Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "pahalı"

Lernen Sie, wie man pahalı in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

O çok pahalı!
Translate from Türkisch to Englisch

Giydiğin ayakkabılar oldukça pahalı görünüyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Pahalı, her zaman pahalı olmayandan daha iyi değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Ne kadar pahalı olursa olsun, o klasik arabayı almak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Sağlıklı yemek daha pahalı mıdır?
Translate from Türkisch to Englisch

Banka hizmetleri gittikçe daha pahalı oluyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Sevgiden daha pahalı bir şey yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch

Kardeşim kullanılmış bir araba satın aldı, bu yüzden çok pahalı değildi.
Translate from Türkisch to Englisch

O araba satın almam için çok pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu ayakkabılar çok pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ayakkabıların ne kadar pahalı olduklarına şaşırdım.
Translate from Türkisch to Englisch

Böyle pahalı bir restoranda yemek yemeye gücüm yetmez.
Translate from Türkisch to Englisch

O kanepe bu masadan daha az pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

O elbise pahalı bir görünüme sahip.
Translate from Türkisch to Englisch

O gitar o kadar pahalı ki onu satın alamam.
Translate from Türkisch to Englisch

O gitar o kadar pahalı olmasaydı, onu satın alabilirdim.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kitap çok pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu çok pahalı!
Translate from Türkisch to Englisch

Tom pahalı bir kamera istemiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, çok pahalı bir restoran olmalı!
Translate from Türkisch to Englisch

Bazı bebekler satın almak için çok pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tim'in motosikleti benimkinden çok daha pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Mavi araba pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Yeni araban bana gerçekten son derece pahalı görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Saatim sizinkinden daha az pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Böyle pahalı bir şarap olduğu için, gerçekten bundan daha iyi tadı olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben böylesine pahalı bir restoranda yemek yemeği göze alamam.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye pahalı bir şemsiye aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye oldukça pahalı bir kamera aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'den pahalı bir hediye kabul etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom güzel kadınları seviyordu. Ayrıca pahalı şarap ve hızlı spor otomobilleri de seviyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un böylesine pahalı bir gerdanlığı almaya asla gücü yetmedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Açıkçası Tom onun pahalı çay fincanlarından birini kırdığını Mary'nin fark etmemesini umut ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom hangi şarabın daha pahalı olduğunu anlayamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, pahalı şarap ve ucuz şarap arasındaki farkı söyleyemez.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom pahalı şarap ve ucuz şarap arasındaki farkı tadamaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom tam köşedeki pahalı bir restoranda suşi yedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu kitap çok pahalı. Benim bunu satın almaya gücüm yetmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu çanta hem iyi hem pahalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom gerçekten pahalı, iyi yapılmış bir çift ayakkabı satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom çok pahalı bir kamera satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, akşam yemeğinde pişirmek için biraz pahalı et satın aldı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom pahalı bir restoranda her gün yemek yiyebilir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom dün gördüğümüz pahalı görünümlü kırmızı arabaya sahibi olduğunu iddia etti.

O pahalı değildir.

O çok pahalı.

O çok fazla pahalı.

Bu saat pahalı.

Et bugünlerde pahalı.

Et bu günlerde pahalı.

Birkaç elbiseye baktı ve en pahalı olanı seçti.

Et bugünlerde çok pahalı.

Daha az pahalı olanları var mı?

O, ona pahalı bir saat verdi.

O gitar o kadar pahalı olmasa, onu alabilirim.

Pahalı bir araba almayı göze alamam.

Böylesine pahalı bir bisikleti alacak kadar delisin.

Böylesine pahalı bir arabayı almayı göze alamam.

O, onun ona pahalı bir hediye almasını umuyordu.

O onun pahalı bir nişan yüzüğü almasını istemiyor.

Gecikme bizi pahalı bir otelde bir gece kalmaya zorladı.

O, yine de pahalı.

Eğitimin pahalı olduğunu düşünüyorsan,cahilliğin sana neye mâl olduğunu görene kadar bekle.

Ev bizim için çok büyük, bunun da ötesinde o çok pahalı.

Bu yararlı bir kitap, dahası pahalı da değil.

Onun çok pahalı bir saati var.

Bu, benim için çok pahalı.

Tom Mary'ye pahalı bir oyuncak verdi.

Paris oldukça pahalı bir şehir.

En pahalı şey arazidir.

Bir kitabı bu kadar pahalı alamam.

Pahalı bir mücevhere sahip değilim.

Her zaman pahalı elbiseler alır.

Bu kitap benim için çok pahalı.

Pahalı bir araba bir statü sembolüdür.

Daha az pahalı bir şeyin var mı?

Daha pahalı bir saat satın almak istiyorum.

En az pahalı olanını istiyorum.

Beklediğim kadar pahalı değildi.

Pahalı bir gerdanlık takıyor.

Bu ceket güzel ama çok pahalı.

Büyük evler yaşamak için pahalı.

O elbise çok pahalı görünüyor.

O mağaza son derece pahalı.

Böyle pahalı bir eve kimin gücü yeter?

Her zaman pahalı elbiseleri alıyor.

En pahalı elbiseyi seçti.

Tokyo yaşamak için çok pahalı bir yer.

Çok az sayıda insan böylesine pahalı bir arabayı satın alabilir.

Bu bana çok pahalı gibi görünüyor.

Aktris her zaman pahalı mücevherler takıyor.

Kıyıdaki evler çok pahalı.

Tom pahalı bir hediye ile Mary'ye sürpriz yaptı.

Bu pahalı sözlüğü niçin satın aldın?

Bugünlerde el yapısı ürünler çok pahalı.

Daha pahalı olanını alacağım.

Böylesine pahalı bir araba almak söz konusu değil.

Sabah aramak daha pahalı mıdır?

Bu kamera ondan daha az pahalı.

Tom pahalı elbiseler giymiş iki adamın yanında oturuyordu.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch