Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "olağanüstü"

Lernen Sie, wie man olağanüstü in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Onun müziğe olağanüstü bir yeteneği var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un olağanüstü dereceleri var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü gücü olan bir atlettir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü hızı olan bir atlettir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü yakışıklı idi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary'nin olağanüstü mutlu bir evlilikleri var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ichiro olağanüstü bir beyzbol oyuncusu.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü bir yerdi.
Translate from Türkisch to Englisch

iPhone olağanüstü bir cep telefonu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü biçimde bencil.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu olağanüstü.
Translate from Türkisch to Englisch

Telefon soygunu olağanüstü bir biçimde engellendi.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü bir toplantıya gitmem gerekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü bir kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü bir kadınsın.
Translate from Türkisch to Englisch

Sen olağanüstü bir insansın.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü bir öğretmen olmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü hiçbir şey başıma gelmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Amerikan hükümeti olağanüstü hal ilan etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Benzerlik olağanüstü.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü bir şeylerin olabileceğine inanmaya ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

250 kg, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.
Translate from Türkisch to Englisch

Hepsi olağanüstü.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary olağanüstü güzel.
Translate from Türkisch to Englisch

Küçük İsrail devleti, eski ve yeni olağanüstü karışımı size sunmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü bir şey görmek istiyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü bir adam.
Translate from Türkisch to Englisch

Keri yetenekli bir ressamdır. Gerçekten, onun resim için olağanüstü bir yeteneği var.
Translate from Türkisch to Englisch

Burada olağanüstü şeyler yaptın, Tom.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary olağanüstü bir kadındı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un olağanüstü bir hafızası var.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un annesi, geçenlerde ölümden döndüğü sırada yaşadığı olağanüstü bir beden dışı deneyim hikayesi anlattı.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü bir şey yapmadım.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü şeyler asla basit ve sıradan yollarla gerçekleşmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu olağanüstü bir deneyimdi.
Translate from Türkisch to Englisch

O olağanüstü.
Translate from Türkisch to Englisch

Mary olağanüstü bir kadındır.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu olağanüstü olurdu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, olağanüstü gücüyle arabayı kaldırdı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, senin hayatında olağanüstü önemliydi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü yakışıklı.
Translate from Türkisch to Englisch

O, olağanüstü yetenekli piyanist olarak kabul edilir.
Translate from Türkisch to Englisch

O, olağanüstü yetenekli piyanist olarak kabul edilirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim olağanüstü bir iştahım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü iddialar, olağanüstü kanıt gerektirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Washington DC'de ve beş eyalette olağanüstü hal ilan edildi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü manzaralı güzel bir yerde yaşadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olağanüstü bir oyuncudur.

Rosa Montero olağanüstü bir kadındır.

Tom olağanüstü bir tenis oyuncusudur.

Bu olağanüstü bir roze şaraptır.

Bay Suzuki olağanüstü bir bilim adamıdır.

Tom olağanüstü bir basketbol oyuncusudur.

Tom olağanüstü bir iş yaptı.

Onun müzikte olağanüstü bir yeteneği var.

Ne olağanüstü bir performans.

Onun müzik için olağanüstü bir yeteneği var.

Sherlock Holmes'ün olağanüstü problem çözme becerileri vardı.

O, spor yarışmasında olağanüstü performansları koymayı başardı.

Onun olağanüstü olduğunu düşündüm.

Tom olağanüstü bir liderdi.

Bu olağanüstü bir yıldı.

Doğru koşullar göz önüne alındığında, kompost solucanları olağanüstü bir hızla üretebilir.

Dağıtıcılar olağanüstü bir pay istiyorlar.

Sen olağanüstü yakışıklı görünüyorsun.

Ne olağanüstü bir başarı!

"Çay nasıl, genç efendim?" "Olağanüstü, sevgili Jeeves'im, olağanüstü."

Türkiye üç aylık bir olağanüstü hal ilan etti.

Maria olağanüstü bir mayonez yapar.

Guglielmo bildiğim en iyi öğrencidir. O anında öğrenir ve olağanüstü bir hafızaya sahiptir.

Beceriksiz adam onun olağanüstü yeteneğini kıskandı.

Onlar olağanüstü notlar aldılar.

O olağanüstü notlar aldı.

Sen olağanüstü notlar aldın, değil mi?

Kyoto olağanüstü güzel bir şehirdir.

Mary'nin annesi geçinilmesi olağanüstü zor bir kadın.

Tom burada olağanüstü bir iş yaptı.

Olağanüstü bir gün geçirdim.

Bu dilin olağanüstü esnekliğinden büyülendim.

Onlar olağanüstü durumlar.

Ben olağanüstü notlar aldım.

O hikaye gerçek olmak için çok olağanüstü.

Olağanüstü bir tasarım ekibimiz var.

Bu olağanüstü bir fırsat.

Bir deha olağanüstü yaratıcılık yeteneklerine sahip bir kişidir.

İki yüz elli kilo, bir sumo güreşçisi için bile olağanüstü bir ağırlıktır.

Genç olmasına rağmen o olağanüstü bir doktor.

Bizi olağanüstü yapan şey budur.

Elektrik işkencesi olağanüstü acı vericidir.

Bu olağanüstü zor bir dildir.

Kitap olağanüstü bir başarıydı.

O olağanüstü olurdu.

Tom olağanüstü bir yıl geçirdi.

Tom olağanüstü bir hayat yaşadı.

Tom olağanüstü bir adamdı.

Ne olağanüstü bir kadın.

Tom'un olağanüstü olduğunu düşündüm.

Tom olağanüstü bir atlamacıdır.

Tom olağanüstü sonuçlar elde etti.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch