Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "oraya"

Lernen Sie, wie man oraya in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Yumi oraya kendi gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

Odanın içinde oraya buraya koşup durma.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben seni oraya götüreceğim.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin oraya gitmeni istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya nasıl gidebilirim?
Translate from Türkisch to Englisch

Bu yol sizi oraya götürür.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya nasıl gideceğimi söyleyebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya gitmeye çok hevesli.
Translate from Türkisch to Englisch

Haydi Arianna, hızlan, yoksa asla oraya ulaşamayacağız!
Translate from Türkisch to Englisch

Onunla oraya giderken karşılaştık.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya varır varmaz bana yazmanı istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya tek başına gitmeni istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Sanırım birisi oraya gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

Kimse oraya gitmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Evet, bence oraya gitmelisin.
Translate from Türkisch to Englisch

O oraya varmadan önce, neredeyse hava kararacak.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz oraya bir araba yardımı ile gidebiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch

O, oraya yalnız gitmememi söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Kitabı masaya geri koysan iyi olur, zira sahibi oraya geri dönecek.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya kendim gitmek zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch

Sadece oraya gitmek zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch

Siz oraya gitmek zorunda değilsiniz.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya gitmeniz için o gereklidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya uygun elbiselerle gitsen iyi olur.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya iş için mi gidiyorsun?
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya gitmenize gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Her gün oraya gitmek zorunda mısınız?
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya mutlaka kendin gitmek zorunda değilsin.
Translate from Türkisch to Englisch

Yarın oraya gitmek zorunda.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un tek başına oraya gitmek için cesareti yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz oraya gidebilsek muhteşem olurdu, değil mi?
Translate from Türkisch to Englisch

O dün oraya gitmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Araba ile oraya ulaşmak benim bir buçuk saatimi aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Biz oraya varmadan önce, otobüs hareket etmiş olacak.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun oraya gitmesi muhtemel değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben onun oraya gitme nedenini bilmiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya gitmemi gerektiren hiçbir neden yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya gittiğimde dans çoktan başlamıştı.
Translate from Türkisch to Englisch

O tek başına oraya gitmek için yeterince cesur.
Translate from Türkisch to Englisch

Oraya gitmeye değmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yarın oraya gidecek.
Translate from Türkisch to Englisch

Öğleden önce oraya varmam mümkün değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Sen gelmeden önce ben oraya geleceğim.
Translate from Türkisch to Englisch

O ona oraya tek başına gitmesini tavsiye etti fakat o onun iyi bir tavsiye olduğunu düşünmüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O ona oraya yalnız gitmesini tavsiye etti.
Translate from Türkisch to Englisch

O onun oraya gitmesini tavsiye etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin yerinde olsam oraya gitmem.
Translate from Türkisch to Englisch

John oraya yalnız gitti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yirmi dakikadan daha az bir sürede oraya varmayı başardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, çocuk bakıcısı oraya gelinceye kadar, Mary'nin evde kalmasını istedi.

O, oraya gitmemi onaylamadı.

Onun tarafından oraya tek başına gitmemesi tavsiye edildi.

Dün oraya gitmek zorunda kaldım.

Dün oraya gittim.

Tom oraya nasıl gideceğini bilir.

Ben oraya dönmek istemiyorum.

Zamanında oraya varmazsın.

Ben oraya varmadan önce o öldü.

Oraya zamanında varacağından emin olmalısın. Eğer geç kalırsan, Tom on dakikadan fazla beklemez.

Tom oraya asla tekrar gitmeyeceğini söylüyor.

Tom'un tek başına oraya gitmeye niyeti yoktu.

Tom tam zamanında oraya vardı.

Oraya tekrar gitmesen iyi olur.

Oraya en çabuk kim varacak?

Sen başlamadan önce onlar oraya varmış olacak.

Niçin oraya gitmek istediğini bana söyle.

Bütün öğrenciler oraya gitmedi.

Nasıl gidersek gidelim, yediye kadar oraya varmalıyız.

Lütfen oraya nasıl gidileceğini açıklayın.

Sadece kısa bir yol, bu yüzden birkaç dakika içinde oraya yürüyebilirsiniz.

Sorun onun için oraya kimin gideceğidir.

O, şimdiye kadar oraya varmış olmalıydı.

Lütfen ben oraya gelinceye kadar Tom'u beklet.

Karen oraya kendisi gitti.

Tom Mary ile konuşmak için oraya gitti.

Tom Mary ile buluşmak için oraya gitti.

Eğer hızlı sürerse, Tom on dakikada oraya varabilir.

Tom oraya gitmedi.

Tom tek başına oraya gitmek zorunda değildir.

Onu oraya bırakın.

Oraya gitmeliyim.

O oraya gitti mi?

Oraya gidebilirsin.

Biz sık sık oraya gideriz.

Ben de oraya gittim.

O oraya gitmeli.

Oraya gitmedin mi?

Oraya gitmedi.

Ben oraya gitmeyi planlıyorum.

Oraya ne zaman varırım?

Ben sizi oraya götüreceğim.

O beni oraya gönderdi.

Biz onu oraya gönderdik.

O, tek başına oraya gitti.

Ben oraya gitmek istedim.

Oraya gitmek niyetindeyim.

Oraya gittiğime pişmanım.

O, oraya gitmedi.

Onlar beni oraya gönderdi.

Beni oraya götürecek misin?

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch