Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "söylemeye"

Lernen Sie, wie man söylemeye in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Onun iyi bir piyanist olduğunu söylemeye gerek bile yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Şarkı söylemeye devam ettim.
Translate from Türkisch to Englisch

Başarının anahtarının dürüstlük olduğunu söylemeye gerek bile yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch

Hepimiz halkın önünde bir şarkı söylemeye utandık.
Translate from Türkisch to Englisch

Ne söylemeye çalıştığını anlamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Aniden, annem şarkı söylemeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ken o şarkıyı söylemeye devam etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Sigara içmenin sağlık için zararlı olduğunu söylemeye gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Öyle söylemeye hakkın yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Paranın mutluluğu satın alamayacağını söylemeye gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, Bayan White'a gerçeği söylemeye cesaret edemedi.
Translate from Türkisch to Englisch

Karaoke'ye gittiğimizde, Tom bütün gece şarkı söylemeye devam etti.
Translate from Türkisch to Englisch

O eski şarkılar söylemeye düşkündür.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, en sevdiği şarkıyı söylemeye başladı ve Mary onunla birlikte söylemeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Zamanın para olduğunu söylemeye gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ne söylemeye çalışıyor?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ne kadar zengin olursa olsun herkese yalan söylemeye devam ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ne kadar meşgul olduğunu herkese söylemeye devam ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını anlayamadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un onu söylemeye hakkı yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un kesinlikle gerçeği Mary'ye söylemeye niyeti yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un ne söylemeye çalıştığını anladın mı?
Translate from Türkisch to Englisch

Dostluğun işten daha önemli olduğunu söylemeye gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Eric şarkı söylemeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını güçlükle işitebiliyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'yi sevdiğini ona söylemeye karar verdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un dışarıya gelmeye ve neye inandığını söylemeye cesareti yoktu.
Translate from Türkisch to Englisch

O şarkı söylemeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Söylemeye gerek yok, o haklıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Her zaman gerçeği söylemeye çalışıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Şarkı söylemeye devam etmeliydin.
Translate from Türkisch to Englisch

Söylemeye gerek yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom Mary'nin ne söylemeye çalıştığını anlamıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir şeye ihtiyacınız olursa bana söylemeye çekinmeyin.
Translate from Türkisch to Englisch

Yazarın ne söylemeye çalıştığını anlayamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Mesajınızı anlatmak bir yerlinin tam olarak söyleyeceği gibi onu söylemeye çalışmaktan çok daha önemlidir.
Translate from Türkisch to Englisch

O, yalanlar söylemeye devam etti.
Translate from Türkisch to Englisch

O bir şey söylemeye cesaret edemedi.
Translate from Türkisch to Englisch

O yalan söylemeye çekinmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Adam ayağa kalktı ve şarkı söylemeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ona gerçeği söylemeye isteksizim.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun ne söylemeye çalıştığını anlıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

İnsanlar ayağa kalktı ve şarkı söylemeye başladı.
Translate from Türkisch to Englisch

O'nun mükemmel bir piyanist olduğunu söylemeye gerek yok.

Delikanlı iken şarkı söylemeye başladım.

Onun ne söylemeye çalıştığını anlayabiliyor musun?

Ne söylemeye çalıştığını anlayamıyorum.

O kendini kaybetti ve bana kötü sözler söylemeye başladı.

O şarkı söylemeye devam etti.

Bunu söylemeye nasıl cesaret edersin!

Böyle bir şeyi ona söylemeye nasıl cesaret edersin.

Bunu söylemeye nasıl cesaret edersin ?

Sana söylemeye gerek olmadığını anlıyorum.

Tom'a söylemeye gerek olmadığını anlıyorum.

Bir şey söylemeye çalışmıyorum.

Tom'a söylemeye gitmeliyim.

Sana endişelenmene gerek olmadığını söylemeye geldim.

Tom'un ne söylemeye çalıştığını anlamak zordu.

Tom'a söylemeye gideceğim.

Şimdi şarkı söylemeye başla.

Ona duyduğum sevginin yalan olduğunu kimsenin söylemeye hakkı var mı?

Odada bir baskı hissi vardı; Hiç kimse krala kararının ne kadar aptalca olduğunu söylemeye cesaret etmedi.

Tom şarkı söylemeye başladı.

Tom ilahi söylemeye başladı.

Tom şarkı söylemeye devam etti.

Niçin iyi haberi Tom'a söylemeye gitmiyorsun?

Gerçeği biliyorum ve siz yanlış yolda giden insanlara bunu söylemeye şimdilik niyetim yok.

Tom'u doğruyu söylemeye ikna ettim.

Tom bir şey söylemeye başladı.

Bana ne söylemeye çalıştığını anlayamıyorum.

Develerin Orta Doğuda çok yararlı olduğunu söylemeye gerek yok.

Kuşlar sabah şarkı söylemeye başladı.

Onun ne söylemeye çalıştığını anlayamıyorum.

Tom'a ne olduğunu söylemeye niyetliyim.

Bana ne söylemeye çalıştığını biliyorum.

Ona söylemeye cesaret edemiyorum.

Aniden annem şarkı söylemeye başladı.

Tom Mary ile birlikte şarkı söylemeye başladı.

Tom bir şey söylemeye cesaret etmedi.

Ona söylememi istediğin şeyi Tom'a söylemeye kesinlikle niyetim yok.

İlgilenen birine söylemeye git.

Tom'a gerçeği söylemeye karar verdim.

Tom masum olduğunu söylemeye devam etti.

Tom tam olarak ne söylemeye çalışıyor?

Tom Mary'ye önemli bir şey söylemeye çalışıyordu fakat o dinlemiyordu.

Tom ne söylemeye çalışıyor.

Ona gerçeği söylemeye karar verdim.

Şarkı söylemeye başladı.

O, şarkı söylemeye başladı.

Belki Tom bana bir şey söylemeye çalışıyor.

Bir şarkı söylemeye geldi.

Buraya sana Tom'u bulduğumu söylemeye geldim.

Birbirimize yalan söylemeye devam edecek miyiz?

Söylemeye gerek yok, her zamanki gibi okula geç kaldı.

Yalnızca üzgün olduğumu söylemeye geldim.

Sana ne söylemeye çalıştığımı anlamıyor musun?

Yalan söylemeye eğilimli.

Bence bu, Tom'un bana söylemeye çalıştığı şeydir.

Öğretmenimiz bir şarkıyı çok güzel söylemeye başladı.

Hiçbir şeyin sağlıktan daha önemli olmadığını söylemeye gerek yok.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch