Lernen Sie, wie man ortada in einem Türkisch Satz verwendet. Über 51 handverlesene Beispiele.
Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada su şişesi.
Translate from Türkisch to Englisch
O, ortada yakalandı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada ters giden bir şey var sanki.
Translate from Türkisch to Englisch
Aslında ortada sihir mihir yoktur, göz boyamaca vardır.
Translate from Türkisch to Englisch
Durumun daha kötüye gitmediği ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada korkulacak bir şey yokmuş.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada bir tekzip yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada komplo falan yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada bulanan tek kişi benim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada yürütülmekte olan bir soruşturma var.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada çirkin söylentiler dolaşıyor Tom.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdi her şey ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada büyük bir vahşet var.
Translate from Türkisch to Englisch
Beni ortada bıraktın.
Translate from Türkisch to Englisch
Tepe ortada, ağaçsız.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom'un Meryem'e vurgun olduğu ayan beyan ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Hatalı olduğun ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Gel ortada anlaşalım.
Translate from Türkisch to Englisch
Kabak gibi ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Gerçek ortada bir yerde yatıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu, gün gibi ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Gerçek ortada yatıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada fol yok yumurta yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ve Mary'nin birbirlerinden hoşlandığı ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Gün gibi ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Apaçık ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Kanıt gün gibi ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada ikinizin çıktığına dair dolaşan bir söylenti var.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada ikinizin çıktığına dair bir söylenti dolaştığını biliyor muydun?
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada bir sebep yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Demarke durumdaki Ali, gelen ortada kafa vuruşuyla ağları havalandırdı.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom ortada bir neden yokken bana vurmaya başlamıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Gerçek ortada bir yerde.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada bir avuç Türk'ün yaşadığı bir ata yurdu kalmıştı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonuçlar ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
"Şu köşe yaz köşesi, şu köşe kış köşesi, ortada su şişesi" diyebilir misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Şu an sağlıklı düşünemediğin ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali dımdızlak ortada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali sap gibi ortada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Ali eli boş, götü yaş ortada kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Meseleleri mesele etmezseniz ortada mesele kalmaz.
Translate from Türkisch to Englisch
Rakamlar ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada çok büyük bir ihtiyaç var.
Translate from Türkisch to Englisch
Ortada bir maçtı.
Translate from Türkisch to Englisch
Sorun şu ki ortada gerçekçi bir problem yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunun nedenleri ise ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Başta tam gaz başlarsan, ortada dayanıklılığını yitirirsin.
Translate from Türkisch to Englisch
Yorum yapmaya gerek var mı? Her şey ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Her şey kabak gibi ortada.
Translate from Türkisch to Englisch
Kabak gibi ortada kaldık.
Translate from Türkisch to Englisch
Dış politikada yumuşak gücünü sert gücünün kapasitesinin üstünde kullanmaya kalkarsan kabak gibi ortada kalırsın.
Translate from Türkisch to Englisch