Lernen Sie, wie man olumsuz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 59 handverlesene Beispiele.
Yılın en soğuk günlerini yaşadığımız şu günlerde soğuk ve yağışlı havadan halkın olumsuz etkilenmemesi için belediye ekipleri aralıksız çalışma yapmaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu kadar olumsuz olma.
Translate from Türkisch to Englisch
Bilim adamları fazla çayın erkek sağlığı üzerinde olumsuz etkisinin olabileceğini göstermiştir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom olumsuz tepki gösterdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Güzel olmanın olumsuz yanları var.
Translate from Türkisch to Englisch
ABD'nin komünizme karşı olumsuz tutumunun nedenini çok merak ediyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
ABD gizli servisinin ve ülkeyi yöneten politikacılarının komünizme karşı olumsuz tutumunun asıl nedeni nedir?
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı insanlara göre teknolojinin olumsuz etkileri var.
Translate from Türkisch to Englisch
Yakışıklı olmanın da olumsuz tarafı var.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom, olaylara daima olumsuz tarafından bakan çok kötümser bir insan.
Translate from Türkisch to Englisch
Seçtiğimiz davranış, insanlarla ilişkilerimizi olumlu veya olumsuz yönde etkiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Salonun zayıf akustiği, dinleyicilerin konserden zevk almalarını ciddi şekilde olumsuz etkiledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Bence küreselleşmenin olumlu olduğu kadar olumsuz etkileri de var.
Translate from Türkisch to Englisch
Küreselleşmenin olumlu olduğu kadar olumsuz etkilerinin de olduğunu düşünüyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Boston Globe filme olumsuz eleştiri verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
"Bu vebaya neyin neden olduğunu bilen biri var mı?" "Paris Üniversitesi bilim adamlarının bu kötülüğün kaynağının özellikle Jüpiter, Satürn ve Mars olumsuz takımyıldızı olduğuna inanıyorlar."
Translate from Türkisch to Englisch
O, olumsuz bir izlenim bırakıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O, savurgan olmanın olumsuz sonuçlarını anladı.
Translate from Türkisch to Englisch
Böylesine olumsuz bir cümleyi çevirmeyeceğim.
Translate from Türkisch to Englisch
Kötü anıları anımsamak insanı olumsuz etkiler.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonuçlar olumsuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Cevabım hâlâ olumsuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Neden ani tepkin her zaman çok olumsuz?
Translate from Türkisch to Englisch
Stresin sağlığınız üzerinde çok büyük olumsuz etkisi olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Uyku eksikliğinin öğrencinin notlarının üzerinde çok büyük olumsuz etkisi olabilir.
Translate from Türkisch to Englisch
Kendine saygın ne kadar düşük olursa o kadar fazla olumsuz şeylere odaklanmaya niyet edersin.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun her şey için olumsuz bir tutumu var.
Translate from Türkisch to Englisch
Olumsuz olmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un davranışlarının onun iş arkadaşları üzerinde çok olumsuz etkileri vardı.
Translate from Türkisch to Englisch
Şöhretin olumsuz tarafı incelemedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu beyzbol için olumsuz bir gündü.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun sağlık taraması olumsuz sonuçlar göstermedi.
Translate from Türkisch to Englisch
Sürekli bu kadar olumsuz olma.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom olumsuz cevap verdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Neden hayata böyle olumsuz bir yaklaşımın var?
Translate from Türkisch to Englisch
Bu yasa ekonomik durgunlukların olumsuz etkilerini hafifletir.
Translate from Türkisch to Englisch
Herhangi bir olumsuz reaksiyon var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Onun muhtemelen herhangi bir olumsuz sonucu olmayacak.
Olumsuz eleştirileri nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bana olumsuz bir prognoz verildi.
Onu olumsuz olarak görmüyorum.
Tom olumsuz olarak cevap verdi.
Olumsuz geri bildirimi kabul etmek zordur.
Tom'a karşı olumsuz bir duygu beslemiyorum.
Sami İslam hakkında olumsuz değerlendirmelerde bulunuyordu.
Sami'nin İslam ve Müslümanlar hakkında çok olumsuz bir algısı vardı.
Olumlu olumsuz her türlü yorumunuzu bekliyoruz.
Bu cümle olumsuz.
Bu da rekabetçiliği ve istihdamı olumsuz etkiler.
Tüm bunlar, ülkeye çok olumsuz olarak yansıyor.
Peki Brüksel'den gelen olumsuz haberler yerel siyasileri harekete sevk edecek mi?
Pandemi süreci pek çok bireysel satıcıyı olumsuz etkilerken Amazon gibi dev şirketler servetine servet kattı.
Çocukken yeni ayakkabı ve elbise alınmayıp genelde ablasına küçük gelenleri kullanmak zorunda kalması psikolojisinde olumsuz anlamda derin bir iz bırakmıştı.
İmar barışı uygulaması depremle mücadeleyi olumsuz etkiledi.
Bu ülkede yaşayanlar kendilerini yönetenler hakkında olumsuz bir görüş belirtemiyorlar.
Ukrayna'daki savaş NATO'nun beyin ölümünün gerçekleştiğini söyleyip Fransa önderliğinde Amerika'dan bağımsız bir Avrupa ordusu kurma hayalleri olan Macron'un planlarını da olumsuz etkiledi.
Bu deneyim, Amerika ile İslam arasındaki bir ortaklığın İslam'ın ne olmadığına değil, ne olduğuna dayanması gerektiğine olan inancımda bana rehberlik ediyor. Ve nerede görünürlerse görünsünler, İslam'ın olumsuz klişelerine meydan okumayı Amerika Birleşik Devletleri Başkanı olarak sorumluluğumun bir parçası olarak görüyorum.
Bu olumsuz bir özellikten ziyade erdemliliktir.
Bu konuda hiç şüpheniz olmasın, bana karşı olan olumsuz hisleriniz karşılıklıdır.