Lernen Sie, wie man olanak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 22 handverlesene Beispiele.
Bir resim açın ve bir resim düzeni seçin. Bir resim açmak için "Aç"a tıklatın. Programdan çıkmak için "Çıkış"ı tıklatın. "Resim Düzeni" özelliği herhangi bir düzende göstermenize olanak tanır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu bilet iki kişinin girmesine olanak tanır.
Translate from Türkisch to Englisch
Tatoeba'nı yeni versiyonu, insanları eklemeye ve onlarda redaksiyon yapmaya olanak sağlayacak!
Translate from Türkisch to Englisch
Ödül parası dünya gezisine gitmeme olanak sağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Yavaş çalışmama olanak tanır mısınız?
Translate from Türkisch to Englisch
Robotların, kendi kararlarını verebilmelerine olanak tanımak tehlikeli olabilir; çünkü sahiplerine karşı çıkabilirler.
Translate from Türkisch to Englisch
Meslekte daha fazla olanak sahibi olmak için Almanca öğreniyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kapı bahçeye erişmeye olanak sağlar.
Translate from Türkisch to Englisch
İyi sağlığı onun yetmiş beş yaşına kadar çalışmasına olanak sağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Konu hiçbir açıklamaya olanak tanımıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Yanıtın çok takdir ediliyor ve bizim daha etkili biçimde hazırlanmamıza olanak sağlayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim yeni arabam her zaman herhangi bir yere gitmeme olanak sağlamaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu müzik işten sonra dinlenmenize olanak verir.
Translate from Türkisch to Englisch
O sözlüğün geliştirilmesi için birçok olanak vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Yeni ekipman işi bir saat içinde bitirmemize olanak sağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ev fiyatlarındaki artış onun evini büyük bir kârla satmasına olanak sağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ekmek, erken insan toplumlarının oluşumuna olanak sağladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdiki mikroskoplar, maddenin moleküler yapısını ince detaylarla gözlemlememize olanak sağlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, enfeksiyonu durdurmak mümkün olmazsa yayılma hızını azaltmamıza olanak sağlayacak.
Translate from Türkisch to Englisch
Yasalar emekli olmamıza olanak sağlıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu duvar resmi, antik zaman insanlarının yaşamlarına küçük bir bakış edinmemize olanak sağlıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu tek başıma yapabilmeme olanak yok.
Translate from Türkisch to Englisch