Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "pratik"

Lernen Sie, wie man pratik in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Teoride, teori ve pratik arasında hiçbir fark yoktur. Fakat pratikte var.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun planı pratik değil görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

İyi İngilizce yazma, çok fazla pratik gerektirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom her gün fagot çalarak pratik yapar.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye tubasını başka bir yerde pratik yapmasını söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Senin planının pratik olma üstünlüğü var.
Translate from Türkisch to Englisch

Benimle Japonca pratik yapar mısın?
Translate from Türkisch to Englisch

Andy çok sıkı pratik yapmış olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sizin fikirleriniz hemen hemen hiç pratik değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Profesyonel bir banjo oyuncusu olmak için pratik yapmaya binlerce saat harcamalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Ders iki bölümden oluşuyor; biri teorik, diğeri pratik.
Translate from Türkisch to Englisch

Bana biraz pratik tavsiyeler verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'ye bazı pratik öneriler verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Eğer bir yerli gibi konuşmak istiyorsan, banjo çalanların aynı parçayı onu doğru ve istenilen tempoda çalabilinceye kadar defalarca pratik yaptıkları aynı şekilde söylemeyi pratik yapmaya istekli olmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Planın birçok pratik zorlukları var.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik yaptığını anlıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom yakaladığı her fırsatta Fransızca konuşmayı pratik yapar.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu pratik değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik yapıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom pratik yapmaya devam etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom pratik.
Translate from Türkisch to Englisch

Keman çalmak çok pratik ister.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik yapmaya çalışıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Gitarımla pratik yapıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik yapacak zamanım vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik yapacak çok zamanım oldu.
Translate from Türkisch to Englisch

Çok pratik yaptım.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik bir şeye ihtiyacın var.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik için geç kaldım.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu pratik olmaz.
Translate from Türkisch to Englisch

Pratik yapıyor olman gerekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Biraz daha pratik yapmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom klarnetini pratik yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom onu çok pratik yapmış olmalı.
Translate from Türkisch to Englisch

Türkçe konuşmayı pratik etmeye ihtiyacım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Piyanoyu iyi çalmak için, yıllarca pratik yapmak gerekir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom çok pratik, gerçekçi bir kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bana İngilizcesini benimle pratik etmek istediğini söyledi.
Translate from Türkisch to Englisch

Fransızca konuşmayı daha sık pratik yapmalıyım.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom çok pratik bir kişi.
Translate from Türkisch to Englisch

Biraz daha pratik yapman gerekiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom dün pratik yapmak için geç geldi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom her gün en az otuz dakika keman çalmayı pratik yapar.
Translate from Türkisch to Englisch

Çok pratik yaparsan İngilizceyi daha iyi konuşabileceksin.
Translate from Türkisch to Englisch

İngilizceyi pratik yapmak için her fırsatı kullandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Daha pratik seçenekler var.
Translate from Türkisch to Englisch

Her gün pratik yaptım.

Judoyu daha çok pratik yapmam gerekiyor.

Birisi dünya standartlarında bir atlet olmak için her gün pratik yapmalı.

Sen pratik yapıyorsun, değil mi?

"Oh aman Allahım! O ne tür gülmekti?" - "Oh, ciddi bir şey değil" Mary oyun için bir cadı gibi nasıl gülüneceğini pratik yapıyor."

Sadece kendi ana dilinde ya da en güçlü olduğun dilde cümleler eklemenin muhtemelen yabancı dil yazmayı pratik yapmak kadar çok eğlenceli olmadığını biliyorum fakat onların doğru olduğundan kesinlikle emin değilsen lütfen cümleleri Tatoeba Corpus'a eklemeyin. Çalıştığın dilleri pratik yapmak istiyorsan www.lang-8.com gibi o amaç için tasarlanmış bir site kullanarak öyle yapın.

Sanırım yeterince pratik yaptın.

Tom dün ön ehliyetini aldı, bu yüzden araba sürmeyi pratik yapmak için babası ile birlikte dışarıda.

Tom her gün evde pratik yaptı.

Tom şimdi üst katta saksafonunu pratik yapıyor.

Tom pratik, değil mi?

Tom sadece pratik oluyor, değil mi?

Tom çok pratik, değil mi?

Tom çok pratik.

Pratik misin?

İyi bir yazar olmak istiyorsan, yazmayı pratik yapman gerekir.

İyi bir seviyede olmadığımın farkındayım; bu yüzden, daha fazla pratik yapmam gerekiyor.

Tom çok faza pratik yapmış olmalı.

Bu sana pratik görünüyor mu?

Sanırım okumamı pratik yapmalıyım.

Tom takıma katılmak için çok pratik yaptı.

Tom Jackson bu kasabayı pratik olarak inşa etti.

Yapmam gerektiği kadar sık piyanoyu pratik yapmıyorum.

Sıkıldığım zaman piyanoyu pratik yaparım.

Telaffuzumu pratik yapmama yardım eder misin?

Türkçe konuşarak pratik yapmaya ihtiyacım var.

Türkçe konuşarak pratik yapmalıyım.

Pratik yapmaya devam edin.

Pratik yapalım.

Önerdiğin şey pratik değil işte.

Biz sadece pratik yapıyoruz.

Esperanto öğrenmek istiyorsan oku ve çokça pratik yap.

Seninle pratik yapmak istiyorum.

Sizinle pratik yapmak istiyorum.

Pratik yapıyor musun?

Tom, konuşmasını aynanın karşısında pratik yaptı.

Biz pratik yapacağız.

O, pratik yapmak için geç saatlerde geldi.

O, pratik için erken geldi.

Tom yetenek gösterisi için bütün hafta pratik yaptı.

Teori ve pratik el ele gitmeli.

Başkan pratik olmadığı için fikirden vazgeçti.

Artık pratik yapmıyorum.

Tom'un pratik zekası var.

Tom eğer isterse benim evime uğrayabilir ve benim piyanomda pratik yapabilir.

Bu şehirdeki ulaşım araçları çok pratik.

Onu pratik yapmak zorunda kalacaksın.

Tom pratik bir adam.

Tom Mary'nin pratik yaptığı yeni şarkıyı söylemesini önerdi.

O, çatıdaki kemanla sık sık pratik yapardı.

Tom'un pratik biri olduğunu biliyorum.

Tom'la pratik yaptım.

Benim biraz daha pratik yapmam gerekir.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch