.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma beni mutlu eder.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma zihni geliştirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary okuma gözlüğünü kaybetti.
Translate from Türkisch to Englisch

Bana okuma-yazma bilip bilmediğimi sordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Nadiren okuma için zaman bulabilirim.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma için her zaman vakit bulabiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma için parlak bir ışığınız var mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Fransızca hakkında iyi bir okuma bilgisi var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tıp okuma kararını alkışlıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary için mektubu tercüme etsede, o, tercümeyi okuma zahmetine katlanmadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Günlüğümü okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bir meydan okuma mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma benim tutkum.
Translate from Türkisch to Englisch

Hedef dilde okuma ve dinleme yeteneklerini artırmanın iyi bir yolu okumak ve haber dinlemektir.
Translate from Türkisch to Englisch

Fransızca kelimeler öğrenmek için okuma fişleri kullanırım.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom okuma-yazma bilmiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Sen okuma-yazma bilmiyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu cümleyi okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma gözlüklerimi nereye koydum?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bir meydan okuma olacak.
Translate from Türkisch to Englisch

Meydan okuma iki kişi arasında olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bir meydan okuma olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Günlüğümü okuma!
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma yazma biliyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma yazma biliyorsun hâlâ sinirleniyorsun.
Translate from Türkisch to Englisch

Öncelikle okuma, yazma öğrenmem gerekli.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma yazma da öğrenmek istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Önce okuma yazma, sonra İngilizce ve Fransızca öğrenmem gerekli.
Translate from Türkisch to Englisch

Zayıf ışık altında okuma, gözlerin bozulur.
Translate from Türkisch to Englisch

Okuma yazma öğrenmem gerekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Babamın kahvaltıdan önce gazete okuma alışkanlığı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Genç bir oğlanken, dedektif hikayaleri okuma bağımlısıydım.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben okuma yazma bilmeyen biriyim.
Translate from Türkisch to Englisch

Okumak istemiyorsan, o zaman okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

Yürürken okuma.
Translate from Türkisch to Englisch

Tatoeba bir mini-LibriVox'tur. O, yüksek sesle büyük ölçekli okuma başlamadan önce sadece yazılması gerekiyor.

O yemek süresince gazete okuma alışkanlığına sahiptir.

Okuma birinin kendi kafası yerine başka birinin kafasıyla düşünmeye eşdeğerdir.

Gerçekten bir meydan okuma istiyorsan, rüzgar sörfünü denemelisin.

Okuma yazma bilmiyor musun?

Cenevre Üniversitesi Kütüphanesi'nin iyi bir okuma salonu vardır.

Ben okuma yazma bilmiyorum.

O tam bir meydan okuma.

Ben okuma gözlüklüğüme bağımlıyım.

Okuma gözlüğünü tak.

Okuma gözlüğünü takma.

Ben okuma gözlüğüme bağımlıyım.

İkinci sınıfta, öğrencilerin temel okuma ve yazma becerilerine sahip olması beklenmektedir.

Ben bir meydan okuma istiyorum.

Tom'un okuma sorunu var.

Okuma ve yazma biliyor musun?

Okuma ve yazma biliyor musunuz?

Hâlâ okuma bilmeyen insanlar var.

Tom okuma yazma bilmez.

Biraz okuma yapacağım.

Tom okuma gözlüğünü çıkardı.

Ben sadece okuma için gözlük takarım.

Bunlar benim okuma gözlüklerim.

Tom okuma gözlüklerini kaybetti.

O bir meydan okuma.

Bu büyük bir meydan okuma.

Yaratıcı bir meydan okuma için hazır mısın?

Çok az insan, imzalamadan önce bir sözleşmenin bütün şartlarını ve koşullarını okuma zahmetine katlanır.

Ben okuma güçlüğü çekiyorum.

Bir milyar yetişkin okuma yazma bilmemektedir.

Bir milyar yetişkin, okuma yazma bilmiyor.

Bin milyon yetişkin okuma yazma bilmiyor.

Tom'un okuma yazması yok mu?

Okuma güçlüğü mü çekiyorsun?

Ben meydan okuma için hazırım.

O okuma yazma bilmiyor.

Sağlık kitapları okuma konusunda dikkatli olun. Bir baskı hatasından ölebilirsiniz.

O yemek yerken gazete okuma alışkanlığında.

Çizgi roman okuma genellikle çocukların eğlencesi olarak görülüyor.

Bu bir meydan okuma olmalı.

Okumak istemiyorsan, okuma.

Okumak istemiyorsan, öyleyse okuma.

Bu yıl benim için yeni bir meydan okuma.

Onun yemek yerken gazete okuma alışkanlığı vardır.

Ben aptal değilim! Ben okuma güçlüğü çekenim.

Bu meydan okuma hakkında heyecanlıyım.

Tom yerel eczaneden bir ucuz okuma gözlüğü satın aldı.

Bu ilginç bir meydan okuma olacak.

Hobilerim yemek pişirme ve okuma.

Bu bir meydan okuma olacak!

Bana maval okuma.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch