Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "sıradan"

Lernen Sie, wie man sıradan in einem Türkisch Satz verwendet. Über 100 handverlesene Beispiele.

Uzaylı öğretmeniyle evlenen sıradan bir Japon okul çocuğu hakkındaki bir anime. Japonya'da böyle şeyler olur.
Translate from Türkisch to Englisch

O sıradan bir öğrenci değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Benim sıradan insanlara hiç ilgim yok.
Translate from Türkisch to Englisch

Sıradan insanlar muazzam bir güce sahip.
Translate from Türkisch to Englisch

Polis Tom'a sıradan bir suçlu gibi davrandı.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu sıradan bir yetenek değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

O sıradan bir şarkıcı değildir.
Translate from Türkisch to Englisch

O, sıradan bir fırtına değildi.
Translate from Türkisch to Englisch

O sadece sıradan bir insan.
Translate from Türkisch to Englisch

1920'li yıllarda Almanya'da enflasyon o kadar yüksekti ki, ısınmak için para yakmak sıradan bir durumdu.
Translate from Türkisch to Englisch

O sıradan bir partiydi.
Translate from Türkisch to Englisch

O sadece sıradan bir öğrencidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben sadece sıradan bir ofis çalışanıyım.
Translate from Türkisch to Englisch

O, sadece sıradan bir kişidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Sıradan insanlara güvenmiyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

O, sadece sıradan bir büro çalışanıdır.
Translate from Türkisch to Englisch

Hem onlar hem de siz sıradan insanlarsınız.
Translate from Türkisch to Englisch

Sizin yanınız sıra, onlar da sıradan insanlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Sıradan işlerle tanıştılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun sıradan bir adam olduğunu bir bakışta anladım.
Translate from Türkisch to Englisch

Kalabalık caddede sıradan bir toplantı yaptık.
Translate from Türkisch to Englisch

Patatesleri sıradan bir bıçak yerine patates soyacağı ile soymayı tercih ederim.
Translate from Türkisch to Englisch

O sıradan bir hayduttan başka bir şey değil.
Translate from Türkisch to Englisch

O sıradan bir adam değil.
Translate from Türkisch to Englisch

Çok sıradan bir hayat sürüyoruz.
Translate from Türkisch to Englisch

Olgun insanlar fikirler hakkında konuşur, aydınlar gerçekler hakkında, ve sıradan insanlar da ne yedikleri hakkında konuşurlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Sıradan insanlar sıradan çözümler öne sürmez mi?
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sadece sıradan bir adam.
Translate from Türkisch to Englisch

Sıradan bir erkeğin yaşam amacı üç şeyden oluşur: yeme, içme ve yiyişme.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben sadece sıradan bir kızım.
Translate from Türkisch to Englisch

Din sıradan insanların metafiziğidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Onlar sıradan insanlar.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu filmdeki kadınlar çok sıradan bir şekilde giyinmişler.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben sıradan biri değilim.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom her zamankinden biraz daha sıradan giyinmiş.
Translate from Türkisch to Englisch

Popüler olmak için sıradan olmalısın.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom sıradan görünümlü bir adam.
Translate from Türkisch to Englisch

Sıradan bir kızım sadece.
Translate from Türkisch to Englisch

Koko sıradan bir goril değil.
Translate from Türkisch to Englisch

O sıradan görünümlü.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben sıradan bir kişiyim.
Translate from Türkisch to Englisch

Olağanüstü şeyler asla basit ve sıradan yollarla gerçekleşmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Makyajsız sıradan bir kız görmeniz belki tuhaf.
Translate from Türkisch to Englisch

Ucuz bir restoranda sıradan bir akşam yemeği yedik.
Translate from Türkisch to Englisch

Meryem oldukça sıradan biri, ama Tom onu bulunmaz Hint kumaşı gibi görüyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Onun gücü, sıradan bir insanınkinden çok daha büyüktür.

Sıradan.

Böyle zor zamanlarda girişimin hiçbir sıradan derecesi şirketi tehlikeden uzak tutmayacaktır.

Tom sadece sıradan bir erkek.

Bunlar sadece herkese sorduğumuz sıradan sorular.

Biz sıradan insanlar için teknoloji geliştiriyoruz.

O sadece sıradan bir kız.

Ben İngilizcenin yaygın, sıradan bir dil olduğu Kanada'da yaşıyorum.

Ben sadece kaybedecek hiçbir şeyi olmayan sıradan bir adamım.

Sıradan bir gün işte.

Tom sıradan görünümlü biri.

Tom sadece sıradan bir insan.

Bu sıradan bir görevdir.

Ben sadece sıradan bir erkeğim.

Tom sadece sıradan bir Joe.

Tom sıradan görünmeye başladı.

Mary sadece sıradan bir kız.

Tom düz, sıradan bir çocuktu.

Bana sıradan bir insan gibi davranma.

Bu sadece Boston'da sıradan bir gün.

O mükemmel sıradan bir kız.

Aynı şekilde, sıradan insanların böylesine lüks malları satın almaya parasal güçleri yetemez.

Tom sadece sıradan bir genç çocuk.

O, sıradan kitaplarımı düşürdü.

Maria çok kibar, sıradan bir kız.

Bu andan itibaren, Elsa'nın hayatı sıradan mutlu çocuğun hayatıydı.

Bugün de sıradan bir gün gibi başladı.

Tom sıradan bir adam değil.

Mucizeler sıradan.

Parası için onunla evlendi ve onun sıradan yaşantısına katlanamadı.

O sıradan oyuncularla sıradan bir filmdi.

Sıradan bir uyarı birine zarar verebilir.

Beni sadece sıradan bir insan gibi düşünmeyi bırak.

Jamal artık sadece sıradan bir adam değil.

Fadıl'ın yeni gelini sıradan bir kız değildi

Leyla sıradan bir ev hanımıydı.

Leyla sıradan bir ev kadınıydı.

Tom benim için sıradan biri gibi görünüyor.

Tom sizin sıradan politikacınız değildir.

Ejderha sıradan silahlarla öldürülemez.

Ejderhanın pulları sıradan oklarla delinemez.

Sıradan oklar ejderhanın pullarını delemez.

Tycho sıradan biri olan Kirsten'e aşık oldu.

Ejderhaya sıradan silahlarla zarar verilemez.

Sıradan silahlar ejderhaya zarar veremez.

Sami çok sıradan bir hayat sürdü.

O sıradan bir kişi olarak kalmaya çalışıyor.

Tom sıradan olmak için çok çalışıyor.

O her zaman çok sıradan giyinir ve renk veya stille ilgilenmez.

Sami sıradan hayata geri döndü.

Tom sıradan giyinmişti.

Sami sıradan bir Müslüman'dı.

Duygusuz, hiçbir anlama bağlı kalamayan sıradan biriyim.

Çomarland'da sıradan bir gün.

Sami sıradan bir ailede büyüdü.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch