Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "olay"

Lernen Sie, wie man olay in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Olay, hafızamızda hâlâ tazedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu başka bir olay.
Translate from Türkisch to Englisch

Araba kazası olay yeri korkunç bir manzaraydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay onun geleceğini etkiledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Zamanın ilerlemesiyle olay unutuldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay gece yarısı gerçekleşti.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay hatırlamaya değer.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay anımızda hâlâ taze.
Translate from Türkisch to Englisch

Kaza hakkında beni en çok şaşırtan şey avukatların olay yerine ne kadar çabuk varmalarıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay yerinde bulunduğuna dair ona karşı herhangi bir kanıt yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

İki olay arasında yıllar geçer.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben olay için hesap vereceğim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom olay hakkında Mary'ye bir şey söylememeye karar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary olay hakkında hiç konuşmamakta hemfikir oldular.
Translate from Türkisch to Englisch

Böyle bir olay burada oldukça yaygındır.
Translate from Türkisch to Englisch

O olay 15 yıl önce oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu bir günlük olay.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu önemli bir olay.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir kalabalık olay yerinde toplandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay, Yemen'in güneyindeki El-Mukalla şehrindeki başkanlık sarayını hedefleyen ve 30 asker ve subayın ölümüyle sonuçlanan saldırının sorumluluğunun El Kaide tarafından yayınlanan bir bildiri ile üstlenilmesinden sonra meydana geldi.
Translate from Türkisch to Englisch

O olay onu ünlü yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay yerini detaylı olarak tanımladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Kimse olay hakkında konuşmak istemedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Polisler hırsızı olay yerinde tutukladı.
Translate from Türkisch to Englisch

O olay onun tam önünde oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun konuşması sırasında garip bir olay oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay hakkında yalan söylemekle suçlandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay çıkartmayın.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay çözüldü!
Translate from Türkisch to Englisch

İnsanlar yaralı adamın etrafına toplandılar fakat doktor olay yerine yaklaştığında ona yol verdiler.
Translate from Türkisch to Englisch

Polisler olay yerinin birkaç fotoğrafını çekti.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu olay gönüllülük esasına dayanır.
Translate from Türkisch to Englisch

Mesela anlamadığım olay şu bu adamı sevmiyorsanız o niye orada yıllarca kaldı?
Translate from Türkisch to Englisch

Olay mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Duymak sadece size mahsus bir olay değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay belleğimde hâlâ canlı duruyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kazada beni en çok şaşırtan şey avukatların olay yerine bu kadar çabuk gelmeleri.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay çıkarma şimdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Olay çıkarmayın şimdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Dedektif olay hakkında binlerce insanı tam olarak sorguladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'la olay hakkında konuştun mu?
Translate from Türkisch to Englisch

Olay hakkında hiçbir şey hatırlamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Polis, Tom'un olay sırasında başka yerde olduğuna dair iddiasını araştırdı mı ki?
Translate from Türkisch to Englisch

Polis olay yerini kordon altına aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu olay onun ününü zedeledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Cümle çevirisi bambaşka bir olay.

Bu ümitsiz bir olay.

Saldırı haberi üzerine, olay yerine çok sayıda polis sevk edildi.

Olay metro çıkışında meydana geldi.

Katil olay yerinde tutuklandı.

Bu olay beni çok duygulandırdı.

Bu olay yavaş yavaş anlaşılıyor.

Olay böyle oldu.

Bu olay beni çok onurlandırdı.

Tüm o olay, trajik bir yanlış anlaşılmadan ibaret.

Gazetelere çıkacak kadar olay işlemedim hiç.

Herkesin önünde olay çıkartma.

Tek bir olay hayatınızı değiştirebilir.

Bu olay hakkındaki gerçeği bilmek istiyor musun?

Tom olay olduğunda yanımdaydı.

Tom olay çıkardı.

Tatoeba, doğum yeri olan Fransa'da kültürel ve sosyal bir olay haline geldi.

Bana olay hakkında ne bildiğini söyle.

Bu mutlu bir olay.

Polis soruşturmasına göre, Tom olay sırasında suç mahallindeydi.

Olay yeri harap olmuş bir moteldeydi.

Unutulmaz bir olay cereyan etti.

Çevik kuvvet polisleri olay yerine geldi.

Daha fazla mesai için olay çıkardım.

Büyük şehirlerde gece yarısından sonra hep olay olur.

Olay onun dürüstlüğünü kanıtlıyor.

Tom olay yerinden kaçtı.

Polis olay yerine yakın çalışan birçok kişiyi sorguladı.

Olay anında Tom ofisindeydi.

Ben olay çıkarmak istemedim.

Olay beklenmedik bir hal aldı.

Bu olay beni değiştirdi.

Dan olay yerine varan ilk polis memuruydu.

Yaralı, olay yerinden uzaklaştırıldı.

Tom'a bir kamyon çarptı ve olay yerinde hayatını kaybetti.

Olay onu ünlü yaptı.

İki olay birbirine bağlı.

O zaman, olay önemli görünmedi.

Tom'un olay yerinde olmadığına dair kesin kanıtı var.

Tom'un olay sırasında başka yerde olduğuna dair kanıtı yok.

Olay uzun zaman önce oldu.

Belki de olay buydu.

Olay bu değil.

Bence olay bu değil.

Bugünkü gazete olay hakkında daha fazla ayrıntı verir.

O, o olay hakkında bir şey biliyor gibi görünüyor.

Sen kaza geçirdiğinde ben olay yerindeydim.

Dan yerel gazetede olay hakkında yazmak istemedi.

Polis olay yerinde kanıt gizledi.

Olay çok dokunaklıydı.

Umarım ülkeyi terk etmeye çalışırken bu olay size bir üzüntüye neden olmaz.

Geçen yıl tuvaletin içinde bir maganda kurşunu ateşleyen bir güvenlik görevlisi ile bir olay vardı.

Olay yerinde on polis vardı.

Neredeyse kusursuz cinayetti: Biz, olay yerine geldik, bagajı açtık, adamı öldürdük ve izleri temizledik, ama biz cesedi gizlemeyi unuttuk.

Bu olay oldukça esrarengiz.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch