Lernen Sie, wie man sonsuz in einem Türkisch Satz verwendet. Über 65 handverlesene Beispiele.
Bilgelik sonsuz bir hazinedir.
Translate from Türkisch to Englisch
Tek başına değişim, sürekli, sonsuz ve ölümsüzdür.
Translate from Türkisch to Englisch
İnsanoğluna sonsuz potansiyel bahşedilmiştir.
Translate from Türkisch to Englisch
Lyusua Mahler'i dinlerken hep ölümü ve sonsuz yaşamı düşünüyordu.
Translate from Türkisch to Englisch
Evren sonsuz mudur? Genişlemeye devam eden şey sence sonsuz mudur?
Translate from Türkisch to Englisch
İnsanın gerçekten yapmak istemediği bir sürü istekleri vardır, ve aksini düşünmek bir yanlış anlama olurdu.O onların istekler kalmasını ister, onların sadece onun hayalinde değeri vardır; Onların yapılması ona karşı daha şiddetli bir hayal kırıklığı olurdu. Böyle bir istek sonsuz hayat için istektir.Eğer onlar yerine getirilse, insan sonsuza kadar yaşamaktan tamamen usanırdı ve ölümü isterdi.
Translate from Türkisch to Englisch
Biz insanlar bu sonsuz evrende yalnız mıyız?
Translate from Türkisch to Englisch
Sonsuz destek için teşekkür ederim!
Translate from Türkisch to Englisch
Bu sonsuz boşluğun ebedi sessizliği beni korkutuyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Bilim insanlarına, sanatçılara, yazarlara ve mucitlere saygım sonsuz.
Translate from Türkisch to Englisch
O zamandan beri, gözlerindeki sonsuz gecede amaçsızca dolaştım.
Translate from Türkisch to Englisch
Geçmiş ve gelecek yok; her şey sonsuz bir şimdikilikte akıyor.
Translate from Türkisch to Englisch
Hiçbir amacı yokmuş gibi görünen ama var olmaktan başka bir kaderi olmadığı da açık olan bir sonsuzluktaki sonsuz gelecekte neler olacak?
Translate from Türkisch to Englisch
Kendime güvenim sonsuz.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun yeteneklerine sonsuz güvenim var.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonsuz aşk yoktur.
Translate from Türkisch to Englisch
Ayın üstünde, her şey sonsuz; altında, insanoğlu hariç bir şey yok.
Translate from Türkisch to Englisch
Yer çekimi etkisi her nesneden uzaya doğru her yönde ve sonsuz bir mesafede uzanır.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonsuz yaşam istiyorum!
Translate from Türkisch to Englisch
Bu aptallık tarafından sonsuz bir şekilde rahatsız oluyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun sonsuz aşkına katlanamıyorum.
Translate from Türkisch to Englisch
Dünya görünüşte sonsuz karmaşanın olduğu bir yer.
Translate from Türkisch to Englisch
Bazı Batılılar ruhlarının var olduğuna ve sonsuz yaşama sahip olduklarına artık inanmıyorlar.
Translate from Türkisch to Englisch
Ölümden sonraki sonsuz yaşama inanır mısın?
Translate from Türkisch to Englisch
Sonsuz korku, sonsuz barış.
Translate from Türkisch to Englisch
Yaşam sonsuz uykudan önceki kısa bir yürüyüştür.
Translate from Türkisch to Englisch
Evren sonsuz mudur?
Translate from Türkisch to Englisch
O sonsuz kaynaklara sahiptir.
Translate from Türkisch to Englisch
Onun sonsuz kaynakları var.
Translate from Türkisch to Englisch
Güneş; ışık, ısı ve hayatın sonsuz kaynağıdır.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu zalim dünyada hiçbir şey sonsuz değildir, dertlerimiz bile.
Translate from Türkisch to Englisch
O, çalışması sayesinde sonsuz üne ulaştı
Translate from Türkisch to Englisch
Onun gözlerinden sonsuz bir gözyaşı akışı düştü.
Translate from Türkisch to Englisch
Sonsuz kar artık o kadar da sonsuz değil gibi görünüyor.
Translate from Türkisch to Englisch
O her birimize sonsuz yaşam için ödeme yaptı.
Translate from Türkisch to Englisch
Kozue öğretmenin dersinin, donuk, sıkıcı ve sonsuz olduğunu düşündü.
Translate from Türkisch to Englisch
Bu toplantılar sonsuz ve verimsizdirler.
Translate from Türkisch to Englisch
Şüphe yok ki evren sonsuz.
Güneşin son ışınları sonsuz deniz üzerine yansıyor.
Öğretmenim, sonsuz yaşamı miras olarak almak için ne yapayım?
Sen benim sonsuz sadakatime sahipsin, Kaptan.
Korkulu bir son sonsuz bir korkudan daha iyidir.
Sonsuz olanaklar vardır.
Sonsuz olasılıklar vardır.
Trump, Orta doğu'da sonsuz bir savaş istiyor.
İntikam sonsuz bir döngüdür.
İntikamın sonsuz döngüsü sadece affedilerek kırılabilir.
Sadece affetmek, sonsuz intikam döngüsünü kırabilir.
Sonsuz sayıda kedi tarafından başarılamayacak hiçbir şey yoktur.
Latin Amerika sonsuz bir komünist ormanı değildir.
Sanırım evrende sonsuz sayıda finansal kriz var.
Bu hikayenin sonsuz varyasyonu vardır.
Hayat sonsuz bir mücadeledir.
Sonsuz sayıda sayı vardır.
Bu nedenle cesaretimizi yitirmeyiz. Her ne kadar dış varlığımız harap oluyorsa da, iç varlığımız günden güne yenileniyor. Çünkü geçici, hafif sıkıntılarımız bize, ağırlıkta hiçbir şeyle karşılaştırılamayacak kadar büyük, sonsuz bir yücelik kazandırmaktadır. Gözlerimizi görünen şeylere değil, görünmeyenlere çeviriyoruz. Çünkü görünenler geçicidir, görünmeyenlerse sonsuza dek kalıcıdır.
Çünkü Tanrı dünyayı o kadar çok sevdi ki, biricik Oğlu'nu verdi. Öyle ki, O'na iman edenlerin hiçbiri mahvolmasın, hepsi sonsuz yaşama kavuşsun. Başka hiç kimsede kurtuluş yoktur. Bu göğün altında insanlara bağışlanmış, bizi kurtarabilecek başka hiçbir ad yoktur.
Latince sonsuz bir dildir.
Bir çocuğun çevresini anlamaya çalışmasındaki sonsuz merakı görüyorum; yani daha iyi bir toplum için hâlâ umut var demektir.
Dünyanın en gelişmiş süper bilgisayarını test etmek için önde gelen bilimadamları davet edilmiş. Herkes sırayla bilgisayarın olduğu odaya girip en zor soruları sorup birkaç saniyede cevabını alıp çıkıyormuş. Sıra Temel'e gelip uzun süre odadan çıkmayınca herkes meraklanıp odaya girerek Temel'e bilgisayara ne sorduğunu sormuşlar. Temel de "'Ne var ne yok?' diye sordum la uşaklar" demiş. Meğer bilgisayar evrende var olan ve olmayan sonsuz sayıdaki şeyi sıralamakla meşgulmüş.
Korkunç bir son, sonsuz korkudan daha iyidir.
Bizim aşkımız sonsuz.
Sonsuz yaşam önlenemez bir insan arzusudur.
Kışın o barid ve çetin atmosferinin üzerimizden hiç kalkmayacakmış hissinin, sonsuz kudretin şirin rahmetiyle ne kolay çözüldüğünü, ölmüş, kurumuş ağaçların ne kadar hızlı ve sühuletle yeşillenip çiçeklendiğini, defaten milyonlarca hayvanın etrafta nasıl cevelan eder hale geldiğiyle giderildiğini baharın gelmesiyle gösterir.
Evren sonsuz, öyle ki hayal etmek bile imkansız!
Sonsuz bir gezgin olmak çok ürkütücü.