Lernen Sie, wie man paylaşmak in einem Türkisch Satz verwendet. Über 67 handverlesene Beispiele.
Pastayı eşit olarak paylaşmak zorundasın.
Translate from Türkisch to Englisch
Şimdilik, bu odayı arkadaşım ile paylaşmak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Tatlımı benimle paylaşmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Bir yabancı ile otel odasını paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Üzüntüyü paylaşmak neşeyi paylaşmaktan daha kolaydır.
Translate from Türkisch to Englisch
Odamı Tom'la paylaşmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Benim yöntemim daha yeni bunu seninle paylaşmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Sırrımı seninle paylaşmak isterim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom dizüstü çöktü ve Mary'ye onu sevdiğini ve hayatını onunla paylaşmak istediğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Mary oyuncaklarını arkadaşlarıyla paylaşmak istemiyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Dinsel görüşlerini sizinle paylaşmak isteyen insanlar, sizin dinsel görüşünüzü onlarla paylaşmanızı neredeyse hiç istemezler.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu paylaşmak istiyor musun?
Translate from Türkisch to Englisch
Düşüncelerimi seninle paylaşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onunla her şeyimi paylaşmak, benim için en büyük mutluluktu.
Translate from Türkisch to Englisch
Çocuklara paylaşmak öğretilmeli.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom daha gençken bir yatak odasını erkek kardeşi ile paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Paylaşmak ister misin?
Translate from Türkisch to Englisch
Onu paylaşmak istedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir yabancıyla bir otel odasını paylaşmak zorunda kaldığını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch
Seninle paylaşmak istediğim bir şey var.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu paylaşmak zorundayız.
Translate from Türkisch to Englisch
Paylaşmak istediğin bir şey var mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Şu an, bu odayı arkadaşımla paylaşmak zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch
Paylaşmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Seninle bir şey paylaşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Paylaşmak güzeldir.
Translate from Türkisch to Englisch
Erkek ya da kız kardeşlerinle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldın mı?
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu paylaşmak istedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bilgi paylaşmak için birini arıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onu seninle paylaşmak istedim.
Translate from Türkisch to Englisch
Tom bir odayı erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda.
Translate from Türkisch to Englisch
Bunu seninle paylaşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Yolculuğum hakkında bir şey paylaşmak için doğal olarak şimdi herkesin beni beklediğini biliyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
O erkek kardeşiyle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
O, kız kardeşiyle bir yatak odasını paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Gruplar ya küçük bir toplulukla ya da tüm dünya ile bir ilgi paylaşmak için iyi bir yoldur.
Translate from Türkisch to Englisch
Bir gün bunu torunlarımla paylaşmak istiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
O, odasını erkek kardeşiyle paylaşmak zorundaydı.
Translate from Türkisch to Englisch
Odasını erkek kardeşiyle paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Odasını kız kardeşi ile birlikte paylaşmak zorunda kaldı.
Translate from Türkisch to Englisch
Senin duygularını paylaşmak istiyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch
Ben bir yabancıyla otel odasını paylaşmak istemiyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Arkadaşlarınız ve ailenizle bu dilekçeyi paylaşmak için lütfen aşağıdaki mesajı gönderin.
Sırlarını paylaşmak kolay değil.
Bu bilgiyi paylaşmak için herhangi bir zorunluluk altında değilsin.
Bir banyoyu paylaşmak o kadar da kötü değildir.
Paylaşmak mutlu eder insanı.
Tom'un kaz ciğeri seninle paylaşmak için sabırsızlanıyorum!
Benimle paylaşmak ister misin?
Paylaşmak için bir yemek getir.
Tom, küçük erkek kardeşiyle bir yatak odası paylaşmak zorunda kaldı.
Fadıl, Leyla'nın tutkularını paylaşmak için çaba harcıyordu.
Fadıl, sorunlarınızı paylaşmak için gideceğiniz kişidir.
Tom sırrını paylaşmak istemedi.
Tom öğle yemeğini Mary ile paylaşmak istemedi.
Bir odayı paylaşmak zorunda mıydın?
Erkek kardeşinle bir odayı paylaşmak zorunda mıydın?
Sami, mirasını Leyla ile paylaşmak istemedi.
Dondurmamı seninle paylaşmak istemiyorum.
Sami her zaman evini Leyla'yla paylaşmak istiyordu.
Sami bunu Leyla ile paylaşmak istedi.
Bu sandviçi seninle paylaşmak istiyorum.
Bu sandviçi sizinle paylaşmak istiyorum.
Grupla paylaşmak istediğin başka bir şey var mı?
Grupla paylaşmak istediğiniz başka bir şey var mı?
Üç çocukları olan Temel'le Fadime boşanmaya karar vermiş. Ama üç tek sayı olduğu için çocukların velayetini yarı yarıya paylaşmak mümkün olmadığından bir türlü anlaşamıyorlarmış. Temel "Bir tane daha yapalım, dört olunca iki iki bölüşürüz" demiş ve Fadime de kabul edince işe koyulmuşlar. Dokuz ay sonra Fadime ikiz doğurmuş.
Kitaplarımı çok seviyorum, onları kimseyle paylaşmak istemiyorum.