Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "sürekli"

Lernen Sie, wie man sürekli in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Yüzme havuzlarında su sürekli olarak bir filtreden geçirilerek pompalanır.
Translate from Türkisch to Englisch

Acemi asker skandalı kamu görevlilerini ve rüşvet olarak RecruitCoscom'dan gizli payları alan politikacıları ilgilendiren bir rüşvet skandalıdır. Hisseler sürekli yükseliyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Sürekli gürültü bizi sağır etti.
Translate from Türkisch to Englisch

Aşk, sürekli olarak gizem ve sefalettir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu dünyada değişkenlikten başka sürekli bir şey yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch

Çadırda sürekli konuştuk.
Translate from Türkisch to Englisch

O, sürekli olarak ülkeyi terk edeceğini söylüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Lindbergh'in tek başına sürekli transatlantik uçuşu kayda değer bir başarıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun sürekli şikâyet konuşması beni sinirlendirdi.
Translate from Türkisch to Englisch

Tüm gün sürekli yağmur yağdı.
Translate from Türkisch to Englisch

O çocuğun sürekli çığlığı saçlarımı ağarttı.
Translate from Türkisch to Englisch

Latince sürekli bir dildir.
Translate from Türkisch to Englisch

Sürekli burnumu temizlemek zorundayım.
Translate from Türkisch to Englisch

Karısı ona sürekli dırdır ediyor.
Translate from Türkisch to Englisch

O, sürekli nevraljiden acı çekmektedir.
Translate from Türkisch to Englisch

Nostaljik anlarda biz neredeyse sürekli olarak çocukluğu düşünme eğiliminde olabiliriz.
Translate from Türkisch to Englisch

Tek başına değişim, sürekli, sonsuz ve ölümsüzdür.
Translate from Türkisch to Englisch

Nüfusta sürekli bir artış vardı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sürekli onunla beslenerek yaşayamayız.
Translate from Türkisch to Englisch

Peter sürekli annesiyle telefon görüşmesi yapıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Sürekli olarak doğum kontrol hapı alan insanların hamile kalmayacaklarını biliyor muydunuz?
Translate from Türkisch to Englisch

Hasta sürekli iyileşiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

John sürekli hatalar yapıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun çalışmaları yavaş ama sürekli gelişiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

İnsanlar kendilerini düşünemedikleri için onu sürekli başkalarını kopyalayan insanlar yaparlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Kar bu sabahtan beri sürekli yağıyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sürekli olarak Japonya'da yaşamaya niyetleniyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sürekli TV izler.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un favori şarkıcısı sürekli değişiyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Hayatta başarı sürekli çaba gerektirir.
Translate from Türkisch to Englisch

O sürekli meşgul.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom, onlar ilkokuldayken, sürekli Mary'ye sataşırdı.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sürekli Mary hakkında düşünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sürekli hikayeler yazar.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom'un çok fazla elbisesi yok. Onun sürekli aynı şeyi giydiğini görmenin nedeni budur.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary birbirine sürekli yalan söyler.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ve Mary sürekli birbirlerine hakaret eder.
Translate from Türkisch to Englisch

Nihayet sürekli formumu yeniden kazandım.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben sürekli şikâyet etmenden bıktım.
Translate from Türkisch to Englisch

O sadece babasının mezarından önce sürekli ağladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Sally saç stilini sürekli değiştiriyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, sürekli meşgul.
Translate from Türkisch to Englisch

O sürekli aktif.
Translate from Türkisch to Englisch

İnsanlar sürekli yaşayamazlar.

Beni sürekli rahatsız etme, ben meşgulüm.

Sürekli seni düşünüyorum.

O, sürekli şikâyet ediyor.

O sürekli konuşuyordu.

O, sürekli olarak ağlamayı sürdürdü.

Dükkân sürekli olarak kapandı.

Onlar sürekli olarak konuşmayı sürdürdüler.

O, sürekli olarak sigara içmeye devam etti.

O, sürekli mektuplar yazıyor.

O sürekli onu düşünüyor.

O, benden sürekli olarak ödünç para alıyordu.

O sürekli şarkı söyledi.

Fiyatlar son on yıl boyunca sürekli arttı.

Pirinç sürekli satılan bu ürünlerden biridir.

Sürekli yağmur yağdı.

Asla sürekli bir işim olmadı.

Sürekli üzerimde bir yorgunluk hissediyorum.

Japonyanın savaş sırasında açlığa karşı sürekli bir mücadele verdiğini söyleyebiliriz.

Sürekli olarak isimleri unutuyorum.

Fiyatlar sürekli artmaktadır.

Sürekli televizyon izliyorsun.

Karımla sürekli tartışırım.

Bu hafta boyunca sürekli meşguldüm.

Sürekli şekerleme yapıyordu.

Fiyatlar sürekli tırmanmaktadır.

Erkek kardeşlerim sürekli çevresine şakalar yapıyor.

Sürekli desteğinize minnettarız.

Bu eski araba sürekli arıza yapıyor.

Çiftçiler sürekli havadan şikayet eder.

Annesi sürekli bundan şikayet eder.

Dükkânı sürekli müşteri kaynıyor.

Bilgisayarlar sürekli geliştiriliyorlar.

Kuzey rüzgarı bütün gün sürekli esti.

Hasta adam sürekli dikkat gerektiriyordu.

İnsanların isimlerini sürekli unutuyorum.

Sürekli o konu hakkında düşündü.

Kız kardeşim sürekli çizgi roman okuyor.

Bazı çocuklar sürekli video oyunu oynar.

Yaşamanın maliyeti sürekli yükseliyor.

Gece yarısı sonrasına kadar sürekli konuştular.

Ona sürekli olarak terbiyesini takınmasını söylüyorum.

Kocası hakkında sürekli şikâyet ediyor.

Beynin sürekli bir kan kaynağına ihtiyacı var.

Annesi sürekli olarak bundan şikâyet ediyor.

Amcam sürekli olarak ailesine başına bela olur.

Bana sürekli soru sorup durma!

Sürekli olarak bana sorular sormaya devam etti.

Onlar sürekli olarak birbirlerini geçmeye çalışıyorlar.

Bu civardaki barlara ve birahanelere sürekli takılır.

Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.

Sürekli hatalar yapıyorsun.

O sürekli ağladı.

Coğrafya öğrencisi isen, sürekli harita kullanmalısın.

Tom'un sürekli tartışması onun sınıf arkadaşlarından bazılarını kızdırmaktadır. Fakat, sınıfın çoğu onu görmezden gelmeyi henüz öğrendi.

O kötü huylu oldu, sürekli karısının yemeklerini eleştirdi ve midesindeki bir ağrıdan şikâyet etti.

Biz sürekli dövüşürüz.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch