Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms
Mate logo
Home
Apps
MacMac + SafariiOSiPhone + iPadChromeGoogle ChromeFirefoxMozilla FirefoxOperaOperaEdgeMicrosoft Edge
BlogHilfe-CenterKontakt
Apps

iPhone + iPad

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Mac + Safari

Hilfe-Center, Versionshinweise, Download

Google Chrome

Hilfe-Center, Download

Mozilla Firefox

Hilfe-Center, Download

Opera

Hilfe-Center, Download

Microsoft Edge

Hilfe-Center, Download
Kundendienst
DownloadHilfe-CenterUnterstützte SprachenEine Rückerstattung beantragenPasswort zurücksetzenLizenzschlüssel wiederherstellenDatenschutzrichtlinie
AUF DEM LAUFENDEN BLEIBEN
KontaktTwitterBlog
SPRACHE
Kostenlose Dienste
Web-ÜbersetzerVerb-KonjugatorDer Die Das nachschlagenUsage examplesWordsDefinitionIdioms

Türkisch Beispielsätze mit "suda"

Lernen Sie, wie man suda in einem Türkisch Satz verwendet. Über 83 handverlesene Beispiele.

O küçük bir tekne ile suda ilerliyor.
Translate from Türkisch to Englisch

Balıklar suda yaşar.
Translate from Türkisch to Englisch

Havadan gelen oksijen suda çözülür.
Translate from Türkisch to Englisch

Buz gibi suda yüzmeyi denemesi çılgınlıktı.
Translate from Türkisch to Englisch

O balık tatlı suda yaşar.
Translate from Türkisch to Englisch

Suda bir gecede ıslanmış elbiseler ağırdılar.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüzmeyi çok iyi bilmediğim için, boyumu aşan suda yüzmekten sakınırım.
Translate from Türkisch to Englisch

Yağ suda yüzer.
Translate from Türkisch to Englisch

Şeker suda çözünür.
Translate from Türkisch to Englisch

Balığın suda su sıçrattığını gördük.
Translate from Türkisch to Englisch

Sığ suda dalmak tehlikeli.
Translate from Türkisch to Englisch

Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşar.
Translate from Türkisch to Englisch

Balıklar suda yüzer.
Translate from Türkisch to Englisch

Seni bir kaşık suda boğasım var.
Translate from Türkisch to Englisch

Elim ılık suda.
Translate from Türkisch to Englisch

Bu, suda çözünmez.
Translate from Türkisch to Englisch

Orada suda bir kuğu var.
Translate from Türkisch to Englisch

Şeker, sıcak suda erir.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir bardak suda boğuluyorsunuz.
Translate from Türkisch to Englisch

Yağın özelliklerinden biri suda yüzmemesidir.
Translate from Türkisch to Englisch

Soğuk suda yüzebilirim.
Translate from Türkisch to Englisch

Petrolün suda yüzdüğünü bilmiyor muydun?
Translate from Türkisch to Englisch

Bir bardak suda fırtına koparır.
Translate from Türkisch to Englisch

Onları tuzlu suda yıkadık.
Translate from Türkisch to Englisch

Bir kaşık suda fırtına!
Translate from Türkisch to Englisch

Kimileri, bir bardak suda fırtına kopararak, yersiz gerginlikler meydana getirir.
Translate from Türkisch to Englisch

Suluboya tablo suda çözünen boyalarla yapılmış bir tablodur.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüzme öğrenmek için öncelikle suda yürümeyi öğrenmelisin.
Translate from Türkisch to Englisch

Pudra suda çözünür.
Translate from Türkisch to Englisch

Suda 1/10 oranında seyreltilmiş idrar mükemmel bir gübredir.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom onu çok sıcak olan suda yıkayarak en sevdiği gömleğini mahvetti.
Translate from Türkisch to Englisch

Tom ayakları suda iskelede oturdu.
Translate from Türkisch to Englisch

Foklar karada sakar ve hantal, suda ise çok zariftir.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüzücüler dikkat! Suda çok uzun kalmayın. Oranın aralık ayında donduğunu hatırlayın.
Translate from Türkisch to Englisch

Gümüş klorür tamamen suda çözünür değil.
Translate from Türkisch to Englisch

"Suda yayılır, karada bayılır." "Balık."
Translate from Türkisch to Englisch

Güneş eski yelkenlinin önündeki suda parlıyordu.
Translate from Türkisch to Englisch

Buz, suda eridi.
Translate from Türkisch to Englisch

O dondurucu suda yüzmeye çalışmak onun çılgınlığıydı.
Translate from Türkisch to Englisch

Suda kan var.
Translate from Türkisch to Englisch

Suda bir yılan balığı var.
Translate from Türkisch to Englisch

Ve sonra insanoğlunun suda yaşayamadığını hatırladı.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben tuzlu suda yüzmekten hoşlanırım.
Translate from Türkisch to Englisch

Suda boğulmayla ilgili bu rüyayı görüp duruyorum.
Translate from Türkisch to Englisch

Ben suda yaşayamam. Ben balık değilim.
Translate from Türkisch to Englisch

Yüzme suda uygulanan bir spordur.
Translate from Türkisch to Englisch

Sazan ve alabalık gibi balıklar tatlı suda yaşamaktadır.
Translate from Türkisch to Englisch

Toz suda çözünür.
Translate from Türkisch to Englisch

"Suda bir köpekbalığı var "diye fısıldadı.
Translate from Türkisch to Englisch

Suda yürüyebilen birini tanıyorum.

Çocuk nasıl yüzeceğini biliyor bu yüzden suda boğulmayacak.

Bir elma suda yüzer ama bir armut yüzmez.

Bu suda yüzme.

Şeker sıcak suda çözülür.

Eğer bitkiler ve taşlar suda ise o zaman bu olur: bitkiler yüzer ve kayalar batar.

Çocuk çamurlu suda yürüdü.

Hapı suda kolayca erit ve iç.

Suda yüzen balığı görebiliyor musun?

Suda ahşap yüzecektir ve taş batacaktır.

Yumurta sıcak suda pişmeyecek.

Yanmış parmağı akan suda soğut.

Japonlar uyumaya gitmeden önce sıcak suda sırılsıklam olmayı severler.

Balık suda değil.

Bir bardak suda fırtına koparıyorsun.

Bir elma suda yüzecektir, bir armut yüzmeyecektir.

Bu akıntılı suda yüzmek çok risklidir.

Tom suda parlak bir şey gördü.

Bu süngeri suda ıslat.

Fok balıkları karada sakar ve gariptir, ancak suda çok zariftir.

Suda yüzen bazı küçük balıkları görebiliyorum.

Sonar suda "görmek" için ses dalgalarını kullanır.

Ali fırsat bulsa beni bir kaşık suda boğar.

Tom bana suda taş sektirmeyi öğretti.

Tuz suda çözünür.

Suda yürüyordu.

Suda sırtüstü yatabilir misin?

Suda batmadan durmayı bana öğretir misin?

Bu balığın tatlı suda yaşadığını düşünüyorum.

Suda garip bir tat var.

Bu balık tatlı suda yaşar.

Eğer suda parlak bir şey görsen şanslı olurdun.

Bir bardak suda fırtına.

Balıklar suda yüzerler.

Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch
Translate from Türkisch to Englisch